Tag Archives: yeni yıl

yeni yıl

Standard

Küçükken henüz iki haneli yaşlara geçmediğimiz dönemlerde yeni yıl benim için yılın en güzel zamanıydı. Hâlbuki o zamanlarda ülkemizde bu kadar çeşitli olanaklar yoktu. Yeni yıl coşkusunu yaşayıp hissedebileceğimiz süslü mü süslü ışıklı mı ışıklı alışveriş merkezleri yoktu. O zamanlarda sadece pastanelerde hissedebilirdiniz yeni yılın geldiğini… Bir de okulda yediğimiz öğle yemeğinde…

thumbnail_img_20161230_121220_548

Yeni yıl günü okul tatil havasında olurdu. Öğle yemeğinde aşçıbaşı amcamız Noel Baba kılığına girerdi. Yemek her zamankinden daha güzel olurdu. Daha doğrusu biz çocukların hoşuna gidecek yemekler olurdu. Ders yapılmazdı. Tüm gün eğlenirdik. Akşamları ise annemler biz çocukları bir evde toplarlar, kendileri de eğlenceye giderlerdi. Demiştim ya yeni yıl coşkusunu pastanelerde hissedebilirdiniz diye… Biz çocukları da mutlu edebilmek için mutlaka pastaneden yeni yıla özel bir pasta alınırdı. Annemler eve geldiğinde uyumuş olurduk. Küçükken yeni yıl bizim için arkadaşlarımızla oyunlar oynamak, pasta yemek ve 12’yi görmeden uykuya yenik düşmekti.

Günler haftaları, haftalar yılları, yıllar yılları kovaladı… Tek haneli yaşları geride bıraktık… İki haneli yaşlar geldi çattı. 20’li yaşlara kadar her şey güllük gülistanlıktı. 20’ler ile 30’lar arasında ise yılbaşı eğlenceleri dışarıdaki mekânlara taştı. Sabahlara kadar içki, müzik ve dans… 30’lardan 40’lı yaşlara vardığımızda ise işin rengi yavaş yavaş değişmeye başladı. Yeni yıl artık eskisi kadar heyecan verici değildi. O coşkuyu kaybetmiştik. 20’li ve 30’lu yaşlarda heyecanla ve coşkuyla süslenen evin ve yılbaşı ağacının yerini “aman yine yılbaşı geldi. Ne yapacağız ki? Nasıl eğleneceğiz ki? Her zamankinden daha sıkıcı oluyor yeni yıl eğlenceleri” gibi söylemler almaya başladı. Yine de arkadaşlarla paylaşılan yılbaşı gecelerinin tadına doyum olmuyordu. Çılgınlar gibi “âlemlere akmanın” yerini dostlarla “keyif sofrası” ve “sohbetleri” almaya başlamıştı.

Ve işte yine yeni yıl geldi çattı. Heyecan ve coşku var mı? Pek yok. Ne var derseniz? Yeni yıl için hedefler var. Amaçlar var. Yeni şeyler öğrenme ve kendini geliştirme isteği var. Sürekli okuma ve öğrenme isteği var. Gezme ve yeni yerler görme isteği var. Sergiler gezme, seminerler dinleme, kendimi geliştirme isteği var. Yoga konusunda daha ileri gitme, yapamadığı “asana”ları (duruş) yapma, en azından yapamadığı “asana”ları deneme ve yolculuğun tadını çıkarma azmi var. Kendim için yeni başlangıçlar yapma arzusu var. Yeni bir hobi edinme isteği var. Herkesin “neden yapmıyorsun” dediği kitap yazma dileği var. Yeni yıl, yeni istekler, hedefler, amaçlar, arzular, başlangıçlar… Ve yeni yılda tüm bunları yapma ve gerçekleştirme azmi…

