Tag Archives: parivrtta surya yantrasana

pusula

Standard

Yoga derslerinde öğrencilerin en çok çalışmak istedikleri bölgeler sırt ve karın kasları… Ya da benim gittiğim yerlerdeki öğrenciler sırt ve karın odaklı ders yapmayı seviyor. Kişisel olarak tekdüze hayatı sevmediğim gibi derslerde de aynı “asana”ları (duruş) yapıp aynı tarz dersler yapmak istemiyorum. Hal böyle olunca da öğrencileri mutlu edecek değişik “asana”lar bulmaya ve çalıştırmaya çalışıyorum. Bulmak derken; bir süredir yapmadığım ve o nedenle de zihnimin derinlerine yerleşmiş “asana”ları hatırlamaya çaba gösteriyor ve derslerde yeni şeyler denemenin yollarını arıyorum.

2014-02-07 19.15.09

Geçen haftaki grup derslerinde öğrenciler sırt odaklı çalışmak istedi. Birkaç öğrenci de kalça kaslarını esnetmek istediklerini söylediklerinde yapacak tek bir şey kalmıştı. İki bölgeyi de çalıştıracak bir zirve duruşu bulmak ve bedeni bu duruşa hazırlamak. O günkü zirve duruşu “parivrtta surya yantrasana” (pusula) olacaktı.

Derse meditasyon ile başladıktan sonra bedeni “surya namaskara” (güneşe selam) serileriyle ısıttık. “Parivrtta surya yantrasana” için bacağın arkasındaki “hamstring”, kalçayı dışa çeviren kasları ve omuz kuşağını esnetmek ve omurgayı da burguya hazırlamak gerekiyordu. Dersin ilk yarısında “uttanasana” (ayakta öne eğilme), “vrksasana” (ağaç duruşu), “ardha baddha padmottanasana” (yarım lotusta ayakta öne eğilme), “ashwa sanchalanasana” (yüksek hamle), “anjaneyasana” (alçak hamle), “padangusthasana” (el ayağa uzanmış ayakta öne eğilme), “eka pada raja kapotasana” (güvercin), “garudasana” (kartal), “gomukhasana” (inek başı duruşu), “uttanasana”da, “ashwa sancahalanasa”da, “anjaneyasana”da ve “gomukhasana”da burgu ile bedeni hazırladık.

Zirve duruşunu yapmadan önce “half frog”da (yarım kurbağa) hamstringleri esnetmek için önce öndeki uzun bacağa sonra kasık kaslarını esnetmek için iki bacak arasına esnedik. “Paschimottanasana” (yerde öne eğilme) ile hamstring kaslarını iyice esnettikten sonra “rock the baby” (beşiği salla) duruşu ile kalçayı dışa çeviren kaslarını hazırlamaya başladık. “Rock the baby” sonrasında kalçayla içe ve dışa doğru daireler çizdik. “Parivrtta surya yantrasana” öncesinde “akarna dhanurasana” (okçu duruşu), “krounchasana” (balıkçıl duruşu) yaptık. Bu duruştan hemen sonra sağ bacağı sağ omzun üzerine yerleştirip sağ eli de yere koyduk. Omuz içeri doğru girerken bacağı geriye doğru ittiriyor ve hamstring kasları gerilerek bacak düz hale geliyordu. Bacak düzeldikçe omurga sola doğru dönüyordu. Sol el ile sağ ayağı yakalayıp omurgayı mümkün olduğunca sola doğru çevirdik ve “parivrtta surya yantrasana.” Kimisinin hamstring kasları esnek olduğu için duruşu oldukça iyi sergiledi. Kimisi dizlerini büktü ama duruşu kendi bedeninin elverdiği ölçüde yapmaya çalıştı. Herkes kendi deneyimini yaşadıktan sonra diğer tarafı da yaptık.

“Dandasana” (asa duruşu), “paschimottanasana” ve “setu bandhasana” (yarım köprü) ile omurgayı dengeledik. Dizleri çekip göğüs kafesine sarıldık (apanasana). Sırt üstü yatıp yerde pelvik tilt yaptıktan sonra “ananda balasana” (mutlu bebek duruşu) ile akışı tamamladık. “Savasana” (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) sonrasında dersi sona erdirdik.

