Tag Archives: karın

gidiş yolu

Standard

Yoga derslerinde öğrencilerin hep deneyimlemek istediği ama bir o kadar da zorlandığı duruşlardır ters duruşlar. Tepetaklak olmak, kanın beyninize doğru aktığını hissetmek, uçma hissi ve buna inanama arasında bocalar durursunuz. İlk zamanlar böyle bir duruş imkansız gibi gözükür. Yoga derslerine devam ederseniz, duruşu yavaş yavaş denemeye başlarsınız. Adım adım… Her denemede bir adım ileri… Bina inşa eder gibi… Temelden çatıya…

wpid-2013-05-18-14.15.45.jpg

Geçen hafta grup derslerinin birinde yine ters duruş deneyecektik. Ters duruşlar genel olarak güçlü bir omurga, güçlü bir karın, güçlü bir duruş gerektirdiği için görece olarak daha kolay olan “sirsasana”dan (baş duruşu) başlamayı tercih ediyorum. “Pincha mayurasana” (ön kol duruşu) ve “adho mukha vrksasana” (kol duruşu) gibi duruşlar biraz daha ileri seviye gibi geliyor bana…

Her zaman olduğu gibi dersin ilk yarısında “sirsasana” için bedeni hazırladık. Omuz kuşağını ve karın kaslarını güçlendiren “asana”ları (duruş) “vinyasa”ların (akış) arasına yerleştirdik. Sıra zirve duruşunu denemeye gelmişti.

O günkü amacım “sirsasana”ya ayakları fırlatarak ya da zıplayarak çıkmak değil, bedeninizin tüm kontrolünü elinizde tutarak duruşa yükselmekti. O yüzden tam duruşu denemeden önce iki farklı duruş denedik. “Sirsasana II”yi (tripod baş duruşu) ve “ardha sirsasana”yı (yarım baş duruşu) ayakları karın hizasında tutup beş nefes bekleyerek karın ve kasık kaslarını güçlendirmek istemiştim. Amaç, tam baş duruşuna iki bacağı aynı anda yavaş yavaş kaldırarak girmekti.

Önce öğrencilerin kendi kendilerine denemelerini istedim. “Sirsasana II”de yarı yolda kalmak nispeten daha kolay gelmişti. Hem kollar hem de baş yerdeydi. Öğrenciler kendilerini biraz daha güvende hissetmişti. Bu duruşa geçen öğrenciler, alışkanlıktan hemen bacaklarını yukarı kaldırmaya çalışmışlardı. Nedendir bilmiyorum; ama sürekli sonuç odaklı yaşamaktayız. O yüzden o sonuca gelene kadarki tüm aşamaları önemsemiyoruz. Derste de aynısı olmuştu. Başımızın tepesinde durmaya odaklandığımız için o andan öncesi bizi hiç ilgilendirmiyordu.

Bunu gördüğüm anda tüm öğrencilerden duruşu bırakmalarını istedim. O günkü dersin amacını bir kere daha hatırlattım. “Amacımız, baş duruşuna çıkmak değil. Bu duruşu defalarca denedik ve hepinizin yapabildiğini ve duruşta en az beş nefes bekleyebildiğinizi biliyorum. Bugünkü dersin amacı bedeninizin kontrolünün sizin ellerinizde olduğunuzu görmeniz… Attığınız her adımdan zevk almanız. Sadece sonuca odaklı çalışmamanız. Matematik derslerini hatırlayın. Gidiş yolundan da puan alırdık. Tıpkı onun gibi, yogada da gidiş yolu önemli. Her bir aşamadan sonra beklemek, o noktayı hazmetmek ve inşa etmeye devam etmek…”

