olmuyorsa olmuyor

Standard

Hayatımızda nedense hep bir şeyler olsun isteriz. Olsun diye de hep mücadele ederiz. Olması için koşulları hep zorlarız. Gerek günlük hayatımızda ve iş hayatımızda gerekse duygusal yaşantımızda ya da yaptığımız herhangi bir fiziksel çalışmada ya da yoga da hep bir şeylerin olması için çabalarız. Kimi zaman “o şeyin” olmasına o kadar kafamızı takarız ki ondan başka bir şey düşünemez hale geliriz ve bir de bakmışız bu kadar çabaya “o şey” bize yaklaşacağına bizden iyice uzaklaşmış.

BEN_4569

Geçen hafta özel derslerimden birine gittiğimde öğrencimin ruh hali sebebiyle “yin” (dişil enerji) tarzı yoga yapmaya karar vermiştik. Bir süredir kafasında çözmesi ve belki de geride bırakması gereken şeyler olduğunu söylemiş ve buna uygun bir ders yapmak istemişti. Bu durumda ben de “yin” tarzı çalışıp içinden çıkacak olan duyguları izlemesini istemiştim.

Derse uzun bir meditasyon ile başladık. “Marjaryasana-bitilasana” (kedi-inek esnetmesi) ile omurgayı ısıtmaya başladık. Nefeslerle bu iki “asana” (duruş) arasında akarken gözleri kapatmasını ve nefesinin tüm omurgasında nasıl hareket ettiğini izlemesini istedim. Asanada bedenini bilinçli bir şekilde hareket ettirmesindense nefesin bedenini hareket ettirmesine izin vermesini söyledim. “Beden nefes alırken dış dünyaya açılsın ve nefes verirken içine kapansın. Hangi duruşta kendini daha rahat hissediyorsun? Dışa açılmak mı içe kapanmak mı? Bugün bu iki duruş sana ne hissettiriyor?”

Omurgayı ısıttıktan sonra sıra “dragon” (ejderha) duruşu ile kasıkları ve bacakların içlerini esnetmek ve ne gibi duygular doğacağını gözlemlemek istedim. Duruşa geçtik. Bir noktayı daha hatırlatmakta fayda var. Öğrenci, yıllık izne çıkmıştı ve bir aydır yoga derslerine ara vermiştik. Tabii ki yogadan bir süre ayrı kalan beden ilk derste tepkiler veriyordu. “Dragon” zaten gerek fiziksel gerekse duygusal olarak zorlayıcı bir duruştu. Fazla kalamadık ve duruştan çıktık. Zaten beden bize “artık duramayacağım, çıkmalıyım bu duruştan” diyorsa, onu dinlemeli ve hemen duruşu bırakıp dinlenmeliydik.

“Balasana” (çocuk pozisyonu) dinlendikten sonra “half saddle” (yarım eyer) ile bacağın önündeki kalça fleksör kaslarını esnetecektik. Öğrencinin ruh halini iyi gelir diye bacakların önündeki kasları ve göğüs kafesini esnettikten sonra “dhanurasana” (yay duruşu) yaptırmayı düşünmüştüm. “Half saddle” duruşunda sağ bacağı yaparken öğrenci yine fazla kalamayacağını düşünüp duruştan çıktı. Sol tarafa geçtiğimizde her zaman olduğu gibi konu konuyu açtı ve konuşmaya başladık.

Öğrencinin yurt dışından kitap getirtebilme imkanı olduğu için ondan yoga hakkında iki kitap getirtip getirtemeyeceğimizi sormuştum. Sorun olmayacağını öğrendiğimde de kitapları istettik. Kitaplar yerine kitaplardan birinin DVD’si gelmiş. Öğrenci bana bu işlerle uğraşan kişiye çok sinirlendiğini, bana karşı mahcup olduğunu ve ne yapacağını bilemediğini söyledi.

“Hiç sorun değil. Belki de o kitapların bana gelmesi hayırlı değildi. Belki de o kitaplar bana fayda sağlamayacaktı. Belki de o DVD daha çok işime yarayacak. Gerçekten hiç sorun değil.” Öğrenci, “öğretmenim olur mu hiç? Ben size karşı kendimi o kadar çok mahcup hissediyorum ki!. Size bir söz verdim. Getirtebiliriz dedim ve şimdi istedikleriniz yerine bambaşka bir şeyler geldi.” Ben, “olmuyorsa olmuyor. Zorlamanın hiç anlamı yok.” Öğrenci, “nasıl olmuyorsa olmuyor? Öğretmenim işte ben bunu bir türlü beceremiyorum. Bırakamıyorum. Kabul edemiyorum. Galiba artık benim bunu öğrenmem gerek. Takılıp kalıyorum ve bir türlü rahat edemiyorum. Bir şeye karar verildiyse, o olacak. Arkamda bırakıp yürüyüp gidemiyorum.”

