iki dilli ders

Standard

Yoga derslerini İngilizce vermeyeli ne kadar zaman geçmiş acaba? Bir türlü hatırlayamıyorum. Bir yıl, bir buçuk yıl yoksa iki yıl mı? En son ne zaman yabancı uyruklu bir öğrenci yoga derslerime katılmıştı? Ve ben bu kadar kısa süre içinde mi unutuvermiştim İngilizce ders vermeyi?

2009-2010 tum fotolar 006

Bu hafta yine “ilk”lerin haftasıydı benim için… Haftanın ilk günü grup dersine gittiğimde bir yabancı öğrencinin de derse katıldığını gördüm. Dersten önce öğrenciyle biraz sohbet edip daha önce yoga yapıp yapmadığını ve herhangi bir fiziksel rahatsızlığı olup olmadığını öğrendim. Bir de tabii ki dersi takip edecek kadar Türkçe bilip bilmediğini… Çünkü o gün derse katılım çoktu ve bir Türkçe bir İngilizce yönerge verip vermemem gerektiğini anlamaya çalışıyordum. Tahmin ettiğiniz gibi, yabancı öğrencinin Türkçesi dersi takip etmeye yeterli değildi ve ben de Türkçe ve İngilizce yönergelerle derse başladım.

“Gözlerinizi kapatın. Oturma kemiklerinizden yere uzarken başın tepesinden de gökyüzüne doğru uzayın. Omuzları geriye yuvarlayın, kürek kemiklerinizi kuyruksokumuna doğru ittirin. Nefesler doğal akışında.” Ve sırada İngilizcesi: “Close your eyes. Ground your body down from your sitting bones while at the same time extend your spine up to the ceiling from the top of the head. Roll your shoulders back, bring your shoulder blades down towards the coccyx. Breath is natural pace.”

Yazarken kolay geliyor değil mi? İnanın ki derste kuyruksokumunun, oturma kemiklerinin, neredeyse omuzun İngilizcesini bile zor hatırladım. Yazmak başka şeymiş, dile getirmek başka…

O gün derste göğüs kafesini esnetmeye ve zirve duruşu olarak da “urdhva dhanurasana” (köprü) yaptırmaya karar vermiştim. Dersin ilk yarısı boyunca göğüs kafesini esnetecek, omuzları geriye doğru döndürecek, bacakların önündeki kalça fleksör kaslarını esnetecek duruşlarla bedeni “urdhva dhanurasana”ya hazırladık. Bu arada ben de İngilizce’ye yavaş yavaş ısınmaya başlamıştım: “Nefes alın sağ bacağınızı yukarı kaldırın, nefes verirken sağ bacakları matın önüne getirin.” “Inhale and lift your right leg up, exhale and bring the leg to the front of the mat.” “Nefes alın kolları yukarı doğru uzatın, nefes verirken öne katlanın.” “Inhale and lift your arms up, extend and bend forward.”

Zirve duruşundan önce “setu bandhasana” (yarım köprü) duruşu ile omurgayı “tam köprü” duruşu için hazırladık. Ya “yarım köprü”yü bir kere daha deneyecektik ya da “tam köprü”yü yapmaya çalışacaktık. Dirseklerimiz yanlara açılıyorsa kollarımızı yoga kemeri ile bağlayabilirdik. Dizlerimiz yanlara açılıyorsa bacaklarımızın arasına blok alabilirdik. Göğüs kafesimizi yerden kaldırırken zorlanıyorsak bir arkadaşımız bize yardımcı olabilirdi. Zirve duruşunu yapmadan önce tüm bu seçenekleri tek tek göstermiştim. Herkes kendi bedeninin elverdiği ölçüde o günkü zirve duruşunu yaptı.

Omurgayı “dandasana” (asa duruşu) ve “paschimottanasana” (yerde öne eğilme) ile rahatlattıktan sonra yere uzanmıştık. “Jathara parivartanasana” (karından burgu) sonrasında uzun bir “savasana” (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) ile dersi tamamlamıştık tamamlamasına da belki de dersin en zor anı benim için sınıfı derin gevşemeye hazırladığım andı. Bir Türkçe bir İngilizce. “Ayakları gevşetin, bacakları gevşetin.” “Relax the feet, relax the legs.”

“Savasana” sonrası dersi bitirirken de biraz zorlanmıştım. Dersi genellikle o gün hissettiğim duyguları dile getirerek bitirirdim. O gün de “geriye gidebilme, geçmişe bakabilme, korkularla yüzleşebilme” üzerine bir dersti. “Going back, looking back and confronting fears.” Ve ders bitmişti. Ben de biraz bitmiştim.

Ve tahmin edin ne oldu? Ertesi gün gittiğim özel derste de Türkçe-İngilizce ders anlatmam gerekti. O gün bu grupla ilk dersimizdi. Yogayı ve “asana”ları tanımaktı amacımız. Yavaş bir ders yaptık. “Surya namaskara” (güneşe selam) ile bedenleri ısıttıktan sonra, “hatha” (güneş-ay yogası/güçlendirici yoga) tarzı bir ders ile “asana”larda hizalanmaya çalıştık. Dersin ikinci yarısında yere oturup bedeni esnetip her bir “asana”da biraz uzun süre bekleyerek zihni sakinleştirdik. Ve uzun bir “savasana”… Yine “nefes al kobra, nefes ver aşağı bakan köpek.” “Inhale to cobra, exhale to down dog.” “Nefes ver omurganı yuvarla göbek deliğine doğru bak, nefes al beli çukurlaştır aç göğüs kafesini.” “Exhale round your spine and look at your belly button, inhale tuck your tailbone out and open up the chest.”

Ve geçtiğimiz haftanın bana öğrettikleri… İki dilli yoga dersi meğer ne kadar da zormuş, unutmuşum. Ana dilimde ifade etmek ne de büyük mutlulukmuş, aynı ifade gücünü yabancı dilde sağlayamıyormuşum.  Uzuvlarımızın İngilizcesini tekrar gözden geçirmeliymişim. Hayat yeniliklere gebeymiş ve her zaman yeniliklere açık olmalıymışım.

Reklamlar

About burcuyircali

Hayata bambaşka bir meslek dalında atılmış ve 30 yaşından sonra kendini yoga dünyasının içinde bulan biri... Günde üç vardiya halinde bilgisayar başında ingilizce haber yazan biriyken, sırt ve bel ağrılarından muzdarip olup bir anda kendini yogada bulan ve kıpır kıpır yaşantısını yogayla sakinleştiren biri... Son beş yıl içinde yogayla dinginleşen, ve aslında kendini bulan biri... Tüm bu nedenlerden dolayı, yoga eğitmeni olmaya karar veren, hayatının akışını bir anda değiştiren, yoga önündeki tüm engelleri kaldıran ve kendini tamamen yogaya adayan biri... Sürekli yoga içinde olmayı, birşeyler okumayı, yaratmayı, insanlarla yogayı paylaşmayı ve yaşamayı seven biri... Gezmeyi, değişik deneyimler edinmeyi, okumayı, bazen yalnız başına kalmayı, bazen de etrafında binlerce insan olmasını seven biri... Kısacası herkesten bir parça içeren, herkes gibi olan biri...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s