2017’nin son yoga dersinde uzun bir meditasyon ve “savasana” (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) sonrasında öğrencilere dillendirdiğim şey… “2017 geldi ve geçti. 2017 tarih oldu. 2017 geçmiş oldu. Yogada geçmiş bizi ilgilendirmiyor. Geçmişe müdahale edemiyoruz, geçmişi değiştiremiyoruz. Geçmiş geçmişte kaldı ve unutun gitsin. 2018… Yeni bir yıl, yeni istekler, arzular, hayaller, hedefler, amaçlar… Ama henüz gelmedi. 2018 gelecek. Gelecek de şu an çok uzak… Sadece planlarımız ve hedeflerimiz var ama geleceğin bize ne getireceğini bilemediğimiz için üzerinde fazla kafa yormaya gerek yok. O an geldiğinde bakarız duruma. Peki ya şimdi, şu an? İşte tek gerçek şimdi ve şu an… Şimdi’nin, şu an’ın, içinde bulunduğumuz an’ın tadını çıkarmaya bakmalıyız. Biz konuşurken, yazarken bile şimdi, şu an geldi geçti. Şu an’da geçmiş oldu. Yeni yılda hedefimiz bu olsun. Sadece ve sadece içinde bulunduğumuz an’ı keyifle yaşayarak bir saniye öncesini ya da bir saniye sonrasını düşünmemek… Sadece ve sadece an’ı, şimdi’yi yaşayarak aslında tüm arzularımızın, hedeflerimizin, isteklerimizin ve hayallerimizin bizden o kadar da uzak olmadığını fark ederek…

Bir de umut olsun…  Umut hep olsun… 2018, ülkemiz ve dünyamız için daha güzel, daha huzurlu, sıkıntılardan uzak ve barış dolu bir yıl olsun… Sabahları daha aydınlık günlere uyanalım. Akşam gözlerimizi kapatırken huzur içinde gözlerimizi yumalım… Sevgi olsun, herkes birbirini daha çok sevsin… Herkes birbirini anlayabilsin… Barış, huzur, mutlu ve umutlu olalım… 2018!. Özellikle ülkeme daha aydınlık günler getir, olur mu?

Reklamlar

yeni yıl

Standard

Küçükken henüz iki haneli yaşlara geçmediğimiz dönemlerde yeni yıl benim için yılın en güzel zamanıydı. Hâlbuki o zamanlarda ülkemizde bu kadar çeşitli olanaklar yoktu. Yeni yıl coşkusunu yaşayıp hissedebileceğimiz süslü mü süslü ışıklı mı ışıklı alışveriş merkezleri yoktu. O zamanlarda sadece pastanelerde hissedebilirdiniz yeni yılın geldiğini… Bir de okulda yediğimiz öğle yemeğinde…

DSCF0012-002

Yeni yıl günü okul tatil havasında olurdu. Öğle yemeğinde aşçıbaşı amcamız Noel Baba kılığına girerdi. Yemek her zamankinden daha güzel olurdu. Daha doğrusu biz çocukların hoşuna gidecek yemekler olurdu. Ders yapılmazdı. Tüm gün eğlenirdik. Akşamları ise annemler biz çocukları bir evde toplarlar, kendileri de eğlenceye giderlerdi. Demiştim ya yeni yıl coşkusunu pastanelerde hissedebilirdiniz diye… Biz çocukları da mutlu edebilmek için mutlaka pastaneden yeni yıla özel bir pasta alınırdı. Annemler eve geldiğinde uyumuş olurduk. Küçükken yeni yıl bizim için arkadaşlarımızla oyunlar oynamak, pasta yemek ve 12’yi görmeden uykuya yenik düşmekti.

Günler haftaları, haftalar yılları, yıllar yılları kovaladı… Tek haneli yaşları geride bıraktık… İki haneli yaşlar geldi çattı. 20’li yaşlara kadar her şey güllük gülistanlıktı. 20’ler ile 30’lar arasında ise yılbaşı eğlenceleri dışarıdaki mekânlara taştı. Sabahlara kadar içki, müzik ve dans… 30’lardan 40’lı yaşlara vardığımızda ise işin rengi yavaş yavaş değişmeye başladı. Yeni yıl artık eskisi kadar heyecan verici değildi. O coşkuyu kaybetmiştik. 20’li ve 30’lu yaşlarda heyecanla ve coşkuyla süslenen evin ve yılbaşı ağacının yerini “aman yine yılbaşı geldi. Ne yapacağız ki? Nasıl eğleneceğiz ki? Her zamankinden daha sıkıcı oluyor yeni yıl eğlenceleri” gibi söylemler almaya başladı. Yine de arkadaşlarla paylaşılan yılbaşı gecelerinin tadına doyum olmuyordu. Çılgınlar gibi “âlemlere akmanın” yerini dostlarla “keyif sofrası” ve “sohbetleri” almaya başlamıştı.