Bunun üzerine öğrenciler bir kere daha her iki duruşu denedi. İkinci duruş beş nefes beklettikten sonra kontrollerini kaybetmeden bacaklarını yukarı doğru uzatmalarını istedim. Bu arada, kimi öğrenciler yarım baş duruşuna bir türlü yerleşemedi. Öğrencilerin bedensel güçlerini bildiğim için bu duruşu yapamayacaklarına inanmıyordum. Karın ve kasık kasları ve omuz kuşakları güçlüydü ve bu “asana”yı kolaylıkla yapabilirlerdi. Bence içlerindeki gücün farkında değillerdi. Onlara sadece benim telkinde bulunmam yeterli olmadı. Öğrencilerden birisi “yaşam koçluğu” ile ilgileniyordu. Ondan rica ettim ve onun telkinleri öğrenciler üzerinde etkili oldu. İçlerindeki gücü fark ettiler ve yarım baş duruşunda kolaylıkla kaldıktan sonra tam baş duruşuna yükseldiler. Gerçek bir “uçma” hissiydi.

Dersten bize kalanlar mı? İçimizde kendimizin bile farkında olmadığı inanılmaz bir güç var. İçimizde saklı ama biz onu kullanmayı bilmiyoruz. Bir de, hayatı sadece sonuç odaklı yaşıyoruz. Peki ya sonuca gelmeden kat ettiğimiz yol? Yolculuk ve adım adım gittiğimiz yol? Her bir adımdan sonra bir an durmak ve o noktayı hazmettikten sonra ilerlemek? Tüm bunlar, sonuçtan daha önemli değil miydi?

hazmetmek

Standard

Yazılarımı takip ediyorsanız birkaç hafta önce derslerimden birinde zihnimin gerisinde kalmış ve neredeyse unuttuğum bilgileri tekrar hatırladığımı ve derslerimde bu bilgilerden yararlanmaya başladığımı biliyorsunuzdur. Derslerde “vayu”lara (rüzgar/hava akımı/bedendeki enerji akımı) odaklanıyordum. Birinci ve ikinci “vayu” yani “prana vayu” (içeri ve ileri doğru akım) ve “apana vayu” (aşağı ve dışarı doğru akım) üzerine yoğunlaşmış ve derslerde bu iki “enerji akımı”nı harekete geçiren akışlar yapmıştık. Geçtiğimiz hafta ise sıra “dengeleme”ye gelmişti. “Samana vayu” yani “dengeleyen ve merkezleyen hava akımı”…

2009-2010 tum fotolar 675

Yoga felsefesinde, “prana” adını verdiğimiz ve en basit haliyle “nefes” olarak adlandırabileceğimiz şeyin aslında sadece “nefes” olmadığını aynı zamanda “yaşam enerjisi” anlamına da geldiğini biliyoruz. “Prana”nın bedenimizin hareket ettirdiğini ve zihnimize düşünce gücü sağladığını da biliyoruz. Yoga asanalarında “prana”yı kullanarak bedeni ve zihni canlandırabilir, farkındalığımızı arttırabilir ve yüksek bilince ulaşabiliriz.

Bu nedenle, yoga üstadları “prana”nın bedende beş farklı yönde hareket ettiğini fark etmiş ve bunları “prana vayu” (içeri ve ileri doğru akım), “apana vayu” (aşağı doğru akım), “samana vayu” (dengeleyen/merkezleyen akım), “udana vayu” (yukarı doğru akım) ve “vyana vayu” (dışarı doğru akım) olarak beşe ayırmıştır. Tüm bu “vayu”lar bedenin farklı bölgelerini etkiler ve uyum içinde çalıştıklarında, sağlıklı bir zihne ve bedene sahip oluruz.

