ay gibi…

Standard

Son zamanlarda yazı yazmaya biraz ara verdiğimin farkındayım. Bu aralar canım yazı yazmak istemiyor ve ben de tam da canımın istediğini yapıyor ve yazmıyorum. Canım istemediği halde yazı yazarsam, ruhumu inciteceğimi, kalbimin ve ruhumun istemediği bir şey yapacağımı ve bu yüzden de mutsuz olacağımı biliyorum. O halde yoga felsefesine uyuyorum ve zihnim ve ruhum uyumlu olmadıkça yazmıyorum.

Aslında yazı yazmayı çok seviyorum ve hayatımda ve derslerimde yazarak anlatacağım bir sürü olay oluyor. Ama nedendir bilmiyorum bu aralar kendi içimde kalmayı ve öncelikle her şeyi kendi içimde sindirmeyi istiyorum.

Peki tekrar nasıl yazmaya başladım? Öğrencilerimden birisi uzun zamandır neden yazı yazmadığımı sordu ve dört gözle yeni yazılarımı beklediğini söyledi. Böylesine bir soru geldiğinde kendimden utandım. Yazı yazarken tabii ki kendim için bir şey yapıyordum ama başkaları da yazılarımı okuyordu ve yeni yazılarımı bekliyordu. Yazmayarak aslında ben onların beklentilerini karşılamıyordum ve onları yazılarımdan mahrum bırakıyordum. Ne büyük laf değil mi? “Mahrum bırakmak”… O kadar da önemli bir şey yapmıyorum. Sadece başımdan geçenleri ve hissettiklerimi anlatıyorum. Hepsi bu!.

Evet, neden yazmaya başladığıma gelince… Öğrencilerimden birisi neden yazı yazmadığımı sorunca verecek cevap çok basitti. “Çünkü bu aralar canım yazmak istemiyor ve ben içimden gelmeyen bir şeyi zorla yapmak istemiyorum. Zorla yaptığımda, yaptığım o işten hayır geleceğini zannetmiyorum. Ne bana ne de başkasına faydalı olur bu.”

Öğrencimin cevabı ise beni yazmaya tekrar başlatan şey oldu: “Öğretmenim, siz ay gibisiniz. Nasıl ki ay güneşten aldığı ışığı ve enerjiyi geceleri dünyaya yansıtır; siz de bugüne kadar katıldığınız eğitimlerden, okuduklarınızdan, deneyimlerinizden edindiğiniz ışığı ve enerjiyi biz öğrencilerinize yansıtmalısınız. Yansıtmıyor değilsiniz. Daima yansıtıyorsunuz. Özellikle derslerde. Ama yazılarınızda bazen derslerde bahsedemediğiniz şeylerden bahsediyorsunuz ve yazılarınız daha derin ve daha ayrıntılı oluyor. O yüzden siz yazı yazmayı sürdürmeli ve tıpkı “ay gibi” bize ışık ve enerji yansıtmalısınız.”

Hayatımda duyduğum en güzel yorumlardan biriydi. Çok duygulandım, gözyaşlarımı tutamadım ve gözlerimden birkaç damla gözyaşı düştü. O gün tekrar karar verdim. “Ay gibi” olmalıydım. Daha çok kaynak okumalı, daha çok araştırmalı, daha çok öğrenmeli ve öğrendiklerimi “ay gibi” öğrencilerime yansıtmalıydım. Işık ve enerji olmalıydım. Teşekkür ederim sevgili öğrencim. İyi ki hayatıma girmişsin, iyi ki tanımışım seni ve iyi ki hayatımdasın… Senden öğreneceğim çok şey var. Önünde saygıyla eğiliyorum. Na’maste…

Reklamlar

About burcuyircali

Hayata bambaşka bir meslek dalında atılmış ve 30 yaşından sonra kendini yoga dünyasının içinde bulan biri... Günde üç vardiya halinde bilgisayar başında ingilizce haber yazan biriyken, sırt ve bel ağrılarından muzdarip olup bir anda kendini yogada bulan ve kıpır kıpır yaşantısını yogayla sakinleştiren biri... Son beş yıl içinde yogayla dinginleşen, ve aslında kendini bulan biri... Tüm bu nedenlerden dolayı, yoga eğitmeni olmaya karar veren, hayatının akışını bir anda değiştiren, yoga önündeki tüm engelleri kaldıran ve kendini tamamen yogaya adayan biri... Sürekli yoga içinde olmayı, birşeyler okumayı, yaratmayı, insanlarla yogayı paylaşmayı ve yaşamayı seven biri... Gezmeyi, değişik deneyimler edinmeyi, okumayı, bazen yalnız başına kalmayı, bazen de etrafında binlerce insan olmasını seven biri... Kısacası herkesten bir parça içeren, herkes gibi olan biri...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s