Ve işte yine yeni yıl geldi çattı. Heyecan ve coşku var mı? Pek yok. Ne var derseniz? Yeni yıl için hedefler var. Amaçlar var. Yeni şeyler öğrenme ve kendini geliştirme isteği var. Sürekli okuma ve öğrenme isteği var. Gezme ve yeni yerler görme isteği var. Sergiler gezme, seminerler dinleme, kendimi geliştirme isteği var. Yoga konusunda daha ileri gitme, yapamadığı “asana”ları yapma, en azından yapamadığı “asana”ları deneme ve yolculuğun tadını çıkarma azmi var. Kendim için yeni başlangıçlar yapma arzusu var. Yeni bir hobi edinme isteği var. Herkesin “neden yapmıyorsun” dediği kitap yazma dileği var. Yeni yıl, yeni istekler, hedefler, amaçlar, arzular, başlangıçlar… Ve yeni yılda tüm bunları yapma ve gerçekleştirme azmi…

2015’in son yoga dersinde uzun bir meditasyon ve “savasana” (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) sonrasında öğrencilere dillendirdiğim şey… “2015 geldi ve geçti. 2015 tarih oldu. 2015 geçmiş oldu. Yogada geçmiş bizi ilgilendirmiyor. Geçmişe müdahale edemiyoruz, geçmişi değiştiremiyoruz. Geçmiş geçmişte kaldı ve unutun gitsin. 2016… Yeni bir yıl, yeni istekler, arzular, hayaller, hedefler, amaçlar… Ama henüz gelmedi. 2016 gelecek. Gelecek de şu an çok uzak… Sadece planlarımız ve hedeflerimiz var ama geleceğin bize ne getireceğini bilemediğimiz için üzerinde fazla kafa yormaya gerek yok. O an geldiğinde bakarız duruma. Peki ya şimdi, şu an? İşte tek gerçek şimdi ve şu an… Şimdi’nin, şu an’ın, içinde bulunduğumuz an’ın tadını çıkarmaya bakmalıyız. Biz konuşurken, yazarken bile şimdi, şu an geldi geçti. Şu an’da geçmiş oldu. Yeni yılda hedefimiz bu olsun. Sadece ve sadece içinde bulunduğumuz an’ı keyifle yaşayarak bir saniye öncesini ya da bir saniye sonrasını düşünmemek… Sadece ve sadece an’ı, şimdi’yi yaşayarak aslında tüm arzularımızın, hedeflerimizin, isteklerimizin ve hayallerimizin bizden o kadar da uzak olmadığını fark ederek…

sil baştan!

Standard

Bir yılı daha acısıyla tatlısıyla, neşesiyle hüznüyle geride bıraktık. Yeni bir yıla yepyeni ümitler ve beklentiler içinde giriyoruz her zaman olduğu gibi… Yeni olan herşey güzeldir aslında. Yeni bir elbise, yeni bir ayakkabı, yeni bir kitap aldığımızda seviniriz bir çocuk gibi. Yeni ve daha önceden hiç gitmediğimiz bir yere seyahat ettiğimizde mutlu oluruz. Yeni bir arkadaş edindiğimizde, yeni bir gruba katıldığımızda, yeni bir hobi edindiğimizde, yeni bir işe başladığımızda kendimizi hep mutlu, huzurlu ve yenilenmiş hissetmez miyiz?

