Monthly Archives: Ocak 2015

yeniden öğrenmek…

Standard

Uzun zamandır rahatsızlıklarımdan dolayı kendi başıma yoga yapmadığımı biliyorsunuzdur. Yoğun bir şeklide kardiovasküler ve ağırlık antrenmanı yaptıktan sonra bedenimin en derin dokularını esnetmek için “yin yoga”ya başvurduğumu ve her bir asanada dakikalarca kalıp bedenimle birlikte zihinsel bir rahatlama da sağlamayı çok seviyordum. Ne yazık ki, kasık bölgemde başlayan, bacaklarımın yanına ve belime doğru yayılan ağrılardan dolayı yaklaşık üç aydır “yin yoga”ya ara vermek zorunda kalmıştım. Hamile yogası ve diğer grup ve özel derslerim devam ediyordu ve derslerde mümkün olduğu kadar sözlü yönergelerle idare ediyordum. Asana yapmıyordum. Sadece yürüyüş bandındaki antrenmanıma ve ağırlık antrenmanına devam ediyor ve bazı grup derslerine katılıyordum. Hep dikkat ederek çok kontrollü bir şekilde devam ediyordum antrenmanlarıma…

20130412_125946

Rahatsızlığımın uzun sürmesinin sebebi ayağımın kayıp merdivenden düşmemdi. Doktor, tam olarak altı ay içinde iyileşebileceğimi söylemişti ve biraz ağırdan almamı tavsiye etmişti. Bu süre zarfında yürüyüşlerime devam edebilirdim ama bedenimi biraz dikkatli esnetmem gerekiyordu. O yüzden bedenimi esnetmek için sadece grup “stretching” ve “back therapy” derslerine katıldım. Bunların yanında bedenimi ve karın kaslarımı güçlendirmek için “full body” ve “pilates” gibi dersleri de ihmal etmedim. Günler geçtikçe şikâyetlerim azalmaya başlamıştı.

Doktora gittikten tam üç ay sonra kardiovasküler antrenman sonrasında yoga minderindeki yerimi aldım. MP3 çalarımdan en sevdiğim şarkıları dinlemeye başladım. “Yin yoga” çalışmaya hazırdım. Rahatsızlığım öncesinde her bir asanada beş-altı dakika kadar kalabiliyordum ama ne yazık ki beden nankördü. Bu süre içinde esnekliğini biraz yitirmişti ve tabii ki uzun zamandan sonra ilk yoga çalışmamda iki-üç dakika ile başlayacaktım.

Çalışmama, omurgamı esneterek başladım. “Butterfly” (kelebek) duruşu… Bu duruşta ayaklarımı kasıklarıma ne kadar yakın tutup öne eğilirsem, o kadar çok kasık bölgesini; ne kadar uzak tutarsam o kadar çok omurgamı hissederdim. Kasık bölgemde hala biraz gerginlik hissettiğim için, ayaklarımı kasıklarımdan uzak tutarak omurgamı esnetmek istedim. İki dakika sonra ise ayaklarımı kasıklarıma biraz daha yaklaştırdım ve bir dakika boyunca kasıklarımı esnettim. Duruştan sonra burguyla bedenimi rahatlattım.

Sürekli öne eğilmek de bana iyi gelmiyordu. Bu rahatsızlık sürecinde bunu hissetmiştim. O yüzden ilk yoga çalışmamda bir öne eğilme bir arkaya eğilme yaparak bedenimi dengelemek istiyordum.

Sırada arkaya eğilme vardı. “Half saddle” (yarım eyer) ile hem omurgamı arkaya eğecektim hem de bacaklarımın önündeki “kuadriseps kasları”mı esnetecektim. Her bacakta üçer dakika bekledim.

Sanki bu beden üç ay önce “lastik gibi” o asanadan bu asanaya geçebilen ve hiç bir ağrı ve gerginlik hissetmeyen beden değildi. Üç ayda mı bu hale gelmiştim? Üç ayda mı “kazık” gibi olmuştum. Bedenimin her yeri bağırıyordu sanki. Her bir kasım ayrı ayrı konuşuyordu benimle. Sanki yıllardır yoga yapmıyordum ben. Sanki ilk defa bedenimi esnetiyordum. Bedenimin her bir bölgesi geriliyordu.

