doğuştan…

Standard

Yoga derslerinde en çok dikkatimi çeken şeylerden biri herkesin kendine özgü oluşu… Kimilerinin kalçaları doğuştan çok esnek, kimilerinin ise göğüs kafesi… Kimileri için ters duruşlar ayaklarının üzerinde durmak kadar kolay, kimileri için ise bu duruşlar neredeyse imkansız… Zihin ve ruh halini bir kenara bırakırsak, bedensel yatkınlıklarımız yoga çalışmalarında bizleri belirli “asana” (duruş) gruplarını sevmeye bazılarından ise sakınmaya yönlendiriyor.

2009-2010 tum fotolar 006

Geçen hafta akşam derslerinden birindeydi. O gün arkaya eğilmelere ağırlık vermek istemiştim. Yoga dersine ilk defa katılan birkaç kişi vardı. Daha önce yoga deneyimi olmayan ve ilk defa yoga dersine katılacak kişiler… Yine de karar verdiğim akıştan ve zirve duruşundan vazgeçmedim. Uzun zamandır “urdhva dhanurasana” (köprü) çalışmamıştık. O akşam bu duruşu deneyecektik.

Derse her zaman olduğu gibi meditasyon ile başladık. Meditasyon sırasında önemli olan bedensel rahatlık olduğu için öğrencileri belli bir duruşa zorlamıyorum. Bedenler rahat hissettiğinde zihin de daha kolay rahatlıyor. O yüzden ister “sukhasana” (kolay oturuş/bağdaş) ister “virasana” (kahraman oturuşu) isterse de “dandasana” (asa duruşu) olsun tek önem verdiğim şey öğrencilerin omurgayı yuvarlamadan dik oturabilmeleri. Rahat ettikleri duruş seçmelerini, gözlerini kapatmalarını, çeneyi ve dişleri gevşetmelerini, kaşların arasını yumuşatmalarını, omuzları kulaklardan uzaklaştırmalarını, nefes alırken omurgayı dikleştirmelerini istiyorum. Derslerin başında öğrencileri gözlerken genellikle “sukhasana” ve “virasana”yı tercih ettiklerini görüyorum. Dizlerinde sorunları olanlar ise “dandasana”da başlıyorlar.

O gün tüm sınıf meditasyona yerleştiğinde öğrencilerden biri “padmasana” (lotus) oturuşunu tercih etmişti. “Ne var bunda” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Evet, bence de hiç sorun yok. “Padmasana”da diğer saydığımız duruşlar gibi meditasyon sırasında tercih edilebilecek “asana”lardan biri… İlginç olan ne mi? Hayatında ilk defa yoga dersine katılmış bir kişinin “padmasana” oturması…

Meditasyon sonrasında “urdhva dhanurasana” için hazırlanmaya başladık. Dersin ilk yarısında göğüs kafesini, kalça fleksör kaslarını ve omuzları esnettik. Zirve duruşuna iyice hazırlandıktan sonra sıra duruşu denemeye gelmişti. Zirve duruşunu üç aşamada denetmeye karar vermiştik. İlk aşamada “setu bandhasana” (yarım köprü) yapacaktık. İkinci aşamada “setu bandhasana”ya yerleştikten sonra kolları başın yanında yerleştirecek ve başın tepesini yere getirecektik. Üçüncü aşamada ise ikinci aşamaya yerleşip kolların üzerinde yükselerek başı da yerden kaldıracak ve “urdhva dhanurasana”yı deneyimleyecektik.

Tüm öğrenciler birinci aşamayı yaptı. İkinci aşamayı deneyen ve denemeyen öğrenciler oldu. Üçüncü aşamada ise yine ilginç bir şey oldu. Derse ilk defa katılan başka bir öğrenci “urdhva dhanurasana”yı doğru hizalanmayla sergiledi.

Zirve duruşundan sonra bedeni “dandasana”, “paschimottanasana” (yerde öne eğilme/batıya bakan duruş), “baddha konasana” (bağlı açı duruşu) ve “jathara parivartanasana” (karından burgu) ile dengeledik. Dersi “savasana” (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) ile sonlandırdık.

Dersin sonunda öğrencilerden bir kısmı sınıftan hemen ayrılmamıştı. Yoga derslerinin müdavimlerinin de dikkatini çekmişti. “Öğretmenim, bugün derse yeni katılan arkadaşları fark ettiniz mi” diye sordular. Ben de, “fark etmez olur muyum hiç? Dersin başında yeni arkadaşlardan biri ‘padmasana’yı çok kolay yaptı. Halbuki bizler o duruş için ne kadar çok çalışıyor ve yine de duruşu denerken çok zorluk çekiyoruz. Diğer arkadaş da köprüyü ne kadar rahat yaptı değil mi? Hepimizin bedeni ne kadar farklı değil mi? Kimimiz arkaya eğilirken kendimizi çok rahat hissediyoruz ve köprü bizim için çok basit bir duruş. Kimimiz ise ‘padmasana’yı çok kolay yapabiliyor. Bazılarımız ise kol duruşunda kendini çok rahat ve mutlu hissediyor. Çocukken beden eğitimi derslerinde yapmaktan hep kaçındığım duruştu bu. Köprü yapmayı severdim, kol duruşunu sevmezdim. Okul bitti ve kurtuldum diye düşünmüştüm. Bu duruşun yoga eğitmenliği için hazırlanırken tekrar karşıma çıkacağını nereden bilebilirdim ki? Demek ki kaçmak bir çözüm değilmiş. Hala öğrenmem gereken bir şeyler varmış,”

“Herkesin bedeni kendine özgü… Kimileri kollarının üzerinde ayaklarının üzerinde duruyormuş gibi kolay durabiliyor, kimileri ise geriye eğilmekten hiç çekinmiyor. Kimilerinin kalçaları çok açık ve ‘padmasana’, ‘hanumanasana’ (maymun duruşu/split) yaparken hiç zorluk çekmiyor. Önemli olan bedenimizin elverdiği ve elvermediği duruşların ve doğuştan bize bahşedilen yetenekleri fark etmek ve bedenin elvermediği duruşlarda sadece yolculuğun tadını çıkarmak…”

Reklamlar

About burcuyircali

Hayata bambaşka bir meslek dalında atılmış ve 30 yaşından sonra kendini yoga dünyasının içinde bulan biri... Günde üç vardiya halinde bilgisayar başında ingilizce haber yazan biriyken, sırt ve bel ağrılarından muzdarip olup bir anda kendini yogada bulan ve kıpır kıpır yaşantısını yogayla sakinleştiren biri... Son beş yıl içinde yogayla dinginleşen, ve aslında kendini bulan biri... Tüm bu nedenlerden dolayı, yoga eğitmeni olmaya karar veren, hayatının akışını bir anda değiştiren, yoga önündeki tüm engelleri kaldıran ve kendini tamamen yogaya adayan biri... Sürekli yoga içinde olmayı, birşeyler okumayı, yaratmayı, insanlarla yogayı paylaşmayı ve yaşamayı seven biri... Gezmeyi, değişik deneyimler edinmeyi, okumayı, bazen yalnız başına kalmayı, bazen de etrafında binlerce insan olmasını seven biri... Kısacası herkesten bir parça içeren, herkes gibi olan biri...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s