424430_10150561136763812_379396943_n

İşte yeni yıl da hep böyle heyecanlı ve renkli girer hayatımıza sanki yeni doğmuş bir bebek gibi… Masum ve işlenmeye hazır… Tam da bu sebeple, yeni yılda yeni başlangıçlar yapmalı, hayatımızı sil baştan yaratmalıyız.
2015 yılını kendimizi şımartmaya ve mutlu etmeye adayalım. Anı yaşamaya, anı yakalamaya çalışalım. Geçmişten gelen tüm hüzünleri, acıları, yalnızlıkları, pişmanlıkları, olumsuzlukları silelim ve unutalım. Dünü dünde bırakalım. Geleceği de düşünmeyelim, bir ay sonrasını, bir gün sonrasını, hatta bir an sonrasını bile düşünmeyelim. Sadece ve sadece ana odaklanalım. Nefes aldığımız için, sağlıklı olduğumuz için, etrafımızda sevdiğimiz insanlar olduğu için mutlu olalım ve şükredelim.
Bu mutluluğumuzu sevdiğimiz işleri yaparak çoğaltalım. Bu ister sanatsal bir hobi olsun, ister sportif bir aktivite olsun, ister yoga yapmak, ister oturup kitap okumak, bir yudum çayı keyifle ve farkındalıkla içmek, seyahate çıkmak, yavru bir kediyi veya köpeği sevmek ve doyurmak, bir sevdiğine sarılmak, isterseniz de hayatınızı kazandığınız işi sevgiyle ve istekle yapmak olsun… Ne yapıyorsak yapalım, anda kalarak, anı yaşayarak ve sevgimizi vererek yapalım…
Hepimiz, bir şeyler dileriz yeni yıldan. Dileklerimizin bir an önce olması için, derin bir nefes alalım. Nefesimizi verirken, tüm enerjimizle ve içtenliğimizle dileklerimizi evrene yollayalım. En başta sağlık, mutluluk, huzur, sevgi, anlayış ve bolluk… Sonra canınız ne istiyorsa… Dileklerimiz illa ki ulvi olmayabilir. Bol kazanç, şans oyunlarında büyük ikramiyeyi kazanmak, daha iyi bir iş, akademik kariyer, seyahat etmek, bedenimizi şekle sokmak, güzelleşmek ve daha bir sürü şey…
Eski yılı uğurlarken, yaşadıklarımızı kabullenip, her yaşadığımızın olayın bizi daha çok büyütüp olgunlaştırdığının farkına varmak… İster fiziksel bir sıkıntı isterse duygusal ya da ruhsal sıkıntı olsun, başımıza gelen herşeyi kendi kendimize yaratıp çektiğimizi ve tüm bu deneyimlerin bizi büyütüp geliştirdiğini farketmek… Tüm bunlardan dolayı eski yıla teşekkür etmek…
Yeni yılı karşılarken tüm getirilerine açık olmak… Yeni deneyimlere kucak açmak… Yeni başlangıçlara hazır olmak… Yeni bir sayfa açmak ve hayatımızı yeniden düzenlemek… Adım adım ilerlemek… Attığımız her adımdan keyif almak… Varacağımız noktaya değil yolculuğun kendisine odaklanmak ve yolculuktan keyif almak…
Bu yeni yıl farkındalığımızın arttığı, kendimizi sevdiğimiz ve onayladığımız, yaşadıklarımızla biraz daha büyüyeceğimiz, yeni başlangıçlarla dolu bir yıl olsun…

yeni bir sayfa açarken…

Standard

Bir yılı daha acısıyla tatlısıyla, neşesiyle hüznüyle geride bırakıyoruz. Yeni bir yıla yepyeni ümitler ve beklentiler içinde giriyoruz her zaman olduğu gibi…

424430_10150561136763812_379396943_n

Yeni olan herşey güzeldir aslında. Yeni bir elbise, yeni bir ayakkabı, yeni bir kitap aldığımızda seviniriz bir çocuk gibi. Yeni ve daha önceden hiç gitmediğimiz bir yere seyahat ettiğimizde mutlu oluruz. Yeni bir arkadaş edindiğimizde, yeni bir gruba katıldığımızda, yeni bir hobi edindiğimizde, yeni bir işe başladığımızda kendimizi hep mutlu, huzurlu ve yenilenmiş hissetmez miyiz?
İşte yeni yıl da hep böyle heyecanlı ve renkli girer hayatımıza sanki yeni doğmuş bir bebek gibi… Masum ve işlenmeye hazır… Tam da bu sebeple, yeni yılda yeni başlangıçlar yapmalı, hayatımızı sil baştan yaratmalıyız.
Hadi kendimize bir güzellik yapalım. 2014 yılını kendimizi şımartmaya ve mutlu etmeye adayalım. Anı yaşamaya, anı yakalamaya çalışalım. Geçmişten gelen tüm hüzünleri, acıları, yalnızlıkları, pişmanlıkları, olumsuzlukları silelim ve unutalım. Geleceği de düşünmeyelim, bir ay sonrasını, bir gün sonrasını, hatta bir an sonrasını bile düşünmeyelim. Sadece ve sadece ana odaklanalım. Nefes aldığımız için, sağlıklı olduğumuz için, etrafımızda sevdiğimiz insanlar olduğu için mutlu olalım ve şükredelim.
Bu mutluluğumuzu sevdiğimiz işleri yaparak çoğaltalım. Bu ister sanatsal bir hobi olsun, ister sportif bir aktivite olsun, ister yoga yapmak, ister oturup kitap okumak, bir yudum çayı keyifle ve farkındalıkla içmek, bir seyahate çıkmak, yavru bir kediyi veya köpeği sevmek ve doyurmak, bir sevdiğine sarılmak, isterseniz de hayatınızı kazandığınız işi sevgiyle ve istekle yapmak olsun… Ne yapıyorsak yapalım, anda kalarak, anı yaşayarak ve sevgimizi vererek yapalım…
Hepimiz, bir şeyler dileriz yeni yıldan. Dileklerimizin bir an önce olması için, derin bir nefes alalım. Nefesimizi verirken, tüm enerjimizle ve içtenliğimizle dileklerimizi evrene yollayalım. En başta, sağlık, mutluluk, huzur, sevgi, anlayış ve bolluk… Sonra canınız ne istiyorsa… Dileklerimiz illa ki ulvi olmayabilir. Bol kazanç, şans oyunlarında büyük ikramiyeyi kazanmak, daha iyi bir iş, akademik kariyer, bol seyahat ve daha bir sürü şey…
Eski yılı uğurlarken, yaşadıklarımızı kabullenip, her yaşadığımızın olayın bizi daha çok büyütüp olgunlaştırdığının farkına varmak… Tüm bunlardan dolayı eski yıla teşekkür etmek…
Yeni yılı karşılarken, tüm getirilerine açık olmak… Yeni deneyimlere kucak açmak… Yeni başlangıçlara hazır olmak… Yeni bir sayfa açmak ve hayatımızı yeniden düzenlemek…
Bu yeni yıl farkındalığımızın arttığı, kendimizi sevdiğimiz ve onayladığımız, yeni başlangıçlarla dolu bir yıl olsun…

