Tag Archives: savaşçı akışı

yogayla dans

Standard

Bir seneyi sona erdirirken nasıl bir yoga dersi yapmalıyım diye düşündüm durdum günlerce. Tüm senenin yorgunluğunu silmek için daha sakin ve içe döndüğümüz bir ders ile mi yoksa yepyeni bir yılı karşılayacağımız için hızlı ve dışa dönük bir ders ile mi? “Yin yoga” ile dinginleşmek mi yoksa “vinyasa yoga” ile içimizdeki enerjiden enerji üretmek mi? Günlerce sürdü bu ikilemlerim… Yeni yıl arifesindeki derslerime gittiğimde henüz karar verememiştim.

20140718_115637-1

O gün sabah özel dersim, akşam da grup dersim vardı. İçimdeki bu ikilemler ile sabah dersine gittim. Derse meditasyon ile başladığımızda hala ne tarz bir ders yapacağımı bilmiyordum. Öğrenci meditasyondayken ben de gözlerimi kapattım ve bir anlığına içime döndüm. “Şu an ben öğrenci olsam, yeni yıl arifesinde nasıl bir ders isterdim?” diye düşündüm. O an kararımı vermiştim. Dans edecektik. Yin yoga’daki “yang” bir akış olan “savaşçı akışı”nı yapacaktık.

Savaşçı akışı, “ashwa sanchalanasana” (yüksek hamle) ve “çömelme”lerle dolu bir akış olduğu için öncelikle bacakların içini ve kasıkları esnetmek gerekiyordu. O yüzden dersin başındaki “asana”larda en az iki dakika bekleyerek sadece kasları değil bağ dokularını da esnetmeye çalıştık. Meditasyon sonrası, kasıkları ve bacakların içini esnetmek için “utthita balasana”da (uzanmış çocuk) bir süre bekledik. “Marjaryasana-bitilasana” (kedi-inek esnetmesi) ile omurgayı esnettik ve “iğneden iplik” duruşu ile de omurgayı büktük. Bedeni ve omurgayı ısıttıktan sonra “adho mukha svanasana”ya (aşağı bakan köpek) geçtik. Bedenleri dansa hazırlamak için aşağı bakan köpek’te bedeni hareketlendirmeye başladık. Önce sağ sonra sol bacağı havaya kaldırdık. Kalçaları önce yan yana tuttuk ardından kalçaları üst üste getirdik. Yin yoga’da bacakla yapılan bu hareketlere “dragon tails” (ejderha kuyruğu) adı verilmekte… Sırada havadaki bacağı dizden büküp geriye doğru dönüp “camatkarasana” (vahşi şey) duruşu yapmak vardı. Bacak tekrar havaya ve bu sefer kollar ve bacaklar arasından ters tarafa… Ve “yan sopa” (vasisthasana)…

Tekrar “adho mukha svanasana” ve sağ bacak iki elin sağına yerleştirilip “ashwa sanchalanasana”. “Yüksek hamle” duruşunda bir süre bekledikten sonra dirseklerin üzerine yerleşip “uttan pristhasana” (kertenkele)… Tekrar “ashwa sanchalanasana” ve bu duruşta arkadaki bacağı dizden büküp bacağın önündeki kuadriseps kaslarını esnetme… Tüm bu akışı kuadriseps ve kasık kaslarını esnetmek için yapmıştık. “Marauding bear” (yağmalayan ayı) ile kalçayı önce sağa sonra sola döndürüp sağ ve sol kalçanın dışını iyice gerdiğimiz bir noktada bekleyip kalça kaslarını rahatlattık.

Bu akıştan sonra aşağı bakan köpeğe geçip bedeni biraz dinlendirdik ve tekrar sağ bacağı havaya kaldırıp “eka pada raja kapotasana” (güvercin) duruşuna geçtik. Kalçayı dışa döndüren kasları esnetmek için…

Kuadriseps kaslarını biraz daha esnetmek için “half saddle” (yarım eyer) ve iç bacakları biraz daha esnetmek için “water bug” (su böceği) yaptık. “Malasana” (dua tespihi/çelenk duruşu) ile kasıkları esnetmeye devam ettik ve “dangling” (ayakta öne eğilerek sağa sola sallanma) ile bacakların arkasındaki hamstring kaslarını rahatlattık.

Bacakları ve kalçaları iyice esnettikten sonra artık dans edebilirdik. “Savaşçı akışı”nı üçe bölüp öğretmeyi tercih ettim. Yin yoga eğitiminde biz de öyle öğrenmiştik ve çok daha kolay olmuştu dansa alışmak. İlk olarak savaşçı ataklarını çalıştık. “Ashwa sanchalanasana”da (yüksek hamle) sol bacak öndeyse sağ kol öne doğru uzatılıyordu. Ya da tam tersi. Savaşçı, üç atak yapıyordu. Öne doğru atak yapıyordu, sonra arkaya, sonra yine öne… Atakları bir süre çalışarak nabzı da hızlandırdık.