O günlerde neden pusula duruşu aklıma gelmişti? Bir süredir ülkemizde yaşanan olaylar nedeniyle herkes şaşkın, üzgün ve mutsuz haldeydi. Sanki arabayla uzun yola çıkmış ve anayolda yolumuzu kaybetmiş gibiydik. Pusulamız şaşmıştı. O gün pusula duruşu yaparak beden, ruh ve zihnimizi tekrar bir araya getirmek ve şaşan pusulamızı düzeltmek için yoga yaptık. Ne zaman pusulamız şaşsa yoga bize yol gösterir ve ışığımız olur. Yeter ki beden, ruh ve zihnimiz bir ve bütün olarak yoganın bize sunduklarını iyi algılayıp dinleyebilelim…

Reklamlar

gerçek yoga

Standard
“Öğretmenim, ne zamandır gerçek yoga yapmamışız? Bugünkü ders çok hoşuma gitti.” Geçen hafta özel dersimde bu cümleyi duyduğumda, ders henüz bitmemişti. Öğrencime sözlü yönergeler vererek “asana”dan “asana”ya geçmesini sağlıyor ve öğrencinin bedenini ve zihnini zirve duruşuna hazırlamaya çalışıyordum. Cümleyi duyduğumda, bir an için dondum kaldım çünkü öğrencinin ne ifade etmek istediğini kavrayamamıştım. O “bir an” geçtikten sonra, öğrencinin ne demek istediğini anladım, çok gerçekçi, doğal ve içten bir ifade olduğunu düşündüm, beni çok mutlu etti ve kahkahalarla gülmeye başladım. Sizinle paylaştığımda sizin de kahkahalara boğulacağınızdan hiç kuşkum yok.
2014-02-07 19.14.27
Öğrencimle, uzun zamandır birlikte çalışmaktayız. İkimiz de genellikle “vinyasa” (akış) derslerini tercih etmekteyiz. Ancak son zamanlarda öğrencinin fiziksel rahatsızlıkları nedeniyle biraz “yin yoga” (bedeni bağ dokularına kadar esnetmeyi amaçlayan yoga tarzı) yöneldik. Dans kurslarına başladığı ve kaslarını zorladığı için bir süredir bedeni esnetmeye daha çok ağırlık vermeye başladık. Bu süre içinde bedeni ve zihni zirve duruşuna hazırlayan yoga akışlarına ara vermiştik.
O gün derse gittiğimde, aklımda karın kaslarını güçlendirici bir yoga akışı vardı. “Öğretmenim, bugün kendimi çok yorgun hissediyorum. Karın kaslarını güçlendirici bir yoga akışının bedenime ve zihnime şu an iyi geleceğini düşünmüyorum. Başka bir ders yapabilir miyiz?”
Yoga özünde esnek bir felsefe olduğu için bu tarz isteklere alışkındım. Öğrencinin fiziksel durumunu gözden geçirirken söylediklerini de irdelemeye çalışıyordum. Yorgun bir beden ve zihin… Ne tarz bir ders yapabilirdik? Hangi asana grubuna odaklanırsam öğrencinin kendini daha zinde hissetmesini sağlardık? Ya ters duruşlara ya da burgulara odaklanmalıydık. Ters duruşları hemen eledim. Öğrencinin omuz kuşağında ve bileklerindeki sorunlar nedeniyle son zamanlarda ters duruşlara biraz ara vermiştik. En iyisi burgulara odaklanmak, bedeni arındırıp temizlerken zihni de sakinleştirmeliydik. Asana