Tag Archives: kapha dosha

yaz aylarında yoga

Standard

Yaklaşık iki aydır yazın gelmesini bekliyorum. Ben bekledikçe yaz bir türlü gelmiyor. Seviyorum ya sıcak havayı, güneşi, havuzu, denizi ve güneşlenmeyi… Ben yaz gelsin ben de denize havuza gireyim güneşleneyim dedikçe yaz bir türlü gelmiyor. Bir de üstüne üstlük yazın ne tarz yoga hakkında bir yazı yazmayı istiyorum. Yaz gelmediği halde… Bu konudaki yazımı da bir türlü yazamıyorum.  Baktım olacak gibi değil. En iyisi ben yazımı yazayım diye karar verdim. Ne de olsa 21 Haziran yaz gündönümü geldi ve geçti bile… Öncelikle yaz gündönümünü kutlamak için ne tarz bir yoga yapmalıydık?

Bu soruyu cevaplamadan önce yaz gündönümü ne demek ve bu özel günde neler oluyor onu bir anlamaya çalışalım. Bir yıl içinde iki defa gündönümü yaşıyoruz. Biri kışın, 21 Aralık’ta, biri de yazın, 21 Haziran’da. Her iki gündönümünde de, güneş tersi istikamete harekete geçmeden önce duraklıyor. İşte bu durakladığı anlara gündönümü diyoruz. Öncelikle yaz gündönümünü kutlamak için ne tarz bir yoga yapmalıyız?
Yaz gündönümü ya da 21 Haziran yılın en uzun günü. Bu gün, kış gündönümünde başlayan döngünün sona erdiği gün. 21 Haziran’da güneş dünyayı en dik açıyla aydınlatıyor.  21 Haziran’dan sonra günler kısalmaya ve geceler uzamaya başlıyor. Ta ki 23 Eylül gün gece eşitliğine kadar. Ardından da geceler uzamaya ve gündüzler kısalmaya başlıyor. Tüm bu anlattıklarımızın kuzey yarımküre için geçerli olduğunu hatırlamakta fayda var. Güney yarımkürede zamanlamalar tam tersi.
Bu kısa coğrafi bilgiden sonra gündönümüne geri dönelim. Gündönümü, doğanın bizi kucaklamasına izin vermek için çok iyi bir zamandır. Özellikle yaz gündönümünde, güneşin içimizi ısıtmasıyla ve ruhumuzu şenlendirmesiyle birlikte kendimizi çıplak ayakla çimlerin ya da kumun üzerinde dans ederken buluveririz. Şu ana kadar yaz gündönümünün sadece ruhumuza etkilerinden bahsettik.
Yaz gündönümü kutlamak için ne tarz bir yoga yapabiliriz diye sorarsanız eğer, size vereceğim en güzel cevap bu gündönümünü 108 tur “surya namaskara” (güneşe selam) ile kutlamanız olurdu. Mademki 21 Haziran’da güneş dünyamıza en dik açıda, bu gündönümünde güneşe selam serileri yapmak hiç de mantıksız değil. Bu şekilde, içimizdeki ateşi ortaya çıkarmamız da mümkün. Her nefes aldığımızda daha da genişlemek ve her nefes verişimizde güneşin ısısının bedenimize yayıldığını hayal etmek…
Peki, yaz gündönümünü sadece hızlı bir yoga tarzıyla mı kutlayabiliriz? Tabii ki hayır. 21 Haziran yaz gündönümünde yin yoga yapmak da mümkün. Bu tarz yoga ile belki içimizdeki ateşi harekete geçiremeyiz ama onu söndürüp daha sakin bir şekilde bu gündönümünü atlatabiliriz.
İşte bunlar 21 Haziran yaz gündönümünde yapabileceğimiz yoga tarzları. Şimdi yaz ayları boyunca ne tarz bir yoga yapmalıyız sorusuna cevap bulmaya çalışalım.
Daha önceki yazılarımdan hatırlayacağınız gibi, Hint yaşam bilimi “Ayurveda”ya (Hint tıp bilimi) göre bedenlerimiz üç tipe ayrılıyordu: “Vata, pitta ve kapha” olarak. Bazı bedenlerde tek bir tip hâkim oluyordu, bazı bedenlerde iki, bazı bedenlerde de üç tip birden etkili olabiliyordu. Ayrıca bu sıfatlar sadece beden tiplerini etkilemiyordu aynı zamanda mevsimlerden mevsimleri biri diğerinden daha baskın olabiliyordu. Kış aylarının soğuk, karanlık, kuru ve sert özellikleri nedeniyle bedenlerimizdeki “vata” (hava ve eter) oranı artıyordu. Bu nedenle, kış aylarında yoga çalışmalarımızda köklenmeye ağırlık vermek ve o an ne yapıyorsak yapalım farkındalığımızı köklerde ve köklenmede tutmamız gerekiyordu. İlkbahar geldiği zaman, Ayurveda’ya göre bedenimizdeki “kapha (toprak ve su) dosha” artıyordu. Bu nedenle kendimizi daha ağır ve yorgun hissediyorduk ve kolumuzu bile kıpırdatmak bize zor geliyordu.