Bedenimi tekrar öne eğecektim. “Caterpillar” (tırtıl) ile bacaklarımın arkasındaki “hamstring” kaslarını esnetmekti amacım. Tabii ki omurgam da esneyecekti. Üç dakika bu duruşta kaldıktan sonra, “dhanurasana”da (yay) beş nefes bekleyerek omurgamı arkaya eğdim.

Hem kalçayı dışa döndüren kasları esnetmek hem de omurgamı öne bükmek için seçtiğim duruş “sleeping swan”dı (uyuyan kuğu). Her bir bacakta üçer dakika bekledim. Kalçamın yan tarafları sızlıyordu, geriliyordu. Aslında esniyor, açılıyordu. Bir yandan garip bir sızı bir yandan keyif…

“Sphinx” (sfenks) duruşu ile omurgayı geriye eğip göğüs kafesimi esnettikten sonra, “dragonfly”da (helikopter böceği) üç dakika bekleyerek hem omurgamı öne eğmiş hem de bacaklarımın içindeki kaslara yoğunlaşmıştım. Rahatsızlığım öncesinde “dragonfly”da yedi-sekiz dakika bekleyip hiç acı hissetmezdim. Benim için ayakta durmak gibiydi bu duruşta. Keyifle ve sükûnet içinde geçerdi zaman. Hatta saate bakıp da sekiz dakikadır hiç kıpırdamadan “dragonfly”da durduğumu fark edince şaşırırdım. Bana sadece bir-iki dakika geçmiş gibi gelirdi.

Oysa üç ay ara verdikten sonra, bacaklarımı “V” şeklinde açıp öne eğildiğimde bacaklarımın içindeki kasları kasıktan başlayarak dizlerin altına kadar yoğun bir şekilde hissettim. Öne eğildiğim ilk anda, ne kadar gergin olduklarını… Bir iki dakika sonra ise gerginliğin biraz azaldığını ama yine de tam olarak kaybolmadığını… Kasların yavaş yavaş kendini bırakmasını… Yumuşamasını… Ama aylar öncesindeki gibi değil! Hâlâ yoğun duygular ve gerginlik… Ve üç dakika sonra “dragonfly”da sağa sola burgu. Sırtımı geriye yaslamayıp önce göğüs kafesimi yana doğru açmak ve bir elimle ayağıma ulaşmak… Başımı kollarımın arasına almak ve bir kolumu kulağımın yanından uzatmak… Ve işte o an… İki elimle ayağıma ulaşabilmek… Aylardır yapmadığım derin bir burgu… Ve büyük bir mutluluk… Bedenim burulurken sanki duygularım da buruluyordu. Gözlerimden düşen bir iki damla yaş… Ve şükretmek… “Jathara parivartanasana” (karından burgu) ile omurgamı dengeledikten sonra “savasana” (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu)…

Üç ay aradan sonraki ilk yoga çalışmam böyleydi. Yedi-sekiz dakika yerine duruşlarda sadece üçer dakika bekledim. Bedenim gergindi, kaslarım gergindi ve sürekli benimle konuşuyordu. Bedenimin her bir bölgesini ayrı ayrı hissettim. Sanki daha önce hiç yoga yapmamışım, sanki daha önce hiç bedenimi esnetmemişim gibi… Bedenimin yavaş yavaş esnemesini hissettim. Gevşemeyi… Gevşerken hedef bölgedeki gerginliği hissetmek… Gerginliğin yavaş yavaş azalması… Bedenin yavaş yavaş kendini duruşa bırakması ve teslim olması… Sadece bedenimin değil zihnimin de “yin”e alışması… Bırakmaya ve teslim olmaya tekrar alışmak… Sadece bırakmak… Tavır değişikliği… Üç ay içinde sadece bedenim değil, zihnim de değişmiş. Tavrım da değişmiş. “Yin yoga”yla birlikte tavrımı da yumuşatmak… Tekrar öğrenmem ve alışmam gereken buydu işte…

