Tag Archives: bioeerji

bioenerji

Standard
Siz hiç enerjinin iyileştirici boyutunu tattınız mı? Ya da enerjiyi hissettiniz mi? Bedeninizin çevresindeki enerjiyi gözle göremeseniz bile hissettiğiniz oldu mu hiç? Ya da enerji dediğimizde aklınıza ne geliyor? Sahi enerji ne? Bedenimizin çevresinde gerçekten de bir enerji var mı? Neden mi bahsediyorum? Geçen hafta içinde bedenimin çevresinde hissettiğim enerjiden… En iyisi en baştan anlatmaya başlayım.
BEN_4569
Hafta içinde bir akşam yine grup dersim vardı. Yazılarımı takip ediyorsanız, bir süredir tam olarak teşhis konulmayan bir rahatsızlığım olduğunu da biliyorsunuzdur. Kasığımda başlayan ağrı zaman içinde bacaklarımın yanına, kalçamın arkasına — tam olarak sakruma — ve ayak tabanlarıma kadar yayıldı. Uyuşukluk da cabası… Sorun kasığımda mı, kalça eklemimde mi, sakroiliak eklemde mi yoksa belde mi? Bir türlü anlayamadığım için en sonunda röntgen ve MR çektirdim. Sonuçlarını hala bekliyorum. O sabah kalktığımda kendimi biraz daha iyi hissediyordum. Akşam ders saatine kadar oldukça iyiydim. Derse bir saat kala bir anda bacağımda elektrik çarpmış gibi bir acı hissettim ve acı bir türlü geçmek bilmedi. Yine de derse gittim. Zaten birkaç derstir bir katılımcıdan “örnek öğrenci” olmasını ve sınıfın en önünde durmasını rica ediyordum. Bu derste de aynısını yaptım. Bu defa erkek katılımcılardan birini “örnek öğrenci” seçtik çünkü bu derste ters duruşlara odaklanacaktık.
“Vinyasa” (akış) tarzlı bir ders yapmaya karar vermiştim ve dersin zirve duruşu da “adho mukha vrksasana” (kol duruşu) olacaktı. Onun için dersin ilk yarısında kol, omuz, sırt ve karın kaslarını güçlendirdik. Dersin tam ortasında zirve duruşunu yaptık ve sonra bedeni esnettik, rahatlattık ve gevşettik. Zirve duruşuna birçok alternatif göstermiştim. Duvarda “yarım kol duruşu”, duvarda “tam kol duruşu”, “mat”ın (yoga minderi) üzerinde ikili gruplar oluşturup birbirine yardım etme, bacakları yanlara doğru açıp “kol duruşu”na zıplamayı deneme, bacakları arkadan fırlatarak “kol duruşu”nu deneme… Biri ya da öteki. Hatta el bileklerinde sorun yaşayanlar için “pincha mayurasana”yı (önkol duruşu) tavsiye etmiştim.
Dersi uzun bir “savasana” (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) ile bitirdim ve “örnek öğrenci”ye teşekkür ettim. Ders sonrasında öğrencilerle bir araya toplanmış sohbet etmeye başlamıştık. “Sopa (phalakasana) duruşunda ve özellikle şınavda (chaturanga dandasana) çok zorlandım. Hele ki sopadan şınava indiğimiz akış vardı ya, ben onu yapamadım ve akışı bıraktım. Sizce ne yapmalıyım? Neden böyle?” Bu tarz sorular geliyordu öğrencilerden. Tabii ki omuz kuşağını ve sırt kaslarını güçlendirmek gerekiyordu. Duruşlarda omuzları geriye yuvarlamak ve kürek kemiklerini (skapula) aşağı doğru itmek… Yani meditasyonda bedeni sürekli izliyor ve yığılmamak için omuzları geriye yuvarlayıp kürek kemiklerini aşağı kalçaya doğru itiyorduk ya, aynısını tüm asanalarda uygulamak gerekiyordu. Bu tarz konuşmalar geçiyordu aramızda.
Tam o sırada öğrencilerden biri, “öğretmenim ders boyunca ağrılarınız olduğunu farkettim. Eğer isterseniz, sizinle bioenerji çalışması yapabiliriz. Ne dersiniz?” Enerjiye ve nazara inanan bir kişi olarak ne diyebilirdim ki? Tabii ki çalışmak isterdim. Peki nasıl çalışacaktık? Öğrenci, “isterseniz hemen şimdi burada başlayabiliriz.” Bu duyduğum en güzel şeydi. Diğer öğrenciler de meraklı gözlerle bizi izlemeye başladı.