Peki, yaz aylarında bedenimize ne oluyor? Yaz gelince, bedenimizdeki “pitta” (ateş ve su) oranı yükseliyor. Bu aylarda da yine kendimizi sıcak hava sebebiyle yorgun hissedebiliriz. Ayrıca, bedenimizde “pitta” oranı arttıkça daha sinirli ve hareketli olabiliriz. Bu nedenle, yaz aylarında yoga pratiğimize başlarken yerde sırtüstü yatarak başlamak ve öncelikle bedenimizi esnetmek ve rahatlatmak çok iyi gelir. Bu şekilde bedenimizdeki iç ısıyı dengeleriz. “Savasana”da (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) yatıp bir süre bedeni ve zihni derse çektikten sonra, bedeni sağa ve sola esnetme, dizleri kendimize doğru çekip sağa ve sola burgu yapmak kendimizi iyi hissettirebilir.
Sadece yoga pratiğimizin başında değil, tüm pratik boyunca hızlı ve akışkan bir yoga yapmak yerine biraz daha sakin ve rahatlamaya ve meditasyona yönelik yoga tercih edilebilir yaz aylarında. Bu, akışlardan uzak durmamız anlamına gelmemeli. Akış bile yapıyor olsak, daha sakin ve kendimizi dinleyerek yapmak anlamına gelmeli.
Hal böyle olunca, tabii ki derse “surya namaskara” (güneşe selam) serileriyle başlamak mümkün. Aklınıza gelen tüm ayaktaki duruşlar da yapılabilir. “Trikonasana” (üçgen), “ardha chandrasana” (yarım ay duruşu), “utthita parsvakonasana” (yan açı duruşu), “setu bandhasana” (yarım köprü), “urdhva dhanurasana” (tam köprü), “bharadvajrasana” (bilge Bharadvaj duruşu), “upavista konasana” (oturarak bacaklar yana açık öne eğilme), “parivritta janu sirsasana” (dönmüş baş dize duruşu), “baddha konasana” (bağlı açı duruşu-kelebek), “paschimottanasana” (doğuya bakan öne eğilme), “halasana” (saban duruşu), “salamba sarvangasana” (destekli omuz duruşu), “karnapidasana” (kulak basıncı duruşu), “matsyasana” (balık duruşu), yaz ayları boyunca yoga pratiğimizde veya derslerimizde kullanabileceğimiz asanalar. Yoga dersi ya da kendi yoga pratiğimiz boyunca öne eğilmelere yoğunlaşarak zihni ve bedeni sakinleştirmemiz de mümkündü.
Bunlara ek olarak, bedenimizdeki ısıyı ya da ateş elementini düşürmek için “sitali” adı verilen serinletici nefes tekniğini de kullanabiliriz. Kısaca, dilimizin yanlarını yukarı doğru katlayıp dilimizin ucunu, dudaklarımızı aralayarak dışarı çıkartarak nefes alıp verme şeklinde yapabiliriz bu “pranayama” tekniğini. Bu nefes tekniği bizi sakinleştirip serinletir. Nefes aralık olan ağızdan alınıp burundan verilir. Bir süre yaptıktan sonra, serinlediğinizi hissedersiniz.
Yaz aylarında kullanabileceğimiz bir başka “pranayama” tekniği ise sağ burun deliğini kapatıp sol burun deliğinden nefes alıp vermektir. Sağ burun deliği eril tarafımızdır ve “pingala nadi” (güneş/eril) adı verilir. “Nadi”, bedenimizden geçtiği düşünülen enerji merkezleridir. Sol burun deliği ise dişil tarafımızdır ve “ida nadi” (ay/dişil enerji merkezi) adı verilir. Sağ burun deliğini kapattığımızda eril, aktif ve bizi ısıtan tarafımızı kapatır, sol burun deliğinden nefes alıp verdikçe de dişil, pasif ve bizi serinleten taraftan nefes almış vermiş oluruz.
Yoga çalışmamızın sonunda ister “savasana”da (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) dinlenebilir istersek de “viparita karani” (ayakları 90 derece havada duvara yaslama) ile hem bedenin akışını ters çevirebilir hem de bu şekilde dinlenebilirdik.
Siz de fark ettiniz mi? Yoga o kadar engin bir dünya ki her mevsim farklı yoga pratikleri yapabiliriz. Ayrıca her mevsim kullanabileceğimiz değişik “pranayama” (nefesi özgürleştirme) teknikleri var. Bu nefes teknikleriyle kış aylarında bedenimizi ısıtmamız, yaz aylarında da serinletmemiz mümkün. Peki, bahar aylarında ne olacak diye sorabilirsiniz? O zamanlarda da sağ ve sol enerjimizi eşitleyebileceğimiz nefes tekniği var. Yani yoga yine bize bir şeyler sunabiliyor.
Öyle ya da böyle, yaz ya da kış. Veya bahar. Önemli değil. Önemli olan her zaman ve her mevsim yogaya gönül vermemiz ve yogayı hayatımızın içine sokmamız. İster sadece asana boyutunda, istersek “pranayama” ve meditasyonu da ekleyerek ya da belki felsefesini de okuyup özümseyerek…