Reklamlar

yolculuk ve duraklar

Standard

Özel ve grup derslerimde hep bedenin başka bir bölgesine odaklanmak istiyorum. Kimi zaman karın, kimi zaman sırt, kimi zaman kalça gibi… Bazen ters duruşlara, bazen ayaktaki duruşlara bazen de denge duruşlarını deneyimlemek ve her derste bedenin başka bir bölgesini çalıştırmak ve başka bir asana grubuna odaklanarak hem fiziksel hem de zihinsel ve ruhsal fayda sağlamak istiyorum. Geçen haftaki özel dersim de, tam bahsettiğimi gibi bir dersti. Sadece ve sadece denge duruşlarına odaklanmıştık.

Photo

Daha önceki yazılarımda da söz etmiştim. Denge duruşları oldukça zor duruşlardandır. Dengeyi sağlamak çoğu zaman kolay değildir. Karın kaslarının güçlü olması ve köklenme gereklidir. Bu duruşları yaparken koordinasyon ve konsantrasyon çok önemlidir. Sabit bir noktaya bakmak ve nefesleri düzenli tutmak da denge duruşlarının olmazsa olmaz aşamalarındandır. (Ayrıntılı bilgiye https://burcuyircali.wordpress.com/2014/05/25/dengeleri-fark-etmek/ adresinden ulaşabilirsiniz)

Daha önceki derslerimizde bir sürü denge duruşu denemiştik. “Utthita hasta padangusthasana” (el ayağa uzanmış duruş), “natarajasana” (dansçı duruşu), “ardha chandrasana” (yarım ay duruşu) ve “virabhadrasana III” (üçüncü savaşçı) bunlardan bazılarıydı.

“Vrksasana” (ağaç) ve “garudasana” (kartal) ise daha kolay denge asanaları olduğu için hemen hemen her dersin olmazsa olmaz duruşlarındandı.

O gün denge duruşlarına odaklanacağımız için meditasyon sonrasında masada denge çalışarak başladık. Sağ kolu öne, sol bacağı da arkaya uzatarak beş nefes bekledikten sonra kol ve bacağı ortada birleştirip tekrar öne ve arkaya uzattık. Tam beş kere… Aynı seriyi diğer kol ve bacakta da yaptıktan sonra bir başka denge duruşu olan “vyaghrasana”yı (kaplan duruşu) denedik. Ayağa kalkmadan önce karın kaslarını güçlendirmek için dört ayakta ayak parmak uçlarını mindere takıp dizleri yerden birkaç santim kaldırdık. Karın kaslarını iyice sıkarak sırtı içeri alıp beş nefes bekledik. Bunu tam üç kere yaparak karın kaslarını da çalıştırmaya başladık. Karın kaslarını iyice sıkmak denge duruşlarında daha kolay durmamızı sağlıyordu.

Yerdeki denge duruşlarını bitirdikten sonra “adho mukha svanasana” (aşağı bakan köpek) ve ardından “vinyasa” (akış)… En son “tadasana” (dağ duruşu)… Birkaç “surya namaskara” (güneşe selam) serisiyle bedeni ısıttıktan sonra “vinyasa”ların arasına karın ve denge güçlendirici asanalar serpiştirmeye başladık. “Adho mukha svanasana”da sağ bacağı havaya kaldırıp kalçaları önce yan yana tutmak sonra iliak kemiklerini üst üste getirip kalçayı yana doğru çevirmek… Kalça yana doğru bakarken havadaki bacağı dizden büküp açmak… Böylece kalça eklemini farklı açılardan çalıştırmak. İliak kemiklerinin önce yan yana sonra üst üste olması…

“Vinyasa”lar devam ederken “phalakasana” (sopa) ve “chaturanga dandasana” (şınav) ile karın kaslarını çalıştırmak… Bir sonraki “vinyasa”da “phalakasana”da önce sağ sonra sol bacağı havaya kaldırıp kalçaları yan yana tutmaya devam ettik.