Öğrenci benden “savasana”da yaptığımız gibi uzanmamı istedi. Uzandım. Gözlerimi kapamamı ve rahatlamamı telkin etti. Bıraktım bedenimi toprağa, ağırlaştırdım ve teslim oldum. Avuçlarımı tıpkı “savasana”daki gibi açmamı, ellerimi kapatmamamı da istedi. Enerji alışverişi söz konusuydu. Eller açık olmalıydı. Ellerim açık, avuçlarım yukarı doğru dönük… Hazırdım. Gözlerim kapalıydı ama hani hep derim ya “gözler kapalıyken görmek” diye… İşte öyleydi. Öğrenci, ellerini bedenimin üzerinde gezdiriyordu ama elleri bedenime dokunmuyordu. Sadece üzerindeydi. Önce bacaklarımın üzerinde daireler çizdi, sonra üçüncü gözümün üzerinde daireler çizdi. Gözlerim kapalı olduğu için tüm bunları görmüyor ama hissediyordum. Öğrenci enerji bedenimle uğraşmaya devam ediyordu. Tüm bedenim üzerinde dolaşıyordu. İçimden ne geliyorsa yapmamı söyledi. Bedensel tepkileri vermemi istedi. Bir süre sonra bacaklarım karıncalanmaya, gıdıklanmaya ve uyuşmaya başladı. İstemsiz kasıldı, bacağımı ittirdim çektim. Yana açtım. Sürekli kıpırdadım durdum. Belimde hissettim, sakrumda hissettim. Bacağımın dışında, topuğumda… Her yerde bir enerji hissediyordum.
Bir süre sonra başım dönmeye başladı. Meditasyon sırasında olduğu gibi, çevrem dönmeye başladı. Dünyam dönüyordu yine. Öğrenciye bundan bahsettim. O da, “öğretmenim, enerji bedeniniz üzerinde çalışıyoruz. Bu normal bir tepki. Enerji bedeniniz açık olduğu ve siz de enerjilere açık bir insan olduğunuz için bunlar çok doğal. Hatta bedensel tepkileri ötelemeyin.” Çalışma devam ettikçe, mide bulantısı hissettim. Öğrencime söylediğimde, bunların tamamen doğal olduğunu hatta kusma güdüsü geldiyse geri çevirmememi söyledi. Ağlayabileceğimi, gülebileceğimi ya da ne gelirse içimden onu yapabileceğimi söyledi.
Bu sırada aklıma bir soru takıldı.  “Sen enerjiyle uğraşıyorsun. Bedendeki kötü enerjiyi temizleyip bedeni arındırmaya çalışıyorsun. Peki bu kötü enerjiyi üzerine çekmiyor musun? Nasıl kurtuluyorsun bu kötü enerjiden? Ne yapıyorsun? Peki ya nazardan?” Cevap beni çok şaşırttı. “Öğretmenim, ben sadece aracıyım. Enerjiyi üzerime almıyorum. Enerjiyi sadece kanalize ediyorum. Nazar ya da kötü enerjiye gelince, taşlardan faydalanıyorum. Benim taşım lapis. Sizinki farklı olabilir. Alışveriş merkezi gibi kalabalık yerlere giderken de kötü enerjilere kendimi kapatıyorum. Size de gösteririm.”
Çalışma devam ettikçe, bedenim iyice gevşemeye başladı. Ağrıyan bacağım yana doğru düştü, iyice ağırlaştı ve gevşedi. Öğrencim, “öğretmenim enerji değişmeye başladı. Bugün rahat uyursunuz. Ağrınız biraz artabilir ama sonra daha iyi hissedersiniz. Bu çalışmayı iki kere daha yaparız. Eğer yetmezse, sekiz seansa kadar uzatırız. İki günde bir yapacağız. Uzaktan da yapabiliriz. Çalışmayı tamamlıyorum. Acele kalkmayın. Biraz daha uzanın. İyice dinlenin ve sonra kalkın.” Ben bir süre daha dinlendim ve sonra kalktım. İyice rahatlamış ve gevşemiştim. Uykudan uyanmış gibiydim. Rüyadan kalkmış gibi… Ağrılarım biraz dinmiş gibiydi. Öğrencime çok teşekkür ettim. Ayrılmadan önce bioenerji konusunda bilgi edinmek istediğimi söyledim ve öğrencim bana birkaç internet sitesinden bahsetti.
Neydi bioenerji? Bioenerji uzmanı Kenan Boyraz’a göre, “bioenerji” Türkçe’ye “yaşama dönük sağlık ve canlılık akımı” olarak çevrilebilir. Yine uzmana göre, bioenerji kozmik bir enerji ve canlılardaki bioenerjik hayat akımı ve enerji bedeni artık bilimsel olarak özel termal kameralarla ve “kirlian fotoğrafçılığı” ile çekilebilmekte ve ölçülebilmekte. Bioenerji, frekanslar ve enerjik dalgalar halinde kainata akan bir hayat akımı. Hatta, bir atomun elektronlarının çekirdek etrafındaki yörüngelerinde hareketleri de buna bağlı.
Kenan Boyraz’a göre, bioenerji uygulaması bütün kapalı ve tıkalı damarları açmayı sağlayan ve çaresi bulunamayan rahatsızlıkları bile iyileştiren içsel bir enerji. Enerji şifası insan vücudunda bulunan tüm hücreleri canlandırarak daha aktif bir duruma gelmesi için yapılan bir uygulama ve insanı ruhsal ve fiziksel olarak güçlendirmekte. Bioenerji uygulaması ile mevcut rahatsızlıklar giderilebilir ve oluşabilecek rahatsızlıklardan korunulabilir.