baharda tazelenmek…

Standard
Herşey geçen hafta yoga eğitmeni bir arkadaşımın Ankara dışında olacağı için benden kendi dersini vermemi istemesiyle başladı. Derse hazırlanmak için beş günüm vardı. Sanki daha önce hiç vinyasa dersi vermemişim gibi heyecanlanmıştım. Ne de olsa çok beğendiğim ve takdir ettiğim bir eğitmen arkadaşımın dersinin sorumluluğunu üstlenecektim. Derse hep aynı öğrencilerin katıldığını da biliyordum çünkü aynı saatlerde benim de çocuklarla dersim vardı. Biraz da o yüzden heyecanlıydım. Ya derse sürekli katılan öğrenciler benim tarzımı beğenmezlerse? Ya hazırladığım ders onlara hafif gelirse? Ya, ya ve ya… Geçen hafta işte böyle bir ruh hali içindeydim!
2009-2010 tum fotolar 676
Dersten bir gün öncesine kadar stüdyoya her gittiğimde eğitmen arkadaşla karşılaştık. İlk gün, zirve duruşu “hanumanasana” (maymun duruşu) olan bir vinyasa ders planladım. İkinci gün fikrim değişti. Dersin zirve duruşu “dhanurasana” (yay duruşu) ya da “parsva dhanurasana” (yan yay duruşu) olabilir diye düşünmüştüm.
Derse iki gün kala yine karar değiştirmiştim çünkü dersten bir gün önce bahar ekinoksunu (gün gece eşitliği) yaşayacağımızı farketmiştim. O an kesin kararımı vermiştim. Dersin teması, “bahara merhaba” olacaktı ve derste bahar yorgunluğunu dindirmeye odaklanacaktım. Baharla birlikte bedenimizde artan “kapha dosha”yı dengelemek için yoga yapacaktık. Ayurveda’ya (Hint yaşam bilimi) göre, beden tiplerine “dosha” adını verir ve “dosha”ları üçe ayırır: “Vata”, “pitta” ve “kapha.” Kiminin bedeninde “vata dosha” hakimken, kimininkinde “pitta dosha” ya da “kapha dosha” hakimdir. Bazı bedenlerde iki dosha birden baskın olabilir. Kimi zaman da bir bedende üç doshanın etkisini de görmek mümkündür.
Ayrıca mevsimden mevsime “dosha”lardan biri diğerlerinden daha baskın olup bizlerde fiziksel ve ruhsal değişikliklere neden olabilir. Kış ayları, soğuk, kuru, kasvetli ve uzun olduğu için bedenimizdeki vata oranının yükselmesi gayet doğal karşılanıyor. Buna karşılık, ilkbahar ile birlikte uzayan günler, açan çiçekler, ısınan hava bedenimizdeki “kapha” doshayı artıyor. Kapha bedenimizdeki toprak ve su elementleri dengeleyen bir “dosha”. “Kapha dosha”, eklemlerimizi esnetmemize; sinüslerimizi, akciğer ve midemizi korumak için mukus sağlamamıza ve bedenimizdeki kasların miktarı ve gücünü ayarlamaya da yardımcı olur.
Kapha dosha dengede olduğunda, kendimizi güçlü ve sağlam hissederiz. Bu doshanın dengesi bozulduğunda, yorgun, depresif ve uykucu olabiliriz.
Dolayısıyla, bahar geldiğinde bedenimizdeki “kapha”yı dengelemek önemlidir. Yoksa, mevsimsel alerjilerle ve ciddi soğuk algınlıklarıyla boğuşmak zorunda kalabiliriz. (Daha ayrıntılı bilgi için https://burcuyircali.wordpress.com/2014/03/20/hosgeldin-bahar/ linkini tıklayabilirsiniz).