“Samana vayu” dediğimizde dengeleyen ve merkezleyen bir enerji akımından bahsetmekteyiz. Karın bölgesinde bulunan ve enerjiyi dengeleyip merkeze çeken bir hava akımı… Sindirim sistemini ve gıda, hava, deneyim, duygu ve düşünce gibi bedene giren tüm maddelerin özümsenmesini ve hazmedilmesini düzenleyen bir “vayu.” “Prana vayu” (içeri ve ileri doğru hava akımı) ve “apana vayu” (aşağı ve dışarı doğru hava akımı) arasında bulunan bir “enerji akımı…” Göğüs kafesi ve pelvik taban arasında bir “vayu”… “Samana vayu”, “prana”nın (nefes/yaşam enerjisi) özümsenmesinden, nefes, gıda ve zihinsel deneyimler yoluyla enerjinin toplanmasından sorumlu…
“Samana vayu”, “manipura çakra” (karın çakrası) ve ateş elementi ile ilişkiliydi. Bu “vayu” sağlıklı bir şekilde çalışıyorsa, güçlü bir sindirim sistemine sahip olur, kendimizi canlı ve dengeli hissederdik. Tam tersi bir durumdaysa, fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak özümseme ve hazmetme sorunları yaşayabilirdik. Bu “vayu”, “prana vayu”yu ve “apana vayu”yu karın bölgesinde bir araya getirir ve “agni”yi (sindirim ateşi/arınma ateşi) kontrol eder.
“Samana vayu” sayesinde istediğimizi içimize alıp kabul eder, istemediğimizi ise bedenden atarız ve bunu bir denge içinde yaparız. Bu “vayu”nun dengesi bozulduğunda sindirim ve obezite sorunları yaşayabilir, metabolizmamız yavaş çalışabilir ve iyi ve dengeli beslenmeyebilirdik.
Tüm bu nedenlerden dolayı, “samana vayu”yu uyarmak için “ayağı ve dışarı doğru giden enerjiyi” yani “apana vayu”yu ve “içeri ve ileri doğru giden enerjiyi” yani “prana vayu”yu karın bölgesinde bir araya getirmek gerekmektedir. Böylece, beden güçlenir, zihin ve temel içgüdülerimiz dengelenir. Bu “vayu”, kendimizi olduğumuz gibi görmemizi ve alışkanlıklarımızı değiştirebilmemizi sağlar.
“Prana” ve “apana”nın karın bölgesinde bir araya gelmesiyle “samana vayu”yu genişleterek de “sushumna nadi”yi (bedenden geçtiği düşünülen merkezi enerji) uyarır ve böylece zihni sakinleştirip “samadhi”ye (sonsuz mutluluk) ulaşabiliriz.
Tüm bunlardan dolayı, “samana vayu”yu öne eğilmeler, burgular, karın güçlendiriciler ve karın üstünde uzanarak yapılan arkaya eğilmeler ile harekete geçirebilirdik.
Derse her zamanki gibi meditasyon ile başladık. Meditasyon sonrasında “pranayama” (nefesi özgürleştirme) çalışması yaparak dikkati “samana vayu”ya çekmek istemiştim. Bir anda bu “vayu”yu nasıl bir nefes çalışması ile uyarabileceğimi düşündüm. “Samana vayu” dengeleyen ve merkezleyen bir enerji akımı olduğuna göre nefesi eşit sayıda alıp verdirerek bu “enerji akımı”nı harekete geçirebilirdik. “Nefesi beş sayıda alın ve beş sayıda verin.” Öğrencilerin beş sayıda çok rahat nefes alıp verdiğini görünce yedi sayıda nefes alıp vermelerini istedim. Gözler kapalı, omurga dik ve nefes alış verişler eşit… Nefes verirken karnı iyice içeri çekmeye odaklandık. Her nefes verişte karın biraz daha içeri…