grubuna karar verdikten sonra, zirve duruşunu da seçmeliydim. “Parivrtta janu sirsasana” (baş dize duruşunda burgu) ya da “parivrtta upavistha konasana” (bacaklar ayrık öne eğilmede burgu) öğrenci için çok kolay burgular olurdu. Öğrencim için daha derin bir burgu seçmeliydim. Ve bulmuştum: “parivrtta surya yantrasana” (pusula duruşu). Bu asana için, omuzları, bacakların arkasındaki hamstring kaslarını ve kalçayı dışa çeviren kasları esnetmeli ve bedeni bu derin burguya hazırlamalıydık.
Başlangıç meditasyonu sonrasında “utthita balasana”da (uzanmış çocuk duruşu) ellerle önce sağa sonra sola doğru yürüyerek omurgayı burguya hazırlamaya başladık. Sonra “thread the needle” (iğneden iplik) duruşu ile dört ayak üzerinde bedeni büktükten sonra omuz kuşağını esnetmeye başladık. “Virasana”da (kahraman duruşu) otururken “gomukhasana” (inek başı) ve “garudasana” (kartal) duruşlarının sadece kol pozisyonlarını kullanarak omuzları esnetmeye başladık. Daha sonra ayağa kalkıp bedeni “surya namaskara” (güneşe selam) serileri ile ısıtmaya başladık.
“Surya namaskara” serileri arasına o günkü derste burgular eklemeye başlamıştık. “Parivrtta uttanasana” (ayakta öne eğilmede burgu), “parivrtta adho mukha svanasana” (aşağı bakan köpekte burgu), “parivrtta parsvakonasana” (dönmüş yan açı duruşu), “ashwa sanchalanasana”da (yüksek hamle) burgu, “anjaneyasana”da (alçak hamle) burgu, “parivrtta prasarita padottanasana” (bacaklar ayrı ayakta öne eğilmede burgu) ve “parivrtta trikonasana” (dönmüş üçgen duruşu) bunlardan bazılarıydı.
Omurgayı burgulara hazırladıktan sonra omuz kuşağını biraz daha esnetmek istemiştim. “Virabhadrasana I”de (birinci savaşçı) “garudasana” (kartal) kol pozisyonunu kullandıktan sonra öndeki bacağın içine doğru esnerken elleri arkada kenetlemiştik. “Virabhadrasana II”ye (ikinci savaşçı) geçtiğimizde, elleri arkada “namaste” (dua pozisyonunda) birleştirip omuzları dışa doğru çevirmeye çalıştık. “Prasarita padottanasana”da (bacaklar ayrı ayakta öne eğilme) kolları arkada kenetleyip öne eğildiğimizde kolları bedenden iyice uzaklaştırmayı ve omuz kuşağını biraz daha esnetmeyi denedik.
Bacakların arkasındaki hamstring kasları içinse “uttanasana”da (ayakta öne eğilme) uzun bekledik. Yere oturduktan sonra ise “janu sirsasana” (baş dize duruşu) ve “paschimottanasana” (yerde öne eğilme/batıya bakan duruş) ile hamstring kaslarını biraz daha esnetmeye çalıştık.