O gün geldi çattı. İnanır mısınız o sabah bir türlü yataktan kalkamadım. Sanki bu yazıyı ben yazmamışım gibi, yüzümde ve boynumda alerji başladı ve bir türlü geçiremediğim için ilaç kullanmak zorunda kaldım. İlaç da uyku veriyordu. Haliyle yataktan kalkmak istemiyordum. Saate baktığımda, biraz daha yatakta yatmaya devam edersem derse geç kalacağımı farkettim. Yataktan fırladım, bir meyve atıştırdım ve yola koyuldum. Neyse ki stüdyoya dersten yirmi dakika önce varmıştım.
Mat’ımı (yoga minderi) yerleştirdim, müziği ayarladım ve beklemeye başladım. O günkü dersin bir önemi daha vardı. Çocuklarla büyüklere bir arada ders yaptıracaktım. Yani öyle bir vinyasa dersi olmalıydı ki hem çocuklar hem de büyükler zevk almalıydı. Üç yetişkin ve iki çocukla derse başladık. Başlangıç meditasyonunu takiben “kapalabhati pranayama” (kafatası parlatan nefes) tekniği ile derse devam ettik. Amacım, bedenlerdeki ateş enerjisini harekete geçirmek ve yorgun hissetmemize sebep olan “kapha dosha”yı dengelemekti. Bu nefes tekniğini çalışırken, 13 yaşındaki iki öğrencim gülmeye başladılar. Onlar gülünce, anneleri ve babaları da gülmeye başladı. Sizce ben durabilir miyim? Ben de gülmeye başladım. Neyse ki gülme krizini çabuk atlattık ve vinyasa akışlarına başladık.
Nefes çalışmasının ardından karın kaslarını güçlendirmek için birkaç asana yaptık. “Surya namaskara” (güneşe selam) serileri ve aralarına serpiştirilen ayaktaki asanalarla devam ettik. “Virabhadrasana I” (birinci savaşçı), “virabhadrasana II” (ikinci savaşçı), “trikonasana” (üçgen), “anjaneyasana” (alçak hamle), “ashva sanchalayasana” (yüksek hamle), “parivrtta trikonasana” (dönmüş üçgen), “ardha chandrasana” (yarım ay), “bakasana” (karga), “parsvakonasana” (yan açı), “prasarita padottanasana” (bacaklar ayrı öne eğilme), “utkatasana” (sandalye), “parsva utkatasana” (dönmüş sandalye), “malasana” (dua tespihi/çelenk), “malasana”da burgu, “uttanasana”da (ayakta öne eğilme) burgu…
Tekrar yere oturduk ve “navasana” (sandal) varyasyonlarıyla karın çalıştırmaya devam ettik. Sırt üstü yere uzandık ve karın kaslarını çalıştırdık. Tekrar ayağa kalktık ve “surya namaskara” serileriyle bedeni biraz daha ısıttık. Göğüs kafesini esnetmek için “camatkarasana” (vahşi şey) serileri yaptık.
Zirve duruşlu bir ders planlamamıştım. Amacım, “kapha dosha”yı dengelemek için akışlı bir yoga dersiydi. Bu akışlar arasına denge duruşları, burgular, arkaya eğilmeler ve ters duruşlar ekleyecektim. Bedenleri arkaya eğilmeye ısındırmak için “surya namaskara” serilerinde “tadasana” duruşunda (dağ duruşu) hafif geriye doğru eğildik. Böylece göğüs kafesi de esnemişti.
Dersin sonuna doğru, sınıfın arkaya eğilme ve ters duruşa hazır olduğunu düşündüm. “Adho mukha svanasana”dan (aşağı bakan köpek) öne zıplayıp dizlerin üzerine oturduk. Sırada “ustrasana” (deve duruşu) vardı. Yine de bedeni tam ısıtmak için önce sadece sağ kolu geriye attık, sonra da sol kolu. Üçüncü denemede tam deve duruşu yaptık. Böylece arkaya eğilerek, hem göğüs kafesini açmış hem de uyuşukluktan kurtulmuş ve daha coşkulu hale gelmiştik.