Akışların arasına “ashwa sanchalanasana” (yüksek hamle) yapıp arkadaki dizi yere koyduk. Arkadaki dizi büküp kalçaya doğru çektik. Amacımız bacağın önündeki “kuadriseps” kaslarını esnetti. Kuadriseps kaslarını esnetmek zirve duruşumuz için gerekliydi.

“Nefes al, kollarla yukarı doğru uza, nefes ver, öne katlan (uttanasana/ayakta öne eğilme). Nefes alırken sağ bacağı geriye doğru aç. İki kalçayı yan yana tutmaya devam et. Beş nefes sonra, nefes ver bacak yere insin ve nefes alırken sol bacağı havaya kaldır.”

Akış kalça eklemini ve karın kaslarını çalıştırmak ile devam ediyordu. Zirve duruşuna yaklaşıyorduk. “Vasisthasana” (yan sopa/Bilge Vasistha duruşu) ve varyasyonları. Bir “vinyasa”da “vasisthasana”, bir sonraki akışta “vasisthasana”da ağaç duruşu, bir sonrakinde “vasisthasana”da üstteki bacağı dizden büküp elle ayağı yakalamak…

Bir “surya namaskara” ve “tadasana”da dinlenip nefesleri düzenleme… Zirve duruşumuz “ardha chandrasana”ydı (yarım ay). Önce sağ bacak yerde sağ ve sol eli yere yerleştirdik. Sol bacağı yerden kaldırırken sol kolu da havaya kaldırdık. Önce kalçalar yan yana sonra iliak kemiklerini üst üste getirdik. Bu duruşun ilk aşamasıydı. Nefeslere odaklanmaya ve konsantrasyonumuzu korumaya çalışıyorduk. Duruşun bir sonraki aşamasını deneyecektik. Nefes verirken sağ dizi büküp sağ kol ile ayağı yakalamaya çalıştık. Ayağı yakalayabildiysek bedeni yana doğru çevrili tutup tam duruşta beş nefes bekledik. “Uttanasana”da birkaç nefes dinlendirdikten sonra aynı akışı öteki bacakta da denedik. Zirve duruşu tamamlanmıştı. Öğrenci için bir taraf daha kolay bir taraf daha zor olmuştu. Sebebini biliyorduk. Bedenimizin sağ ve sol enerjileri farklı olabilirdi. Tabii ki sağ ve sol tarafın dengesi de… Bir tarafta daha dengeli bir tarafta daha dengesiz hissedebilirdik. Dengemiz günden güne de değişebilirdi. Bir gün çok iyi yapabildiğimiz bir şeyi bir sonraki gün iyi yapamayabilirdik.

Ders boyunca karın kaslarını ve dengeyi güçlendirmeye çalıştığımız için bedeni gevşetmeden ve dinlendirmeden önce ters duruş çalıştırmanın iyi olacağını düşünmüştüm. “Salamba sirsasana” (baş duruşu), “pincha mayurasana” (ön kol duruşu) ya da “adho mukha vrksasana” (kol duruşu) arasından seçim yapacaktık. Öğrenci hepsini birden sırayla denemek istedi. Duvar kenarına geçtik. Duruşları duvar kenarında deniyordu ama özellikle baş duruşunu duvardan uzakta durup yapıyordu. Sadece gerektiğinde duvarın çok yakınında olduğunu bilmek güven veriyordu. Kendi başına kontrollü bir şekilde acele etmeden “baş duruşu”nu yaptı. Sırada “pincha mayurasana” ve “adho mukha vrksasana” vardı. Bu iki duruşu duvar destekli deniyordu.

Ters duruşlardan sonra “utthita balasana” (uzanmış çocuk) ile bedeni dengeledik. “Savasana” (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) öncesinde ise “cat tail” (kuyruğunu yakalamış kedi) duruşuyla bedeni rahatlattık.