Zirve duruşuna geçmeden önce kalçayı dışa döndüren kasları esnetmemiz gerekiyordu. Sağ bacak ile başlamıştık. Sağ bacağı bir elimiz ile dizden bir elimiz ile ayak bileğinden yakalayarak içe dışa sallıyorduk. Tıpkı beşiği sallar gibi. Zaten bu “asana”nın adı da “beşiği salla duruşu”ydu. Daha sonra sağ ayağı sağ el ile yakalayıp koltuk altından geriye doğru çekmiştik. Tıpkı oku yaya germiş gibi… “Asana”nın adı da tahmin edebileceğiniz gibi “ok kulağa duruşu/okçu duruşu” yani “akarna dhanurasana”ydı.
Sırada zirve duruşu vardı. Sağ bacağı omuz bacağın içinde kalacak şekilde yerleştirip sağ eli yere koyduktan sonra önce bedeni sola doğru çevirmiştik. Bu duruşun ilk aşamasıydı. Eğer bedeni rahatça burguya soktuysak, sağ ayağı sol el ile yakalayıp omurgayı biraz daha sola doğru bükmeye çalışmıştık. Ve “parivrtta surya yantrasana”, nam-ı diğer “pusula duruşu”…
Duruşu öteki tarafta deneyeceğimiz sırada öğrencim, “öğretmenim, ne zamandır gerçek yoga yapmamışız? Bugünkü ders çok hoşuma gitti” demişti. Yazının başında da belirttiğim gibi, önce ne demek istediğini anlayamamıştım. “Gerçek yoga” ne demekti? Biz bugüne kadar “gerçek yoga” yapmıyorsak ne yapıyorduk? O an yönergelere ara verip derin bir nefes alıp verdim. Zihnime taze kan gitmeliydi ki bu cümlenin gerçek anlamını idrak edebileyim. Ahh nefes, sen nelere kadirsin?
Öğrencime, “gerçek yoga derken, akış derslerinden yani vinyasa derslerinden söz ediyorsun sanırım. Bir süredir bedeni esnetmeye yönelik çalıştığımız için asanaları birbirine bağlamıyorduk. Bir asanaya girip bir süre bekleyip sonra öteki asanaya geçiyorduk. Bugünkü dersimizde, bir asanadan bir asanaya nefeslerle aktık. Dans eder gibi asanaları birbirine bağladık. Gerçek yoga derken bunu mu kastediyorsun?”
Öğrencim, “evet aynen bunu kastediyorum. Akıştan bahsediyorum. Yanlış ifade ettim sanırım. Yaptığımız herşey yoga, haklısınız. Hatta yoga bir felsefe ve yaşam biçimi. Ben gerçek yoga derken akış derslerinden bahsediyordum. Her nefes alış verişte bir asanadan bir asanaya geçtiğimiz dersleri kastediyordum. Ne zamandır böyle ders yapmamışız. Çok özlemişim ve çok hoşuma gitti.”
İşte “gerçek yoga” buydu. Konuşurken, kahkalarımı tutamıyordum. “Gerçek yoga” diye kendi kendime mırıldanıyor ve gülüyordum. O kadar hoşuma gitmişti ki!… Öğrencinin mutluluğunu gözlerinden okuyabiliyordunuz. Akış dersinin yarattığı yorgunluk ve aynı zamanda enerji ve nefes alış verişlerin beden ve zihninde yarattığı uyanıklık hali… Bedeni esnetmeye odaklandığımız derslerde eksik olan şeyler… Yorgunluk, enerji ve uyanıklık hali… Bedeni esnetmeye odaklandığımızda ve özellikle “yin yoga”ya yoğunlaştığımızda rahatlama, gevşeme, dinginleşme ve sakinleşme… Oysa “vinyasa”nın verdiği enerji ve uyanıklık hali… İşte “gerçek yoga”nın bize kattıkları…

