Tag Archives: karın çakrası

güçlü karın, güçlü duruş

Standard

Bir süredir kendi kendime yoga yapamadığım, yeni asanalar deneyemediğim ve uzun süredir yaptığım asanaları bile yapmakta zorlandığım için kendimi felsefi konulara verdim. Hani her şey bir şey için oluyordu ya. Belki ben uzun bir süredir yogayı asana boyutunda ele almıştım ve çok sevdiğim felsefi boyutundan uzaklaşmıştım. Asana pratiğine ara verdiğim şu sıralarda okumaya ve araştırmaya daha çok zaman ayırabiliyorum. Haliyle derslerimde de felsefi yaklaşımlara daha çok yer vermeye başladım. Geçen haftaki özel ve grup derslerim yine felsefe ağırlıklıydı.

2014-02-07 19.14.27

Derslerde bir süreklilik sağlamaya çalışıyorum. Her ders bedenin farklı bir bölgesine odaklanarak fiziksel olarak farklı bölgeleri çalıştırmak ve güçlendirmek ve felsefi açıdan da o bölgenin duygularını ortaya çıkarmak istiyorum. Bir süredir “kundalini yoga” hakkında kitaplar okuduğum için geçen haftaki derslerim yine “çakra”lar üzerine yoğunlaşmıştı. Önceki derslerimde ilk iki çakraya odaklanmıştık. “Muladhara” (kök) ve “svadisthana” (sakral) çakraları fiziksel olarak güçlendirerek duygusal rahatlama da sağlamaya çalışmıştık. Kabullenmek, güven ve yaratıcılık… Şimdi sıra üçüncü çakraya — “manipura” (karın) çakraya — gelmişti. Karın çakrasının duygusu “kararlılık”tı; gölge duygusuysa “öfke”. Bu ne demekti? Eğer karın çakrası iyi çalışıyorsa, kişi enerji dolu, amaçlarını gerçekleştirebilen bir kişi olabiliyordu. Maymun iştahlı değil; aksine amaçlarını yerine getirebilecek iradeye sahip biri oluyordu. Bu çakra güçsüzse, kişi düşüncülerini gerçekleştirme enerjisinden yoksun, hayatın kendine sunduklarından mutlu olmayan ve hayal kırıklığı hisseden öfkeli biri oluyordu. Fiziksel olarak ise, karın kasları ne kadar güçlü olursa, bel ve sırt sorunları o kadar az oluyordu ve dengemizi de o kadar kolay sağlayabiliyorduk. Yani hem fiziksel hem de duygusal olarak karın bölgesi önemli bir bölgeydi.
O gün sabah özel dersim akşam da grup dersim vardı. Özel dersin başında “manipura çakra”dan bahsettim ve ders boyunca karın bölgesine odaklanacağımızı söyledim. Meditasyon sonrası, “balasana”da (çocuk pozisyonu) burgu yaptık ve sonra “virasana”ya (kahraman duruşu) geçtik. “Virasana”da otururken “kapalabhati kriya” (kafatası parlatan arınma yöntemi) yapıp karın kaslarını ve diyaframı iyice çalıştırdık. Bir “vinyasa” (akış) ile ayağa kalkıp “tadasana”ya (dağ duruşu) geçtik. Bedeni “surya namaskara” (güneşe selam) serileri ile biraz ısıttıktan sonra “tadasana”da dinlendik. Sırada “nauli kriya” (karın bölgesindeki sindirim organları ve ince bağırsak temizliği) vardı. “Nauli kriya” zordu ve tam anlamıyla yapmak zaman alırdı. Ancak biz en azından akciğerleri tamamen boşaltıp karın kaslarını iyice içeri çekmeyi denedik. Bu, “nauli kriya”nın ilk aşamasıydı. Eğer bunu başardıysak, sırada karnın sağ ve sol tarafındaki kasları sıkmak ve ortadaki kasları gevşetmek vardı. Eğer bunu da başardıysak, karın kaslarının bir tarafını sıkıştırıp diğer tarafını gevşek bırakmak vardı. En son aşamada ise, merkezdeki karın kaslarını sıkmak, yavaşça karnın sağındaki kasları sıkmak ve gevşetmek sonra soldaki karın kaslarını sıkmak ve gevşetmek vardı. Böylece dairesel bir çalkalama uygulayarak karın bölgesine masaj yapılabiliyordu. Birkaç kez denedikten sonra, “vinyasa” akışlara geri dönmüştük.