Ve sıra ters duruşa gelmişti. Katılımcılara seçenek vermeyi daha uygun gördüm. Tek bir duruş yapmalarını isteseydim, yapamayanlar çıkabilirdi. Birkaç seçenek verince herkes kendine uygun asanayı tercih edip yapabilirdi. Seçenekler, “sirsasana” (baş duruşu), “sarvangasana” (omuz duruşu), “pincha mayurasana” (tavuskuşu duruşu) ve “adho mukha vrksasana”ydı (kol duruşu). Öğrencilerden ikisi “sirsasana” üçü de “adho mukha vrksasana” tercih etti.
Herkesi “balasana”da (çocuk pozisyonu) dinlendirdikten ve bedenleri dengeledikten sonra, biraz gevşemek için dersi “yin” hale getirdim. “Half butterfly” (yarım kelebek) duruşunda uzun duran bacağı biraz yana doğru açarak öne katlandık. “Dragonfly” (helikopter böceği) duruşunda önce öne eğildik, daha sonra da yanlara burgu yaptık. Tüm bu dinginleştirici duruşların ardından sırt üstü yattık. “Twisted roots” (dönmüş kökler) burgusundan sonra “ananda balasana” (mutlu bebek duruşu) ile kuyruksokumunu iyice yere değdirerek omurgayı rahatlattık. En son “bananasana” (muz esnetmesi) ile bedeni iyice gevşettik ve “savasana”ya (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) geçtik. Sınıf derin gevşemedeyken katılımcılara masaj yaptım. Her hafta çocuklarla dersimde onlara masaj yapıyordum ve ebeveynleri de “çocuklar çok şanslı. Bir gün biz de mi sizin derse katılsak?” diyordu. Herkes “savasana”da dinlenirken aklıma bu cümleler geldi. Fırsat bu fırsattı. O gün annelere masaj yaptım.
Artık dersi bitirmek üzereydim. Herkesi “savasana”dan kaldırdım ve bağdaşta oturduk. “Bugün baharı karşılamak için yoga yaptık. Bahar yorgunluğunu atmak, içimizdeki ateş ve hava elementini harekete geçirmek için çalıştık. Hoşgeldin bahar. Her günümüzün bahar günü kadar güzel ve keyifli olması dileğiyle…” diyerek dersi sonlandırdım.
Ders bittiğinde kendimi gayet iyi hissediyordum. Bol akışlı, hareketli, ateş ve hava elementli, keyifli bir ders yapmıştık. Ders öncesi ruh halimden eser yoktu. Heyecanım yatışmıştı. Aslında ders başlar başlamaz geçmişti heyecanım.
Peki bu deneyim bana ne kattı? Bir buçuk yıldır ders verdiğim halde hala heyecanlanabildiğimi farkettim. Bu iyiye işaretti. Heyecan olmazsa kendimi geliştiremezdim. Heyecan, beni öğrenmeye ve kendimi geliştirmeye teşvik ediyordu. Çocuklu ve ebeveynli dersin eğlenceli ve keyifli olabileceğini gördüm. Ebeveynler ve çocuklar da benim gibi mi düşünüyor? İnanın bilmiyorum ama arada sırada birlikte yoga yapmak ve yeni deneyimleri birlikte paylaşmak ebeveyn-çocuk ilişkisi için faydalı olabileceğini düşünüyorum.
Baharın ilk günü… Baharın ilk dersi… Yenilenmek, tazelenmek, hareketlenmek ve coşmak… Dersin sonunda hissettiklerim bunlardı işte…