“Pranayama” sonrasında “uddiyana bandha” (karın kilidi) çalıştık. “Uddiyana bandha”, en basit anlatımıyla, karnın içeri çekilmesi demektir. Bu çalışma için ayağa kalktık ve bacakları kalça genişliğinde açtık. Dizleri hafif büktük ve elleri dizlerin üzerine yerleştirdik. Omurgayı yuvarladıktan sonra burundan nefes alıp burundan güçlü bir şekilde nefes verdik. Karın kaslarını iyice kasıp karnı ve karın bölgesindeki organları geriye ve yukarı doğru çektik. Sanki göbek deliğimiz sırtımıza yapışmış gibi…
Bu çalışma sonrasında ise “samana vayu”yu “nauli kriya” (karın bölgesindeki sindirim organları ve ince bağırsak temizliği) ile hareketlendirdik. Bu çalışmanın ilk aşaması, akciğerleri tamamen boşaltıp karın kaslarını iyice içeri çekmekti. Yani “uddiyana bandha”ydı. Eğer bunu başardıysak, sırada karnın sağ ve sol tarafındaki kasları sıkmak ve ortadaki kasları gevşetmek vardı. Eğer bunu da başardıysak, karın kaslarının bir tarafını sıkıştırıp diğer tarafını gevşek bırakmak vardı. En son aşamada ise, merkezdeki karın kaslarını sıkmak, yavaşça karnın sağındaki kasları sıkmak ve gevşetmek sonra soldaki karın kaslarını sıkmak ve gevşetmek vardı. Böylece dairesel bir çalkalama uygulayarak karın bölgesine masaj yapılabiliyordu.
“Pranayama” ve “nauli kriya” çalışmasından sonra bedeni “surya namaskara” (güneşe selam) serileriyle ısıttık. “Samana vayu”yu uyarmak için burgular ve öne eğilmelere odaklanacaktık. Bu yüzden “güneşe selam” serilerini yaparken “uttanasana”da (ayakta öne eğilme) ve “utkatasana”da (sandalye) uzun süre bekleyip dikkati karın bölgesinde tutmaya çalıştık. Akış boyunca “uddiyana bandha”yı yaptık. Karnı gevşek bıraktığımızda bunu farkedip karın kaslarını tekrar içeri çekiyorduk.
“Vinyasa”lar (akış) arasına burgular ekleyerek “samana vayu”yu uyarmaya devam ediyorduk. “Tadasana”da (dağ duruşu) burgu, “parivrtta uttanasana” (ayakta öne eğilmede burgu), “parivrtta utkatasana” (sandalyede burgu), “parivrtta parsvakonasana” (dönmüş yan açı duruşu), “parivrtta trikonasana” (dönmüş üçgen), “parivrtta prasarita padottanasana” (bacaklar açık dönerek öne eğilme), “ashwa sanchalanasana”da (yüksek hamle) burgu, “adho mukha svanasana”da (aşağı bakan köpek) burgu ve “svarga dvijasana” (cennet kuşu duruşu) ile karın bölgesini iyice uyarmıştık.