güçlü karın, güçlü duruş

Standard

Bir süredir kendi kendime yoga yapamadığım, yeni asanalar deneyemediğim ve uzun süredir yaptığım asanaları bile yapmakta zorlandığım için kendimi felsefi konulara verdim. Hani her şey bir şey için oluyordu ya. Belki ben uzun bir süredir yogayı asana boyutunda ele almıştım ve çok sevdiğim felsefi boyutundan uzaklaşmıştım. Asana pratiğine ara verdiğim şu sıralarda okumaya ve araştırmaya daha çok zaman ayırabiliyorum. Haliyle derslerimde de felsefi yaklaşımlara daha çok yer vermeye başladım. Geçen haftaki özel ve grup derslerim yine felsefe ağırlıklıydı.

2014-02-07 19.14.27

Derslerde bir süreklilik sağlamaya çalışıyorum. Her ders bedenin farklı bir bölgesine odaklanarak fiziksel olarak farklı bölgeleri çalıştırmak ve güçlendirmek ve felsefi açıdan da o bölgenin duygularını ortaya çıkarmak istiyorum. Bir süredir “kundalini yoga” hakkında kitaplar okuduğum için geçen haftaki derslerim yine “çakra”lar üzerine yoğunlaşmıştı. Önceki derslerimde ilk iki çakraya odaklanmıştık. “Muladhara” (kök) ve “svadisthana” (sakral) çakraları fiziksel olarak güçlendirerek duygusal rahatlama da sağlamaya çalışmıştık. Kabullenmek, güven ve yaratıcılık… Şimdi sıra üçüncü çakraya — “manipura” (karın) çakraya — gelmişti. Karın çakrasının duygusu “kararlılık”tı; gölge duygusuysa “öfke”. Bu ne demekti? Eğer karın çakrası iyi çalışıyorsa, kişi enerji dolu, amaçlarını gerçekleştirebilen bir kişi olabiliyordu. Maymun iştahlı değil; aksine amaçlarını yerine getirebilecek iradeye sahip biri oluyordu. Bu çakra güçsüzse, kişi düşüncülerini gerçekleştirme enerjisinden yoksun, hayatın kendine sunduklarından mutlu olmayan ve hayal kırıklığı hisseden öfkeli biri oluyordu. Fiziksel olarak ise, karın kasları ne kadar güçlü olursa, bel ve sırt sorunları o kadar az oluyordu ve dengemizi de o kadar kolay sağlayabiliyorduk. Yani hem fiziksel hem de duygusal olarak karın bölgesi önemli bir bölgeydi.
O gün sabah özel dersim akşam da grup dersim vardı. Özel dersin başında “manipura çakra”dan bahsettim ve ders boyunca karın bölgesine odaklanacağımızı söyledim. Meditasyon sonrası, “balasana”da (çocuk pozisyonu) burgu yaptık ve sonra “virasana”ya (kahraman duruşu) geçtik. “Virasana”da otururken “kapalabhati kriya” (kafatası parlatan arınma yöntemi) yapıp karın kaslarını ve diyaframı iyice çalıştırdık. Bir “vinyasa” (akış) ile ayağa kalkıp “tadasana”ya (dağ duruşu) geçtik. Bedeni “surya namaskara” (güneşe selam) serileri ile biraz ısıttıktan sonra “tadasana”da dinlendik. Sırada “nauli kriya” (karın bölgesindeki sindirim organları ve ince bağırsak temizliği) vardı. “Nauli kriya” zordu ve tam anlamıyla yapmak zaman alırdı. Ancak biz en azından akciğerleri tamamen boşaltıp karın kaslarını iyice içeri çekmeyi denedik. Bu, “nauli kriya”nın ilk aşamasıydı. Eğer bunu başardıysak, sırada karnın sağ ve sol tarafındaki kasları sıkmak ve ortadaki kasları gevşetmek vardı. Eğer bunu da başardıysak, karın kaslarının bir tarafını sıkıştırıp diğer tarafını gevşek bırakmak vardı. En son aşamada ise, merkezdeki karın kaslarını sıkmak, yavaşça karnın sağındaki kasları sıkmak ve gevşetmek sonra soldaki karın kaslarını sıkmak ve gevşetmek vardı. Böylece dairesel bir çalkalama uygulayarak karın bölgesine masaj yapılabiliyordu. Birkaç kez denedikten sonra, “vinyasa” akışlara geri dönmüştük.