 

hoşgeldin bahar!

Standard

Uzun, kasvetli, kuru ve soğuk kış ayları geride kalmak üzere… Kuzey yarımküre yepyeni bir bahara merhaba demeye hazırlanıyor. Baharla birlikte bedenimizde, spor aktivitelerimizde ve yoga pratiğimizde değişiklikler olması kaçınılmaz. Bahar aylarında kendimizi daha yorgun, daha ağır ve sanki kilolarca yük taşımış gibi hissedebiliriz ve bu yorgunlukla nasıl başa çıkacağımızı da bilmiyor olabiliriz. Aslında sebep de çözüm de çok basit. İlkbahar geldiği zaman, Ayurveda’ya (Hint tıp bilimi) göre bedenimizdeki “kapha dosha” artıyor. Bu  nedenle kendimizi daha ağır ve yorgun hissediyoruz ve kolumuzu bile kıpırdatmak bize zor geliyor. Peki bahar aylarında ne tarz bir yoga yapmalıyız?

2009-2010 tum fotolar 672

Yoga tarzına geçmeden önce, bedenimizdeki dosha tiplerini hatırlamakta fayda var diye düşünüyorum. Ayurveda, beden tiplerine “dosha” adını verir ve “dosha”ları üçe ayırır: “Vata”, “pitta” ve “kapha.” Kiminin bedeninde “vata dosha” hakimken, kimininkinde “pitta dosha” ya da “kapha dosha” hakimdir. Bazı bedenlerde iki dosha birden baskın olabilir. Kimi zaman da bir bedende üç doshanın etkisini de görmek mümkündür.
Ayrıca mevsimden mevsime “dosha”lardan biri diğerlerinden daha baskın olup bizlerde fiziksel ve ruhsal değişikliklere neden olabilir. Kış ayları, soğuk, kuru, kasvetli ve uzun olduğu için bedenimizdeki vata oranının yükselmesi gayet doğal karşılanıyor. Buna karşılık, ilkbahar ile birlikte uzayan günler, açan çiçekler, ısınan hava bedenimizdeki “kapha” doshayı artıyor. Kapha bedenimizdeki toprak ve su elementleri dengeleyen bir “dosha”. “Kapha dosha”, eklemlerimizi esnetmemize; sinüslerimizi, akciğer ve midemizi korumak için mukus sağlamamıza ve bedenimizdeki kasların miktarı ve gücünü ayarlamaya da yardımcı olur.
Kapha dosha dengede olduğunda, kendimizi güçlü ve sağlam hissederiz. Bu doshanın dengesi bozulduğunda, yorgun, depresif ve uykucu olabiliriz.
Dolayısıyla, bahar geldiğinde bedenimizdeki “kapha”yı dengelemek önemlidir. Yoksa, mevsimsel alerjilerle ve ciddi soğuk algınlıklarıyla boğuşmak zorunda kalabiliriz.
Tüm bunlar dikkate alındığında, akışlı yoga dersleri, hem uyuşmuş ve ağırlaşmış bedenimizi uyandırmamız ve canlandırmamız hem de kendimizi daha dinamik hissetmemiz için ilkbahar aylarında yapılmasını önerebileceğim derslerdir. Özellikle vinyasa ve hatha dersleri, “surya namaskara” (güneşe selam serileri), ayaktaki asanalar, arkaya eğilmeler, ters duruşlar, kol denge duruşları ve burgular bu mevsimin olmazsa olmazlarındandır. “Matsyasana” (balık), “salabhasana” (çekirge), “navasana” (sandal), “dhanurasana” (yay), “simhasana” (aslan), “ustrasana” (deve), “sirsasana” (baş duruşu), “sarvangasana” (omuz duruşu), “pincha mayurasana” (tavuskuşu) ve “adho mukha vrksasana” (kol duruşu) göğüs kafesimizi ve tıkanıklıkları açar, boğazı esnetir ve sinüsleri temizler.
Güneşe selam serilerini takiben, “garudasana” (kartal duruşu), “prasaritta padottanasana” (bacaklar açık öne eğilme) serileri, “sirsasana” (baş duruşu), “bakasana” (karga), “chaturanga dandasana-bakasana” (alçak şınav-karga) akışı, “bakasana”dan (karga) “adho mukha vrksasana”ya (kol duruşu) çıkmak, “salamba sarvangasana-halasana-karnapidasana-salamba sarvangasana-setu bandhasana” (omuz duruşu-saban duruşu-kulak basıncı duruşu-omuz duruşu-yarım köprü) tarzında bir akış, bedenimizdeki “kapha dosha”yı dengeleyecek ve daha güçlü ve enerjik hissetmemizi sağlayacaktır.