Uzmana göre, hastalık ve şifa ruhun yolculuğunda ara istasyonlar ve güneşten ve dünyadan gelen enerjiler bedendeki tüm hücrelere nüfuz etmekte ve enerji bedenini şekillendirmekte. Bedendeki enerji sistemlerinden biri kronik olarak dengesini yitirdiğinde ya da birkaç sistem birbiriyle uyumlu çalışmadığında bedenin de işleyişi bozulmakta. Enerji bedeni her zaman dengesini yenilemek için kendisine uygun olan enerjileri kendisine çekmekte ve düşünceler de süptil enerji yaymakta. Süptil enerji düşünce ve niyetlerden etkilenmekte. Hastalık, fiziksel semptomlar olarak tezahür etmeden önce enerjilerde ortaya çıkar.
Kenan Boyraz’a göre, enerji bedeni fiziksel bedenin süptil bir sureti ve maruz kaldığı çeşitli etkilere yanıt verme kapasitesi fiziksel bedenden daha yüksek. Enerji beden fiziksel bedenin sağlığının bir kopyasını taşıdığı için enerji hekimliğinin odak noktası ve enerji bedenini etkileyen tedaviler tüm sistemde yankı bulmakta.
Boyraz’a göre, etrafımızdaki enerjiler bize yardımcı olabileceği gibi zarar da vermekte. Bioenerji uzmanı buna kanıt olarak hayvanların bulunduğu bir ortamda daha kolay şifa tedavisi yapılmasını göstermekte. Enerjiler ritmik ve berrak olduğunda sağlığı desteklemekte. Şifa seansları sırasında şifacının ve hastanın beyin dalgaları senkronize hale gelmekte ve tek bir enerji alanı oluşmakta. Uzmana göre, bu birlik anında hastanın kanındaki hemoglobin seviyesi artmakta, ağrının şiddeti azalmakta, endişe oranı düşmekte ve yaraları daha hızlı iyileşmekte…
Yine bioenerji uzmanına göre, bir seans yaklaşık bir saat sürmekte ve iyileşme süreci için yedi sekiz seans gerekmekte… Bioenerji tedavisinde sadece bölgesel tedavi yapılmamakta, tüm beden üzerinde çalışılmakta. Boyraz, bioenerji şifa çalışmasını bir denkleme benzetmekte ve bu denklemi kainat, bioenerjist ve hasta olarak tanımlamakta. Yine uzmana göre, şifa alan hastalık ya da sakatlık değil, kişinin bünyesi ve uygulanan ve aktarılan enerji şifası kişinin bedeninden haftalar geçse de asla çıkmamakta ve şifa süreci devam etmekte… Daha ayrıntılı bilgi için http://bioenerjiterapisi.com/?SyfNmb=1&pt=ANASAYFA linkini tıklayabilirsiniz.
Seansın sonunda, öğrencime bu çalışmanın maddi değerini sordum. Sonuçta alma ve verme döngüsü vardı hayatta. Bir hizmet alıyorsam, karşılığını vermeliydim. Öğrencim, “öğretmenim, siz bana burada o kadar çok şey öğrettiniz ki… Her derse geldiğimde, neye ihtiyacım varsa onu çalıştırdınız. Hiç konuşmadan. Sadece hissettiniz. Bu dersleri başka bir yerde alsam, kim bilir ne kadar çok ücret ödemem gerekir. O yüzden sizden hiç ücret talep etmiyorum. Seve seve yapıyorum.” Ne kadar duygulandığımı tahmin edersiniz sanırım. “O halde, ayrıntılı olarak hangi asanayı çalışmak istersen, ne zaman istersen, mutlaka haberleşiyoruz. Özel dersler yapıyoruz. Diyelim ki kol duruşu çalışmak istiyorsun ya da arkaya eğilme… Ya da herhangi başka bir akış… Tesiste buluşup çalışıyoruz. Söz mü?”
Evrende verme ve alma döngüsü var. Önce vereceksiniz ki alabilesiniz. İster emeğiniz olsun isterse maddi bir şey olsun, vereceksiniz ve hayatınızda yer açacaksınız ki yerini yenisiyle doldurabilesiniz. Yenisi size gelsin. Yenisini alabilesiniz. Ayrıca, evrende yoğun bir enerji var. İyi ve kötü enerjiler. Eğer açık bir insansanız ve inanıyorsanız, iyi enerjiyi de kötü enerjiyi de çekebiliyorsunuz. İyi enerjiyi çekmek sorun değil de, kötü enerjiyi çekersek ne yapacağız? Bedeni temizleyip arındıracağız. Çevremizi iyi enerjili ve sevgi dolu insanlarla dolduracağız. Ya da sadece inanacağız ve kendimizi akışına bırakacağız. Evrene güveneceğiz ve inanacağız. İnandığımızda, iyilik her zaman gelip bizi bulacak. Benim yaşadıklarım sizce de güzel bir örnek değil mi?
Reklamlar