Özel derste “burgu”lara odaklanmıştık. Karın çakrasını “burgu”lar ile çalıştırmayı ve temizlemeyi uygun görmüştük. Bu nedenle “vinyasa”ların arasına “parsvakonasa” (yan açı duruşu), “parivrtta parsvakonasana” (dönmüş yan açı duruşu), “ashva sanchalanasana”da (yüksek hamle) burgu, “tadasana”da (dağ duruşu) burgu, “uttanasana”da (ayakta öne eğilme) burgu, “parivrtta prasarita padottanasana” (bacaklar açık dönerek öne eğilme), “adho mukha svanasana”da (aşağı bakan köpek) burgu gibi asanalar eklemiştik. “Svarga dvidasana” (cennet kuşu duruşu) ise ayakta denediğimiz son burguydu. Sıra zirve duruşuna gelmişti. Yere oturduk. Kalçayı “beşiği salla”, “akarna dhanurasana” (okçu duruşu) ve “krounchasana” (balıkçıl duruşu) ve bu duruşta sağa sola burgu ile esnettikten sonra, “parivrtta surya yantrasana” (pusula duruşu) denedik. ” “Parivrtta upavistha konasana” (bacaklar açık yerde öne eğilmede burgu) ile burgu çalışmasını sonlandırdık.
“Dandasana” (asa duruşu), “paschimottanasana” (yerde öne eğilme) ve “purvottanasana” (ters sopa) ile omurgayı dengeledik ve “ananda balasana” (mutlu bebek duruşu) ile akışı tamamladık. “Savasana”da (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) bedeni iyice dinlendirdik.
Grup dersinde ise karın güçlendirici asanalara odaklanmıştık. Ders başında “kapalabhati kriya” (kafatası parlatan arınma yöntemi) çalışmıştık. Bedeni ısıttıktan sonra “nauli kriya” (karın bölgesindeki sindirim organları ve ince bağırsak temizliği) denemiştik. “Vinyasa” akışları arasında “phalakasana” (sopa), “chaturanga dandasana” (şınav), “vasisthasana” (Bilge Vasista duruşu/yan sopa) ile kolları ve karnı güçlendirdik. “Phalakasana-adho mukha svanasana” (sopa-aşağı bakan köpek) ve “urdhva mukha svanasana-adho mukha svanasana” (yukarı bakan köpek-aşağı bakan köpek) arasında nefeslerle aktık. “Chaturanga dandasana”dan (şınav) “phalakasana”ya (sopa) yükselmeye çalıştık. “Chaturanga dandasana”da bedeni öne arkaya salladık. Her nefes alışverişte “ardha salamba sirsasana”dan (yunus duruşu) “dirseklerin üzerinde şınav” duruşuna geçtik . Bu kadar kol ve karın kası çalıştıktan sonra, “bakasana” (karga duruşu) ve “pincha mayurasana” (ön kol duruşu) çalıştık. “Pincha mayurasana” yapmak istemeyen kişiler, kan akışını terse çevirmek için “salamba sarvangasana” (omuz duruşu), “salamba sirsasana” (baş duruşu) ve “adho mukha vrksasana” (kol duruşu) arasından birini seçti.
Dersi “vinyasa” akışlarla bitirmek istemiştim. Yani bedeni “vinyasa”larla soğutmaktı niyetim. “Vinyasa” akışların arasında “ashva sanchalasana”da (yüksek hamle) dizi yere koyarak ön bacak kaslarını esnettik. “Bhujangasana” (kobra duruşu) ile göğüs kafesini rahatlatıp başı sağa sola çevirip boynu esnettik. “Uttanasana”da (ayakta öne eğilme) uzun süre bekleyerek bacakların arkasındaki hamstring kaslarını yumuşattık. En son “vinyasa”da öne zıplayıp “dandasana”ya (asa duruşu) oturduk. Sırt üstü yatıp, önce “iğne deliği” duruşu ile kalçayı dışa çeviren kasları esnetip kadınların bacak bacak üstüne attığı gibi bacakları üstüste atıp bedeni burguya soktuk. Diğer tarafı da yaptıktan sonra bedeni “ananda balasana” (mutlu bebek duruşu) ile omurgayı dengeledik. Ardından uzun bir “savasana” (derin gevşeme ve dinleme pozisyonu)…
Dersi nasıl sonlandıracaktık? Eğer “manipura çakra” (karın çakrası) güçlüyse, hayatta da o kadar güçlü bir duruşumuz oluyordu. Azimli, iradeli ve kararlı. Azim derken, hırstan bahsetmiyorduk. Azim derken, başladığımız işleri sonuna kadar götürebilme yeteneğinden bahsediyorduk. Bir müzik aleti çalmaya başlayıp yarıda bırakıyorsak, karın çakrası iyi çalışmıyor demekti. Bir işe başlama ve onu devam ettirebilme yeteneğinin buluduğu yerdi “manipura çakra.” Kararlı, azimli ve iradeli olursak, bu çakranın gölge duygusu olan öfkeden de arınmış olurduk. Her bir çakranın olumlu duygusu varken ve onları güçlendirmek elimizdeyken, neden barındırdıkları olumsuz duyguların kölesi olalım ki?