Bunun üzerine başımdan kısa bir süre önce geçen olaylardan bahsettim. Günlük hayatımda yaşadığım ve hiç de felsefi olmayan bir şeylerden… Bir dükkanda bir süredir almak istediğim bir şey vardı ve indirime girmişti. İyi de bir indirimdi ve almaya karar verdim. Kredi kartımı verdim ama ne yazık ki bir türlü ücreti alamadılar. Meğer o gün hatlarında bir sorun varmış ve o yüzden bir türlü kredi kartı sistemi çalışmıyormuş. Üzerimde yeterli nakit de yoktu. Bir kere denediler, olmadı. Hadi ikinciye de şans verdik. Bazen oluyor böyle şeyler diye. İkinci de olmayınca, ben artık denememelerini ve kartımı bana geri vermelerini istedim. Tabii ki satıcı vazgeçer mi? Vazgeçmedi. Ve bir kere daha ücreti karttan almayı denedi. Olmadı. Ben de sorun olmadığını, belki de benim o almak istediğim şeyi almamam gerektiğini, belki de onun bana hayırlı olmadığını söyledim. Satıcı hala ısrar ediyordu: “Buralardaysanız, bir saat içinde yine uğrayın.” Artık bana ne söylese fayda etmezdi. Almak istediğim şeyi hediye bile etse, bana bir şey ifade etmezdi. Niye zorlayacaktım ki? Belki de aldığım şey bana dokunacaktı, alerji yapacaktı, iyi gelmeyecekti. Olmuyorsa, olmuyordu. Zorlamanın, olsun diye çabalamanın gereği yoktu.

Yine o birkaç gün içinde bir arkadaşımla görüşecektik ama bir türlü programlarımızı uyduramıyordum. “En iyisi bir süre görüşmeyelim. Belki de görüşmememiz gerek. Belki görüşünce tartışacağız, birbirimizi kıracağız ve hayat döngüsü bizi bir süre birbirimizden ayrı tutarak bu kırgınlığı engelliyor.” Belki her şey bir şey için oluyor. Olmuyorsa, olmuyor.

Şimdi size bu anlattıklarım “hemen pes etmek” gibi gelebilir. Hayır bu pes etmek değil. İşaretleri izlemek, işaretlerin bize anlatmak istediğini anlamaya çalışmak ve ona göre hareket etmek. Hayatı zorlamamak, hayatı gerçek anlamda akışına bırakmak ve gerçekten de akışla bir olmak… Olmuyorsa olmuyor. Bu kadar basit. Gerek günlük hayatımızda gerekse duygusal hayatımızda… Fiziksel çalışmalarda, yogada, meditasyonda… Aklınıza gelen her yerde… Bizim dilimizde de çok güzel bir deyiş vardır bu anlamda: “Her şerde vardır bir hayır.” Belki de o olsun diye istediğimiz şey bizim için hiç de hayırlı sonuç getirmeyecek bir şey ve o yüzden olmuyor. O yüzden siz de zorlamayın, olmuyorsa olmasın. Bir de bu açıdan bakın ve siz de deneyin. Ne kaybedersiniz ki?

Reklamlar

About burcuyircali

Hayata bambaşka bir meslek dalında atılmış ve 30 yaşından sonra kendini yoga dünyasının içinde bulan biri... Günde üç vardiya halinde bilgisayar başında ingilizce haber yazan biriyken, sırt ve bel ağrılarından muzdarip olup bir anda kendini yogada bulan ve kıpır kıpır yaşantısını yogayla sakinleştiren biri... Son beş yıl içinde yogayla dinginleşen, ve aslında kendini bulan biri... Tüm bu nedenlerden dolayı, yoga eğitmeni olmaya karar veren, hayatının akışını bir anda değiştiren, yoga önündeki tüm engelleri kaldıran ve kendini tamamen yogaya adayan biri... Sürekli yoga içinde olmayı, birşeyler okumayı, yaratmayı, insanlarla yogayı paylaşmayı ve yaşamayı seven biri... Gezmeyi, değişik deneyimler edinmeyi, okumayı, bazen yalnız başına kalmayı, bazen de etrafında binlerce insan olmasını seven biri... Kısacası herkesten bir parça içeren, herkes gibi olan biri...

2 responses »

  1. Yine güzel bir bakış açısı ile olayları anlatmışsınız. Ama ben olmuyorsa olmuyor konusuna katılmıyorum, yani kısmen katılmıyorum. Yıllar önce bende böyle başlamıştım, hedeflediğim bir şeye ulaşamayınca olması gereken buymuş deyip bırakırdım, ısrar etmezdim. Etrafımdakiler de bu kadar kolay vazgeçtiğimi veya ertelediğimi görünce olması gereken buymuş der geçerdim. Gerçekten bir aksilik olunca bunu engel olarak mı algılıyoruz yoksa bir durak mı? Hedefe ulaşmak için bir daha çaba sarf edip varmak mümkünken hemen ilk seferinde olmuyorsa olmuyor demek bize belki de çok büyük şeyler kaybettirebiliyor ama farkında değilizdir. Hayata bakınca çok fazla sorun çıkarır karşımıza, bizi güçlü yapan bu engelleri aşabilme potansiyelimizden geliyor bence. Mücadeleden vazgeçmeyin. 🙂

    • Çok haklısınız aslında ama dediğim gibi ben de hemen pes etmiyorum. Birkaç kez üst üste bir şey olmayınca böyle olmaması gerek diye düşünüyorum. Ve gerçekten de öyle oluyor. Aslında biraz da iç sesimi dinliyorum. Eğer bana bir terslik var, bu iş sana hayırlı değil derse ve ben o işi inatla yaparsam, sonunda çuvallayan ben oluyorum. İç sesimi ne zaman dinlersem huzurluyum. Ne zaman ona inat bir şey yaparsam yandım 🙂 ama çok haklısınız, hemen pes etmek hiç doğru değil 🙂 şehir dışındaydım bu kadar geç cevap yazdığım için özür dilerim, iyi günler dilerim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s