Dersi nasıl bitirdik? “Aslında yapamayacağımız şey yok. İçimizde o güç var. O güç, azim ve kararlılık herkeste var. Karnımız ne kadar güçlü olursa, azmimiz ve irademiz o kadar güçlü olur. İçimizdeki gücü fark edince, dikkatimizi topladığımızda, acele etmediğimizde ve her bir adımımızı nefese odaklanarak yaptığımızda, başaramayacağımız asana yok. Tek yapmamız gereken, bunun bir yolculuk olduğunu ve yolculuğumuz içinde duraklarımız olduğunu hatırlamak… O duraklarda nefeslenmek ve dinlenmek ve yenilendikten sonra kaldığımız yerden bir sonraki durağa doğru yol almak…”

yogayla dans

Standard

Bir seneyi sona erdirirken nasıl bir yoga dersi yapmalıyım diye düşündüm durdum günlerce. Tüm senenin yorgunluğunu silmek için daha sakin ve içe döndüğümüz bir ders ile mi yoksa yepyeni bir yılı karşılayacağımız için hızlı ve dışa dönük bir ders ile mi? “Yin yoga” ile dinginleşmek mi yoksa “vinyasa yoga” ile içimizdeki enerjiden enerji üretmek mi? Günlerce sürdü bu ikilemlerim… Yeni yıl arifesindeki derslerime gittiğimde henüz karar verememiştim.

20140718_115637-1

O gün sabah özel dersim, akşam da grup dersim vardı. İçimdeki bu ikilemler ile sabah dersine gittim. Derse meditasyon ile başladığımızda hala ne tarz bir ders yapacağımı bilmiyordum. Öğrenci meditasyondayken ben de gözlerimi kapattım ve bir anlığına içime döndüm. “Şu an ben öğrenci olsam, yeni yıl arifesinde nasıl bir ders isterdim?” diye düşündüm. O an kararımı vermiştim. Dans edecektik. Yin yoga’daki “yang” bir akış olan “savaşçı akışı”nı yapacaktık.

Savaşçı akışı, “ashwa sanchalanasana” (yüksek hamle) ve “çömelme”lerle dolu bir akış olduğu için öncelikle bacakların içini ve kasıkları esnetmek gerekiyordu. O yüzden dersin başındaki “asana”larda en az iki dakika bekleyerek sadece kasları değil bağ dokularını da esnetmeye çalıştık. Meditasyon sonrası, kasıkları ve bacakların içini esnetmek için “utthita balasana”da (uzanmış çocuk) bir süre bekledik. “Marjaryasana-bitilasana” (kedi-inek esnetmesi) ile omurgayı esnettik ve “iğneden iplik” duruşu ile de omurgayı büktük. Bedeni ve omurgayı ısıttıktan sonra “adho mukha svanasana”ya (aşağı bakan köpek) geçtik. Bedenleri dansa hazırlamak için aşağı bakan köpek’te bedeni hareketlendirmeye başladık. Önce sağ sonra sol bacağı havaya kaldırdık. Kalçaları önce yan yana tuttuk ardından kalçaları üst üste getirdik. Yin yoga’da bacakla yapılan bu hareketlere “dragon tails” (ejderha kuyruğu) adı verilmekte… Sırada havadaki bacağı dizden büküp geriye doğru dönüp “camatkarasana” (vahşi şey) duruşu yapmak vardı. Bacak tekrar havaya ve bu sefer kollar ve bacaklar arasından ters tarafa… Ve “yan sopa” (vasisthasana)…

Tekrar “adho mukha svanasana” ve sağ bacak iki elin sağına yerleştirilip “ashwa sanchalanasana”. “Yüksek hamle” duruşunda bir süre bekledikten sonra dirseklerin üzerine yerleşip “uttan pristhasana” (kertenkele)… Tekrar “ashwa sanchalanasana” ve bu duruşta arkadaki bacağı dizden büküp bacağın önündeki kuadriseps kaslarını esnetme… Tüm bu akışı kuadriseps ve kasık kaslarını esnetmek için yapmıştık. “Marauding bear” (yağmalayan ayı) ile kalçayı önce sağa sonra sola döndürüp sağ ve sol kalçanın dışını iyice gerdiğimiz bir noktada bekleyip kalça kaslarını rahatlattık.