bir dersin ardından…

Standard
Yoga eğitmeni olup ders vermeye başlamak harika bir duygu… Yalnız dersleriniz çoğalmaya başlamasıyla kendi pratiğinden uzaklaşmak ve başka eğitmenlerin derslerine yeteri kadar katılamamak ise bu hayatın cilvesi… Yine de vakit buldukça kendi yoga pratiğini yaparken aklına gelen her yeni bilgi ve asana varyasyonu bizi geliştiren en önemli şey… Hele ki başka eğitmenlerin derslerine katılıp daha önceden bildiğin fakat unuttuğun ya da daha önce hiç aklına gelmeyen asanaları deneyimlemek bizi daha da geliştiren bir şey…
2014-02-07 19.14.27
Geçenlerde bir eğitmen arkadaşımın dersine katıldım. O akşam stüdyoda hamile (prenatal) yoga dersim vardı. Aynı saatlerde öteki salonda hatha yoga dersi vardı. Dersime kimse gelmeyince, fırsat bu fırsat diyip hatha yoga dersine katıldım. İyi ki de katılmışım. O akşamki ders beni iki yıl öncesine götürdü. Eğitmenlik kursuna katıldığım günlere…
Eğitmenlik kursu sırasında bir staj dersi vermemiz gerekiyordu. Dörder kişilik gruplar oluşturmuştuk. Ders iki saat sürecekti. Herkese yarım saat düşüyordu. Hatha ya da vinyasa tarzında bir ders hazırlayacaktık. Derste bir zirve duruşu olacaktı. İlk bir saatlik dilimde katılımcıları zirve duruşuna hazırlayacaktık. Bir saatin sonunda zirve duruşunu yapacaktık. İkinci bir saatlik dilimde bedeni dengeleyici ve ters duruşlar olacaktı. En son beş ya da on dakika “savasana” (derin gevşeme ve dinleme pozisyon) ile ders tamamlanacaktı.
Grubumuzun bir buçuk aylık bir süresi vardı. Şanslıydık. Bazı arkadaşlarımız, gruplar oluşturulduktan iki hafta sonra ders vereceklerdi. Haftada bir iki kere buluşup çalışmaya başladık. Önce ders akışını hazırlamak gerekiyordu. Zirve duruşunu bulmak ve ona göre dersin ilk yarısında bedeni hazırlamayan sonrasında da bedeni rahatlatan asanaları seçmek lazımdı.
Sonunda karar verilmişti. Zirve duruşumuz “parivrtta surya yantrasana” (pusula) olacaktı. İşte o akşam, eğitmen arkadaşım da derste bu asanayı zirve duruş olarak kullanmıştı. Ben de bu duruşu yaparken o günlere dönmüştüm. Zirve duruşu, kalça açıcı bir asanaydı. Omuz kuşağını ve kalçaları esnetmek ve bedeni burguya hazırlamak gerekiyordu. Dersin ilk yarısı omuz kuşağını ve kalçaları açıp esnetmeye ve burgulara odaklanmıştı. Tabii ki karın kaslarını da çalıştırmıştık.
O akşam eğitmen arkadaşım derse yerde uzanarak başlattı. Sırt üstü uzandık ve karın kaslarını çalıştırmaya başladık. Bacaklarımızı tek tek yere indirdik kaldırdık. Ardından iki bacağı birden yere indirdik kaldırdık. “Navasana” (sandal) varyasyonlarıyla karın kaslarına biraz daha odaklandık. Sırt üstü uzanırken sağa ve sola dinamik burgular yaptık. Oblik kaslarını çalıştırmak için dizleri yere değdirmedik. Stüdyonın ortaklarından diğer eğitmen arkadaşım da derse girmişti. Onun matı (minderi) ile benim matım yan yanaydı. İkide bir birbirimize bakıp “dersin zirve duruşu ne olacak acaba?” diye soruyorduk.
Karın çalışmalarına biraz ara verip ayaktaki asanalara geçtik. “Surya namaskara” (güneşe selam) serilerinin aralarına”virabhadrasana II” (ikinci savaşçı), “parsvakonasana” (yan açı duruşu) ve “svarga dvijasana” (cennet kuşu) gibi asanalar serpiştirilmişti. Aralarda “adho mukha svanasana” (aşağı bakan köpek), “phalakasana” (sopa), “chaturanga dandasana” (şınav) da yapıyorduk. İyice meraklanmıştım. Zirve duruşu ne olacaktı acaba?