Bir “vinyasa” sonrasında “adho mukha svanasana”dan (aşağı bakan köpek) “malasana”ya (çelenk/dua tespihi duruşu) zıplamış ve beş nefes sonra “malasana”da burgu yapıp yere oturmuştuk. Artık yerdeki asanalar ile “samana vayu”yu harekete geçirecektik. “Paschimottanasana” (yerde öne eğilme), “marichyasana” (bilge Marichy duruşu) ve “gomukhasana”da (inek başı duruşu) sağa ve sola burgu yaptıktan sonra “navasana” (sandal duruşu), “parivrtta navasana” (sandal duruşunda burgu) ile karın kaslarını güçlendirdik. Karın kaslarını biraz daha güçlendirmek için sırt üstü yatıp bacakları 90 derece yukarı kaldırıp her nefes verişte bacakları üç aşamada (60 derece, 45 derece ve 30 derece) yere indirip sonra tekrar yukarı kaldırdık. “Jathara parivartanasana”yı (karından burgu) hareketli yaparak hem oblik kaslarını güçlendirmiş hem de “samana vayu”yu uyarmıştık.
Sırada karın üstü yatıp “samana vayu”yu bu şekilde harekete geçirmek vardı. “Salabhasana” (çekirge duruşu) varyasyonları ile devam ettik. Önce sadece kollar ve göğüs havaya, sonra sadece bacaklar havaya. Sonra kollar ve bacaklar havaya… Sonra kolları arkada kenetleyip göğüs kafesini iyice açmaya çalıştık.
Dersi bitirmeden önce son bir “pranayama” çalışması yapacaktık. “Bhastrika” (körük nefesi) ile karnı şişirip karnı iyice içeri çekecektik ve böylece “samana vayu”yu uyaracaktık. “Derin nefes alırken diyaframı nefesle birlikte genişlet nefes verirken diyaframın içeri girmesine izin ver. Nefes verdikten sonra nefesi tut.” “Pranayama” çalışması sırasında, elleri “matangi mudra”da (İç Uyum/huzur Tanrısı Matangi mührü) tutmuştuk. Bu “mudra” (mühür) “solar plexus” adı verilen karın bölgesini canlandırmaya yarıyordu. “Elleri kenetlerken orta parmakları ileri doğru uzat sağ başparmağı sol başparmağın üzerine getir ve dirsekleri karnın üzerinde tut.” “Matangi mudra”, “solar plexus”taki nefesi güçlendirip bu bölgedeki enerjiyi dengelemekteydi. Bu “mudra” ayrıca sindirim sistemini de güçlendirmekteydi.
“Savasana” (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) sonrasında sıra dersi bitirmeye gelmişti. “Samana vayu” sanırım “vayu”ların içinde en sevdiğim “hava akımı” olmuştu. Neden mi? Çünkü hem karın kaslarını çalıştırmamızı sağlıyordu hem de denge, hazmetme ve özümseme ile ilgiliydi. Karın bölgesi ve karındaki organlar… Mide; hazmetme ve özümseme… Fiziksel olarak midemizin kaldırabileceğinden fazlasını aldığımızda hazmedemememiz gibi duygusal ve zihinsel olarak da kaldırabileceğimizden fazlasını aldığımızda da hazmedemeyebileceğimizi bilmek… Hazmedebilmek için alabileceğimiz kadarını almak… İstediğimizi içimize alıp kabul etmek ve istemediğimizi bedenden atmak ve bunu bir denge içinde yapmak… Kabullenebileceğimiz ve kaldırabileceğimiz kadarını almak, içimize çekmek, hazmetmek ve özümsemek… “Samana vayu” buydu işte…