2009-2010 tum fotolar 675

Bu tarz akışları takiben, yerde karın güçlendirici asanalar ve burgular yapmak, dersin başında ya da sonunda “kapalabhati” (kafatası parlatan) ve/veya “bhastrika” (ateş) nefesi ya da “agni sara” (sözlük anlamı: ateşi yelpazelemek) nefesi çalışmak ve “uddiyana bandha”yı (karın kilidi) dersin her anında kullanmak da ilkbaharda bedenimizi uyandıracak çalışmalardır.
Ayrıca, soğuk kış ayları boyunca, daha yağlı ve protein ağırlıklı beslendiğimiz ve kafeine, alkole ve şekere yüklendiğimiz için karaciğer ve safra kesesine fazla yük binmekte. Karaciğer ve safra kesesini rahatlatmak için, yogada bacak içlerine, kasıklara ve bacakların dışına odaklanmak gerekir. Yin yogaya ağırlık vererek bu bölgelerden geçtiğine inanılan karaciğer ve safra kesesi meridyenlerini rahatlatıp bu organlarımızı da temizleyip onları tekrar canlandırabiliriz. Bu asanalara örnek olarak “swan” (kuğu), “sleeping swan” (uyuyan kuğu), “dragonfly” (helikopter böceği), “frog” (kurbağa), “shoelace”i (ayakkabı bağı) verebiliriz. Hatha yoga duruşlarından “garudasana” (kartal), “prasaritta padottanasana” (bacaklar açık öne eğilme) ve “gomukhasana” (inek başı duruşu) da karaciğer ve safra kesesi için faydalı olan asanalardır.
Sonuç olarak, ilkbahar gecelerle gündüzlerin eşitlendiği, bu eşitlikten sonra günlerin uzamaya ve gecelerin kısalmaya başladığı bir mevsim. Dolayısıyla, her zamanki gibi denge çok önemli. Biz de bedenimizde artan “kapha dosha”yı dengelemek ve değişen mevsime ayak uydurmak için yoga çalışmalarımızı tekrar gözden geçiriyoruz. Bu doshanın üzerimizde yarattığı ağırlığı, bitkinliği, yorgunluğu ve uyuşukluğu atarak, canlanmak ve hareketlenmek istiyoruz. Bunun için vinyasa yogayı yani akışları tercih ediyoruz.
Kim ne derse desin? İsterse ilkbahar bizi ağırlaştıran, mayıştıran, uyuşturan ve yorgun hissettiren bir mevsim olsun, ben kendi adıma, doğa uyandıkça, çiçekler açtıkça, ağaçlar yeşerdikçe, güneş yüzünü daha çok gösterdikçe, günler uzadıkça, kuşlar kuzey yarımküreye döndükçe daha mutlu oluyorum ve bu mutluluk benim tüm ağırlığımı ve uyuşukluğumu silip süpürüyor. Doğan her yeni güneşle, ruhum da bedenim de zihnim de aydınlanıyor, ışıldıyor.
Yoga… Vinyasa,  hatha, yin veya diğer tarzlarda yoga… Ne olursa olsun, hangi mevsim olursa olsun, yeter ki canınız yoga yapmak istesin. Tarzı önemli değil. Bu tamamen sizin tercihiniz ve seçiminiz… Yeter ki bedeninizi, ruhunuzu ve zihninizi uyandırın ve mevsimlerle birlikte değişen beden, ruh ve zihin hallerinizle uyum gösterin ve onların isteklerine cevap verin.

hadi bahar temizliğine!