Biraz denge de çalıştık. “Eka pada adho mukha svanasana” (tek bacak havada aşağı bakan köpek) duruşunda bazen kalçayı kare tutuyorduk (yani kalçanın biri yukarıda biri aşağıda değil, eşit hizada) bazen de kalçanın açısını bozuyorduk ve havadaki ayağı iyice yukarıya kaldırıyorduk. Tüm bunlara ek olarak “kuadriceps kaslarını” (ön bacak kaslarını) esnetmek için ayakta tek bacağımızı dizden büküp ayağı kalçaya doğru yaklaştırmaya çalışıyorduk. Bunu yaparken önce iki dizi aynı hizada tutmaya çalıştık. Sonra dizi biraz arkaya doğru açtık. En sonunda bir bacağımızın ön kaslarını esnetirken bir yandan da göğüs kafesini açmaya çalıştık. Bunu yaparken bel omurlarımızı sıkıştırmamaya dikkat ettik.
Sonra tekrar yerdeki asanalara dönmüştük. Zirve duruşunu bir türlü tahmin edememiştim. Yere oturduktan sonra kalça açıcı birkaç asanaya yönelmiştik. “Rock the baby” (beşiği salla) ve “akarna dhanurasana” (yay kulağa duruşu) yaparken birden iki yıl öncesine dönmüştüm. Kendi staj dersimize… Sanırım eğitmen arkadaşım da o akşam bize aynı duruşu yaptıracaktı. Heyecanla, “zirve duruşu yoksa parivrtta surya yantrasana mı?” diye sordum. Evet öyleydi. İnanır mısınız; bu asanayı kendi staj dersimizde yaptıktan sonra unutmuştum. Derslerimde hiç kullanmamıştım. Neden bilmem. Asana aklımdan çıkıp gitmiş. Oysa çok etkili bir asana. Hem kalça açıcı hem burgu… Güzel bir zirve duruşu…
“Akarna dhanurasana”dan sonra bacağı “hamstring kasları”nın (arka bacak kaslarının) elverdiği ölçüde yana doğru açmaya çalıştık. En son elimizle ayağı yakalayıp bacak arasından yana doğru döndük. Ve zirve duruşunu sağ tarafta tamamlamıştık. Sırada sol bacak vardı. Aynı seriyi sol bacakta da tekrarlamıştık.
Zirve duruşundan sonra “paschimottanasana” (yerde öne eğilme) ve “twisted roots” (dönmüş kökler) burgusuyla ders sonlandı.
“Savasana” (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) öncesinde “nadi shodhana pranayama” (enerji kanallarını arındırma nefesi) yapmıştık.
Tüm ders boyunca, eğitmen arkadaşımız sağ ve sol enerjilere dikkatimizi çekmişti. O günkü ders hatha yoga tarzındaydı ve güneş ve ay, eril ve dişil, sağ ve sol enerjilere yönlenmesi gayet doğaldı. Bedenin sağ ve sol tarafının ne kadar farklı hissedebileceği, bir tarafın dengesinin diğer taraftan ne kadar farklı olabileceği, bir tarafta çok rahat yapabildiğimiz bir asanayı öteki tarafta o kadar rahat yapamayabileceğimizi, bir tarafımızın diğer taraftan daha esnek ya da güçlü olabileceği… Tüm bunlar ders boyunca eğitmen arkadaşımızın bize hatırlattığı bilgilerdi. Zaten zirve duruşu, belki de sırf bu sebeple asimetrik bir asanaydı. Bedenin iki farklı enerjisini daha iyi hissettirtmek için…
Dersin sonunda ne mi hissettim? “Savasana”da uzanırken, bedenimin sol tarafının daha çok gevşediğini, derslerim çoğaldıkça başka eğitmenlerin derslerine girip rahatlamaya ne kadar çok ihtiyaç duyduğumu, bir başka eğitmenin dersinde yeni asanalar ve yeni bilgiler edinebileceğimi ve başka derslerin ufkumu açabileceğini… Yeni deneyimlere açık olmamız gerektiğini… Açık olduğumuzda da yepyeni deneyimlerin gelip bizi bulabileceğini…