metabolizmayı hızlandırmak için…

Standard
“Öğretmenim merhaba. Bugün ilk defa bir yoga dersine katıldım. Daha önceleri ‘pilates’ ve ‘tae bo’ gibi grup derslerine katılmıştım ama bugünkü ders benim ilk yoga deneyimimdi. Aktif spor yapmama, bol su içmeme ve protein ağırlıklı beslenmeme rağmen metabolizmam çok yavaş. Yoganın faydalı olabileceğini duydum. Sizce ne tarz bir yoga yapmalıyım?”
2009-2010 tum fotolar 006
Geçen hafta grup dersimin sonunda karşılaştığım bir soruydu bu. Bir an donup kaldım. Metabolizmayı hızlandırmak için derin nefes almak ve akış yoga tarzları faydalı olabilirdi. Ancak bu sadece bir tahmindi. Bu konuyu derinlemesine araştırmam gerekiyordu. Öğrenciye de aynen bunu söyledim. “Ben bu konuyu bir araştırayım. Size yanlış bir bilgi vermek istemem. Nefes çalışmalarının ve hızlı yoga tarzlarının faydalı olabileceğini düşünüyorum. Bugünkü burgulara odaklı dersin de faydalı olabileceğine inanıyorum. Siz bana e-mail adresinizi verin. Ben iyice araştırdıktan sonra size haber vereceğim.”
Evet, öğrenmenin yaşı yoktu.
O akşam eve geldiğimde çok geç olmuştu. Araştırma bir sonraki güne kaldı. Metabolizma neydi? Önce bu konuya eğilmem gerekiyordu. Metabolizma, canlıda yaşamın sürdürülmesi sırasında oluşan tüm kimyasal tepkimelerdir. Bu kimyasal tepkimeler bedene enerji verir. Metabolizmayı, endokrin sistemi, özellikle de tiroidi, düzenler. Yoga, endokrin sistemini canlandırır ve güçlendirir ve böylece metabolizma da canlanır. Metabolizma canlanınca da, beden daha çok kalori yakar. Burgular ve bedene baskı yapan yoga asanaları, endokrin sistemini ve karın bölgesini harekete geçirir, dolaşımı hızlandırır ve o bölgelerdeki toksinlerin atılmasını yardımcı olur. Endokrinden bahsettiğimiz için, tiroid bezlerini çalıştıran yoga asanaları da metabolizmayı hızlandırabilir.
Sindirim sistemi, karaciğer, pankreas ve böbrekler, metabolizmanın çalışmasını düzenleyen temel organlardır. Eğer bu organlar düzgün bir şekilde çalışmıyorsa, o zaman metabolizma sorunları yaşabiliriz. Yine bu sebeplerden dolayı, eğer metabolizmamız iyi çalışmıyorsa, kabızlık ve hazımsızlık giderici asanalara yönlenmeliyiz. Burgular, arkaya eğilmeler ve ters duruşlara yönelik bir yoga çalışması metabolizmamızı hızlandırabilir. Yoga çalışmasının başında bedeni “surya namaskara” (güneşe selam) serileriyle ısıtmak da metabolizmayı harekete geçirebilir.
Nefes çalışmalarının metabolizmaya faydasına gelince… Metabolizmayı, bedenin oksijen kullanma ve yakma oranı şeklinde de tanımlayabiliriz. Ayrıca metabolizmadan bahsedince bedenimizdeki kasların, organların ve bağların gücü ve dayanıklılığından da bahsetmemiz gerekir. İyi bir antreman sonrasında, metabolizma hızımız artar ve hızlı metabolizma sayesinde iri kaslar oksijeni daha etkili bir şekilde kullanır ve böylece beden daha fazla kalori yakar. Bazı “pranayama” (nefes) çalışmaları da metabolizmayı hızlandırır. Derin nefes almak, bedende oksijen miktarını arttırır. “Pranayama” çalışmaları, sığ nefes almanızı engeller ve böylece de beden oksijenle dolar. “Kapalabhati pranayama” (kafatası parlatan nefes tekniği), “bhastrika pranayama” (körük nefesi) ve “ujjayi pranayama” (kahraman nefesi) bedenin ısıtır ve canlandırır ve metabolizmayı hızlandırır. Ayrıca, pranamayik soluma sırasında, akciğerler tüm kapasite çalışır ve bu da parasempatik sinir sistemini harekete geçirirek hormonal bozuklukları düzeltir.