Bu akıştan sonra aşağı bakan köpeğe geçip bedeni biraz dinlendirdik ve tekrar sağ bacağı havaya kaldırıp “eka pada raja kapotasana” (güvercin) duruşuna geçtik. Kalçayı dışa döndüren kasları esnetmek için…

Kuadriseps kaslarını biraz daha esnetmek için “half saddle” (yarım eyer) ve iç bacakları biraz daha esnetmek için “water bug” (su böceği) yaptık. “Malasana” (dua tespihi/çelenk duruşu) ile kasıkları esnetmeye devam ettik ve “dangling” (ayakta öne eğilerek sağa sola sallanma) ile bacakların arkasındaki hamstring kaslarını rahatlattık.

Bacakları ve kalçaları iyice esnettikten sonra artık dans edebilirdik. “Savaşçı akışı”nı üçe bölüp öğretmeyi tercih ettim. Yin yoga eğitiminde biz de öyle öğrenmiştik ve çok daha kolay olmuştu dansa alışmak. İlk olarak savaşçı ataklarını çalıştık. “Ashwa sanchalanasana”da (yüksek hamle) sol bacak öndeyse sağ kol öne doğru uzatılıyordu. Ya da tam tersi. Savaşçı, üç atak yapıyordu. Öne doğru atak yapıyordu, sonra arkaya, sonra yine öne… Atakları bir süre çalışarak nabzı da hızlandırdık.

Ataklara iyice alıştıktan sonra sırada geri çekilmeler vardı. Savaşçı önce atak yapıyordu sonra geri çekilip düşmanını gözlemliyordu. İki kere geri çekiliyordu ama geri çekildiğinde düşmanına bakmayı ihmal etmiyordu. Bakışları düşmanın üzerindeydi. İki geri çekilmenin biri yerden diğeri ise yukarıdandı.

Geri çekilmeleri de hallettikten sonra akışın en başı ve sonu kalmıştı. Akışın başında ve sonunda savaşçı tek ayak üzerinde dengesini sağlıyor ve dikkatini topluyordu. Katıldığım yin yoga eğitmenlik kursunda öğretmenimiz bize bu akışı içimizden geldiği gibi yapmamızı tavsiye etmiş ve bu akışı bir dansa çevirebileceğimizi söylemişti. Hatta akışın başında ve sonunda tek ayak üzerinde bile dans edebileceğimizi ve kalça eklemini hareket ettirebileceğimizi ifade etmişti. Öğretmenimizin bu tavsiyeleri benim çok hoşuma gitmişti ve “savaşçı akışı”nı bu şekilde yapmaya ve öğretmeye karar vermiştim. O gündür bu gündür de savaşçı akışı benim için bir dans haline geldi.

Tabii ki her dansın kendine özgü bir müziği de olur. Bu dansa çok özdeşleştirdiğim bir şarkı var. Ne zaman “savaşçı akışı”nı yapacak ya da öğretecek olsam bu şarkıyı kullanıyorum. O gün de o şarkıyı çalmaya başladım. Şarkının girişi biraz uzun. O sırada sağ bacağı havaya kaldırıp, dizden büküp kalçayı dışa doğru döndürmeye başladık. Ve sözler başladığı ve melodi değiştiği anda ataklara başladık. Birinci atak, ikinci atak ve üçüncü atak… Yerden geri çekilme, yukarıdan geri çekilme… Ve en son arkadaki bacağı öne doğru çekip kalçayı dışa doğru döndürdükten sonra bacağı yere koyduk. Sol bacakta da aynı akış… Her bacak için üç tur yaptık akışı…

Beden iyice ısınmış, nabız da hızlanmıştı. Bedenleri soğutmak ve nabzı da yavaşlatmak için yine yin yoga’da kullanılan “golden seed” (altın tohum) adlı akışı kullandık. Bu akışı hızlı değil yavaş ve odaklanarak yaptık. İsteyenler gözlerini kapattı.