Yeni yıl, yeni ümitler ve yeni beklentiler…

Standard

Bir yılı daha acısıyla tatlısıyla, neşesiyle hüznüyle geride bırakıyoruz. Yeni bir yıla yepyeni ümitler ve beklentiler içinde giriyoruz her zaman olduğu gibi…
Yeni olan herşey güzeldir aslında. Yeni bir elbise, yeni bir ayakkabı, yeni bir giysi aldığımızda seviniriz bir çocuk gibi. Yeni ve daha önceden hiç gitmediğimiz bir yere seyahat ettiğimizde mutlu oluruz. Yeni bir arkadaş edindiğimizde, yeni bir gruba katıldığımızda, yeni bir hobi edindiğimizde, yeni bir işe başladığımızda hep kendimizi mutlu, huzurlu ve yenilenmiş hissetmez miyiz?
İşte yeni yıl da hep böyle heyecanlı ve renkli girer hayatımıza sanki yeni doğmuş bir bebek gibi… Masum ve işlenmeye hazır… İşte tam da bu sebeple, yeni yılda yeni başlangıçlar yapmalı, hayatımızı sil baştan yaratmalıyız.
Hadi kendimize bir güzellik yapalım. 2013 yılını kendimizi şımartmaya ve mutlu etmeye adayalım. Anı yaşamaya, anı yakalamaya çalışalım. Geçmişten gelen tüm hüzünleri, acıları, yalnızlıkları, pişmanlıkları, tüm olumsuzlukları silelim ve unutalım. Geleceği de düşünmeyelim, bir ay sonrasını, bir gün sonrasını, hatta bir an sonrasını bile düşünmeyelim. Sadece ve sadece ana odaklanalım. Nefes aldığımız için, sağlıklı olduğumuz için, etrafımızda sevdiğimiz insanlar olduğu için mutlu olalım.
Bu mutluluğumuzu sevdiğimiz işleri yaparak çoğaltalım. Bu ister bir güzel sanatlar hobisi olsun, ister sportif bir aktivite olsun, ister yoga yapmak, ister oturup kitap okumak, bir yudum çayı keyifle ve farkındalıkla içmek, bir seyahate çıkmak, yavru bir kediyi veya köpeği sevmek ve doyurmak, bir sevdiğine sarılmak, isterseniz de hayatınızı kazandığınız işi sevgiyle ve istekle yapmak olsun… Ne yapıyorsak yapalım, anda kalarak, anı yaşayarak ve sevgimizi vererek yapalım…
Bu yeni yıl farkındalığımızın arttığı, kendimizi sevdiğimiz ve onayladığımız, yeni başlangıçlarla dolu bir yıl olsun…