Ataklara iyice alıştıktan sonra sırada geri çekilmeler vardı. Savaşçı önce atak yapıyordu sonra geri çekilip düşmanını gözlemliyordu. İki kere geri çekiliyordu ama geri çekildiğinde düşmanına bakmayı ihmal etmiyordu. Bakışları düşmanın üzerindeydi. İki geri çekilmenin biri yerden diğeri ise yukarıdandı.

Geri çekilmeleri de hallettikten sonra akışın en başı ve sonu kalmıştı. Akışın başında ve sonunda savaşçı tek ayak üzerinde dengesini sağlıyor ve dikkatini topluyordu. Katıldığım yin yoga eğitmenlik kursunda öğretmenimiz bize bu akışı içimizden geldiği gibi yapmamızı tavsiye etmiş ve bu akışı bir dansa çevirebileceğimizi söylemişti. Hatta akışın başında ve sonunda tek ayak üzerinde bile dans edebileceğimizi ve kalça eklemini hareket ettirebileceğimizi ifade etmişti. Öğretmenimizin bu tavsiyeleri benim çok hoşuma gitmişti ve “savaşçı akışı”nı bu şekilde yapmaya ve öğretmeye karar vermiştim. O gündür bu gündür de savaşçı akışı benim için bir dans haline geldi.

Tabii ki her dansın kendine özgü bir müziği de olur. Bu dansa çok özdeşleştirdiğim bir şarkı var. Ne zaman “savaşçı akışı”nı yapacak ya da öğretecek olsam bu şarkıyı kullanıyorum. O gün de o şarkıyı çalmaya başladım. Şarkının girişi biraz uzun. O sırada sağ bacağı havaya kaldırıp, dizden büküp kalçayı dışa doğru döndürmeye başladık. Ve sözler başladığı ve melodi değiştiği anda ataklara başladık. Birinci atak, ikinci atak ve üçüncü atak… Yerden geri çekilme, yukarıdan geri çekilme… Ve en son arkadaki bacağı öne doğru çekip kalçayı dışa doğru döndürdükten sonra bacağı yere koyduk. Sol bacakta da aynı akış… Her bacak için üç tur yaptık akışı…

Beden iyice ısınmış, nabız da hızlanmıştı. Bedenleri soğutmak ve nabzı da yavaşlatmak için yine yin yoga’da kullanılan “golden seed” (altın tohum) adlı akışı kullandık. Bu akışı hızlı değil yavaş ve odaklanarak yaptık. İsteyenler gözlerini kapattı.

Üç tur sonunda “malasana” (çelenk/dua tespihi duruşu) yapıp yere oturduk. “Butterfly” (kelebek), “half butterfly” (yarım kelebek), “jathara parivartanasana” (karından burgu) ve “ananda balasana” (mutlu bebek duruşu) ile bedeni rahattıktan sonra sıra artık “savasana”ya (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) gelmişti.

Dersi bitirirken, bir seneyi daha devirirken, geçmişi geçmişte bırakmak, geleceği de düşünmemek ve planlamamak gerektiğini hatırlattım. Hayatta tek bir an vardı, o da “bu an”, “şimdi”ydi. Farkındalıkla yaşadığımızda, o an’da kalıyorduk ve o an’ı yaşıyorduk. “2014 yılında yaşadıklarımızı, acısı ve tatlısıyla geride bırakmak ve her yaşadığımız olayın bizi büyütüp olgunlaştırdığının farkına varmak…  İster fiziksel bir sıkıntı, isterse duygusal ya da ruhsal sıkıntı olsun, başımıza gelen her şeyi kendi kendimize yaratıp çektiğimizi ve tüm bu deneyimlerin bizi büyütüp geliştirdiğini fark etmek… Tüm bunlardan dolayı eski yıla teşekkür etmek… Yeni yılı karşılarken tüm getirilerine açık olmak… Yeni deneyimlere kucak açmak… Yeni başlangıçlara hazır olmak… Yeni bir sayfa açmak ve hayatımızı yeniden düzenlemek… Adım adım ilerlemek… Attığımız her adımdan keyif almak… Varacağımız noktaya değil yolculuğun kendisine odaklanmak ve yolculuktan keyif almak… An’ı yaşamak ve an’da kalmak…” Peki, neden danslı bir akışta karar kılmıştım? Dans bir meditasyondu. Bedenimizdeki atamadığımız olumsuz enerji strese yol açabiliyordu ve dans ederek bu enerjiyi bedenimizden atabilirdik. Müziği içimizde hissederek, bedeni müzikle bir hale getirip zihni susturabilirdik. Beden, zihin, ruh ve nefes birliği sağlayabilirdik. Ve dans ederek, bedene odaklanıp zihni susturup an’da kalabilir, an’ı yaşayabilirdik.

Reklamlar