Özel derste “burgu”lara odaklanmıştık. Karın çakrasını “burgu”lar ile çalıştırmayı ve temizlemeyi uygun görmüştük. Bu nedenle “vinyasa”ların arasına “parsvakonasa” (yan açı duruşu), “parivrtta parsvakonasana” (dönmüş yan açı duruşu), “ashva sanchalanasana”da (yüksek hamle) burgu, “tadasana”da (dağ duruşu) burgu, “uttanasana”da (ayakta öne eğilme) burgu, “parivrtta prasarita padottanasana” (bacaklar açık dönerek öne eğilme), “adho mukha svanasana”da (aşağı bakan köpek) burgu gibi asanalar eklemiştik. “Svarga dvidasana” (cennet kuşu duruşu) ise ayakta denediğimiz son burguydu. Sıra zirve duruşuna gelmişti. Yere oturduk. Kalçayı “beşiği salla”, “akarna dhanurasana” (okçu duruşu) ve “krounchasana” (balıkçıl duruşu) ve bu duruşta sağa sola burgu ile esnettikten sonra, “parivrtta surya yantrasana” (pusula duruşu) denedik. ” “Parivrtta upavistha konasana” (bacaklar açık yerde öne eğilmede burgu) ile burgu çalışmasını sonlandırdık.
“Dandasana” (asa duruşu), “paschimottanasana” (yerde öne eğilme) ve “purvottanasana” (ters sopa) ile omurgayı dengeledik ve “ananda balasana” (mutlu bebek duruşu) ile akışı tamamladık. “Savasana”da (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) bedeni iyice dinlendirdik.
Grup dersinde ise karın güçlendirici asanalara odaklanmıştık. Ders başında “kapalabhati kriya” (kafatası parlatan arınma yöntemi) çalışmıştık. Bedeni ısıttıktan sonra “nauli kriya” (karın bölgesindeki sindirim organları ve ince bağırsak temizliği) denemiştik. “Vinyasa” akışları arasında “phalakasana” (sopa), “chaturanga dandasana” (şınav), “vasisthasana” (Bilge Vasista duruşu/yan sopa) ile kolları ve karnı güçlendirdik. “Phalakasana-adho mukha svanasana” (sopa-aşağı bakan köpek) ve “urdhva mukha svanasana-adho mukha svanasana” (yukarı bakan köpek-aşağı bakan köpek) arasında nefeslerle aktık. “Chaturanga dandasana”dan (şınav) “phalakasana”ya (sopa) yükselmeye çalıştık. “Chaturanga dandasana”da bedeni öne arkaya salladık. Her nefes alışverişte “ardha salamba sirsasana”dan (yunus duruşu) “dirseklerin üzerinde şınav” duruşuna geçtik . Bu kadar kol ve karın kası çalıştıktan sonra, “bakasana” (karga duruşu) ve “pincha mayurasana” (ön kol duruşu) çalıştık. “Pincha mayurasana” yapmak istemeyen kişiler, kan akışını terse çevirmek için “salamba sarvangasana” (omuz duruşu), “salamba sirsasana” (baş duruşu) ve “adho mukha vrksasana” (kol duruşu) arasından birini seçti.
Dersi “vinyasa” akışlarla bitirmek istemiştim. Yani bedeni “vinyasa”larla soğutmaktı niyetim. “Vinyasa” akışların arasında “ashva sanchalasana”da (yüksek hamle) dizi yere koyarak ön bacak kaslarını esnettik. “Bhujangasana” (kobra duruşu) ile göğüs kafesini rahatlatıp başı sağa sola çevirip boynu esnettik. “Uttanasana”da (ayakta öne eğilme) uzun süre bekleyerek bacakların arkasındaki hamstring kaslarını yumuşattık. En son “vinyasa”da öne zıplayıp “dandasana”ya (asa duruşu) oturduk. Sırt üstü yatıp, önce “iğne deliği” duruşu ile kalçayı dışa çeviren kasları esnetip kadınların bacak bacak üstüne attığı gibi bacakları üstüste atıp bedeni burguya soktuk. Diğer tarafı da yaptıktan sonra bedeni “ananda balasana” (mutlu bebek duruşu) ile omurgayı dengeledik. Ardından uzun bir “savasana” (derin gevşeme ve dinleme pozisyonu)…
Dersi nasıl sonlandıracaktık? Eğer “manipura çakra” (karın çakrası) güçlüyse, hayatta da o kadar güçlü bir duruşumuz oluyordu. Azimli, iradeli ve kararlı. Azim derken, hırstan bahsetmiyorduk. Azim derken, başladığımız işleri sonuna kadar götürebilme yeteneğinden bahsediyorduk. Bir müzik aleti çalmaya başlayıp yarıda bırakıyorsak, karın çakrası iyi çalışmıyor demekti. Bir işe başlama ve onu devam ettirebilme yeteneğinin buluduğu yerdi “manipura çakra.” Kararlı, azimli ve iradeli olursak, bu çakranın gölge duygusu olan öfkeden de arınmış olurduk. Her bir çakranın olumlu duygusu varken ve onları güçlendirmek elimizdeyken, neden barındırdıkları olumsuz duyguların kölesi olalım ki?

Reklamlar