Belli başlı hangi asana gruplarının ve nefes çalışmalarının metabolizmayı canlandıracağından bahsettikten sonra, metabolizmayı hızlandırmak için bir yoga akışını örnek vermek iyi olur diye düşünüyorum. Yoga çalışmasına, kısa bir meditasyon ile başlayabilirsiniz. Meditasyon sonrasında, nefes farkındalığını arttırmak ve bedeni daha fazla oksijenlendirmek için dikkatinizi nefes alış verişlerinize verebilirsiniz. Öncelikle nefesinizi nitelendirmeyi deneyenilirsiniz. “Nefesiniz rahat, uzun, huzurlu ve geniş mi yoksa sığ, kısa ve kesik kesik mi?” Eğer nefesleriniz kısa kısa ve sığ ise, nefeslerinizi uzatmak için nefes alış ve verişlerinizi saymalısınız. Örneğin, üç sayıda (kesintisiz) nefes almalı ve üç sayıda vermelisiniz. Bu sayı size kısa geldiyse, dört ya da beş sayıda nefes alıp vermeyi deneyebilirsiniz. Nefesinizi rahatlattıktan sonra, nefesinizin bedeninizin nerelerinde olduğunu farketmelisiniz. Nefesiniz burun deliklerinden girdikten ve soluk borusundan aşağı doğru indikten sonra, nerelere ulaştı? Sadece akciğerlerin üstünde mi kaldı yoksa aşağılara kadar indi mi? Ya da nefesinizi akciğerlerin arkasına kadar yollayabildiniz mi? Nefes karnınıza kadar ulaştı ve karnınız her nefes aldığınızda şişti ve her nefes verdiğinizde indi mi? Belki de her nefes aldığınızda hem karnınızı hem de göğüs kafesinizi şişirip her nefes verişinizde de karnınızı ve göğüs kafesinizi indiriyorsunuzdur? Yani “pranayamik soluma” dediğimiz soluma yapıyorsunuzdur. Akciğer tam kapasite çalışıyordur ve böylece de beden oksijenleniyor ve metabolizma canlanıyordur.
Nefes farkındalığından sonra bedeni “surya namaskara” serileriyle ısıtabilirsiniz. En az beş kere “surya namaskara A” yapıp ardından da beş kere “surya namaskara B” yapabilirsiniz. Beden iyice ısındıktan sonra “virabhadrasana I” (birinci savaşçı), “virabhadrasana II” (ikinci savaşçı), “trikonasana” (üçgen), “ashva sanchalanasana” (yüksek hamle), “anjaneyasana” (alçak hamle), “garudasana” (kartal) gibi ayaktaki asanalarla metabolizmayı hızlandırabiliriz. “Ashva sanchalanasana”, “anjaneyasana” ve “utkatasana” (sandalye) duruşlarında burgu yaparak endokrin sistemini ve karın bölgesini harekete geçirebiliriz.
Beden iyice ısındıktan sonra arkaya eğilmeler ile akciğerleri açabilir ve oksijeni arttırabiliriz. “Setu bandhasana” (yarım köprü), “urdhva dhanurasana” (köprü), “salambhasana” (çekirge), “dhanurasana” (yay), “bhujangasana” (kobra) ve “ustrasana” (deve) duruşlarını örnek olarak verebiliriz. “Ustrasana” ve “urdhva dhanurasana” duruşları hormonal bozukluklara da iyi geldiği için tiroid bezlerini de uyarır ve metabolizmanın hızlanmasına yardımcı olur.
Bu noktada ters duruşlar ile beye daha fazla kan yollamak ve toksinleri temizlemek gerekir. “Sirsasana” (baş duruşu), “adho mukha vrksasana” (kol duruşu), “halasana” (saban) ve “sarvangasana” (omuz duruşu) bunlara örnek olarak verilebilir. “Halasana”, karın bölgesini ve tiroid bezlerini uyarırken, “sarvangasana” tiroid bezlerini, prostatı ve karındaki organları uyarır.
wpid-2013-05-18-14.15.45.jpg
“Savasana” (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) öncesinde, “kapalabhati pranayama”, “ujjayi pranayama” ya da “bhastrika pranayama” ile bedeni iyice canlandırabilirsiniz.
Nefes çalışması sonrası ve “savasana” öncesi çalışmanızı meditasyon ile tamamlayabilirsiniz. Meditasyon, farkındalığınızı arttırır, stresi azaltır ve sizi sakinleştirir. “Savasana” ile de yoga çalışmanızın sonunda hem bedeninizi hem de zihninizi sakinleştip dinginleştirebilirsiniz.
O akşam, öğrencinin karşısında donup kaldıktan sonra daha öğrenmem gereken çok şey olduğunu farkettim. Araştırmalarımın sonunda ise kendimi iyi hissettim çünkü öğrenciye yanlış bir bilgi vermemiştim. O an verebileceğim en doğru cevabı vermiştim. Metabolizmayı hızlandırmak için “vinyasa yoga” (akış yogası) yapabileceğini, nefes çalışmalarına yönlenebileceğini ve “burgu”larla karın bölgesini canlandırabileceğinden bahsetmiştim. Hatta o derste, burgulara yönelmiştik. “Bu dersin size faydalı olacağını düşünüyorum” demiştim. İçgüdülerimde yanılmamıştım. O gün bir kere daha farkettim. Yoga, uçsuz bucaksız bir dünyaydı ve  bu dünyada herkes için bir şeyler vardı. Yoga dünyasında her derde deva vardı. Yeter ki faydalanmasını bilelim…