Standard

2009-2010 tum fotolar 672İlkokul yıllarımızı hatırlayan var mıdır? Ya da ilkokuldaki hayat bilgisi derslerimizi? Sonbahar ve ilkbaharda yapılması gereken işler listesi… Sonbahara girerken soba kurmak, turşu hazırlamak, sebze kurutmak, kışlıkları çıkartmak, yazlıkları kaldırmak… İlkbahara girerken ise sobayı kaldırmak, yazlıkları çıkartmak, kışlıkları kaldırmak, yaz temizliği ve badana boya yapmak… Bunlar aklıma gelen ilk işler… Nerden geldi şimdi bunlar aklına diye sorduğunuzu duyuyorum. Ben böyle bir insanım işte… Biraz nostaljik… Bahar temizliği ve arınma ile ilgili bir yazı yazayım diye düşünürken bu şekilde başlamak istedim sadece…
Bahar temizliği ve arınma? Her bahar geldiğinde yenilenmek isteriz. Uzayan günler, kısalan geceler, açan çiçekler, tertemiz hava, yeşeren ağaçlar ile birlikte bedenimiz de yenilenmek ister. Kış günlerinde bedenimizde biriktirdiklerimizi atıp tazelenmek istemez miyiz her bahar geldiğinde?
Peki, bahar temizliği nasıl bir temizlik? Öncelikle dış dünyamızı temizlemek. Evimizi, işyerimizi, çalışma masamızı ve arabamızı temizlemek. Evimizdeki fazlalıklardan kurtulmak. Eskidiğini düşündüğümüz kıyafetlerimizi ayıklamak, kullanılabilir durumda olanları yardım kuruluşlarına bağışlamak, kullanılamaz durumda olanları atmak. Belki badana boya yaptırmak, halıları yıkatmak… İşyerlerimizde de aynı şekilde. Dolabımızda uzun bir kış aylarında biriktirdiğimiz şeylerden kurtulmak ya da çalışma masalarımızı temizlemek. Aynı şekilde arabamızı temizlemek, kar lastiklerini çıkarmak, zincirleri bagajlarımızdan çıkarıp ardiye dolabına kaldırmak…
Tüm bunlar dış dünyamızın temizliği… Peki ya bedenlerimiz? Bedenlerimiz de bizim evimiz, ruhun yaşadığı yer, ruhun barınağı… Dolayısıyla bedenlerimizi de bahar temizliğine sokmak durumundayız. Bedenlerimizi nasıl temizleyebiliriz? Bundan önceki bahar ile ilgili yazımda da bahsetmiştim. (Bu yazıma https://burcuyircali.wordpress.com/2013/03/20/bahara-merhaba/ linkini tıklayarak ulaşabilirsiniz.) Ayurveda’ya (Hint yaşam bilimi) göre, soğuk, kuru ve uzun  kış aylarından sonra ısınan havalarla birlikte bedenimizde “kapha dosha” artıyor. Bu nedenle kendimizi daha ağır ve yorgun hissediyoruz ve kolumuzu bile kıpırdatmak bize zor geliyor. İşte tam da bu nedenle, bedenimizi de temizlemek ve arındırmak gerekiyor. Yani, bir detoks gerekiyor.
Nasıl bir detoks? Nasıl bir arınma? Tabi ki yoga asanaları bu arınmada en üst sırada. Asanalar arasında ise, burgular bu arınmada başrol oynuyor. Burgularla, bedenimizin bir tarafını sıkıştırırken öteki tarafını esnetiyoruz. Duruştan çıktığımızda ise sıkıştırdığımız tarafa, kan, nefes ve prana (yaşam enerjisi) akıyor ve böylece o kısımlar temizleniyor. Burguların yoğunlukta olduğu bir yoga çalışması bahar temizliği ve arınması için birebirdir diyebiliriz.
Tabi ki bir arınma için fiziksel çalışmalar yeterli olmayacaktır. Besinlerimize de dikkat etmek arınmanın bir yolu olabilir. Baharla birlikte sebze ve meyveleri daha çok tüketmek ve bol su içmek bedenimizi arındırmamıza yardımcı olabilir.
Ayrıca, pranayama (nefesi özgürleştirme) çalışmalarına ağırlık vermek ve meditasyonu da günlük yoga pratiğimizin içine katmak bedensel bir temizlik ve arınma için bahar aylarında izleyebileceğimiz başka bir yöntem.
Biz yogayla ilgilenen kişiler, arınmanın ve temizlenmenin sadece ve sadece bedenle kısıtlı kalamayacağını da biliyoruz. Bu nedenle, mevsimsel temizlenme ve arınma programımıza zihnimizi ve ruhumuzu da katmalıyız. Öncelikle biriktirdiğimiz duygularımızın farkına varmalıyız ve elimizden geldiğince bu duyguların üstünden gelmeye çalışmalıyız. Çevremizdeki kişilerle sorunlarımız varsa bunları çözmeye çalışmalıyız. Zihnimizi ve ruhumuzu da arındırmalıyız çünkü hepimizin bildiği gibi, yoga “bir ve bütün olmak” demek. Sadece bedenimizi temizlemek ve arındırmak yeterli olmayacak. Bu arınmaya, mutlaka ve mutlaka ruhumuzu ve zihnimizi de katmalıyız. Ancak o zaman tam anlamıyla bir temizlenme ve arınma sağlayabiliriz.
Bahar temizliği… İlkokul yıllarım… Hayat bilgisi… İlkbahara girerken sobayı kaldırmak, yazlıkları çıkartmak, kışlıkları kaldırmak, yaz temizliği ve badana boya yapmak… Gerçekten de öyle… Eskileri rafa kaldırmak ve üstesinden gelmek, bizi üzen olayları çözmek, duygu biriktirmemek ve kendimizi yenilemek, yani kendimize badana boya yapmak… Ben her bahar yenilenmek isterim. Ya siz?