Üç tur sonunda “malasana” (çelenk/dua tespihi duruşu) yapıp yere oturduk. “Butterfly” (kelebek), “half butterfly” (yarım kelebek), “jathara parivartanasana” (karından burgu) ve “ananda balasana” (mutlu bebek duruşu) ile bedeni rahattıktan sonra sıra artık “savasana”ya (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) gelmişti.

Dersi bitirirken, bir seneyi daha devirirken, geçmişi geçmişte bırakmak, geleceği de düşünmemek ve planlamamak gerektiğini hatırlattım. Hayatta tek bir an vardı, o da “bu an”, “şimdi”ydi. Farkındalıkla yaşadığımızda, o an’da kalıyorduk ve o an’ı yaşıyorduk. “2014 yılında yaşadıklarımızı, acısı ve tatlısıyla geride bırakmak ve her yaşadığımız olayın bizi büyütüp olgunlaştırdığının farkına varmak…  İster fiziksel bir sıkıntı, isterse duygusal ya da ruhsal sıkıntı olsun, başımıza gelen her şeyi kendi kendimize yaratıp çektiğimizi ve tüm bu deneyimlerin bizi büyütüp geliştirdiğini fark etmek… Tüm bunlardan dolayı eski yıla teşekkür etmek… Yeni yılı karşılarken tüm getirilerine açık olmak… Yeni deneyimlere kucak açmak… Yeni başlangıçlara hazır olmak… Yeni bir sayfa açmak ve hayatımızı yeniden düzenlemek… Adım adım ilerlemek… Attığımız her adımdan keyif almak… Varacağımız noktaya değil yolculuğun kendisine odaklanmak ve yolculuktan keyif almak… An’ı yaşamak ve an’da kalmak…” Peki, neden danslı bir akışta karar kılmıştım? Dans bir meditasyondu. Bedenimizdeki atamadığımız olumsuz enerji strese yol açabiliyordu ve dans ederek bu enerjiyi bedenimizden atabilirdik. Müziği içimizde hissederek, bedeni müzikle bir hale getirip zihni susturabilirdik. Beden, zihin, ruh ve nefes birliği sağlayabilirdik. Ve dans ederek, bedene odaklanıp zihni susturup an’da kalabilir, an’ı yaşayabilirdik.

sil baştan!

Standard

Bir yılı daha acısıyla tatlısıyla, neşesiyle hüznüyle geride bıraktık. Yeni bir yıla yepyeni ümitler ve beklentiler içinde giriyoruz her zaman olduğu gibi… Yeni olan herşey güzeldir aslında. Yeni bir elbise, yeni bir ayakkabı, yeni bir kitap aldığımızda seviniriz bir çocuk gibi. Yeni ve daha önceden hiç gitmediğimiz bir yere seyahat ettiğimizde mutlu oluruz. Yeni bir arkadaş edindiğimizde, yeni bir gruba katıldığımızda, yeni bir hobi edindiğimizde, yeni bir işe başladığımızda kendimizi hep mutlu, huzurlu ve yenilenmiş hissetmez miyiz?

424430_10150561136763812_379396943_n

İşte yeni yıl da hep böyle heyecanlı ve renkli girer hayatımıza sanki yeni doğmuş bir bebek gibi… Masum ve işlenmeye hazır… Tam da bu sebeple, yeni yılda yeni başlangıçlar yapmalı, hayatımızı sil baştan yaratmalıyız.
2015 yılını kendimizi şımartmaya ve mutlu etmeye adayalım. Anı yaşamaya, anı yakalamaya çalışalım. Geçmişten gelen tüm hüzünleri, acıları, yalnızlıkları, pişmanlıkları, olumsuzlukları silelim ve unutalım. Dünü dünde bırakalım. Geleceği de düşünmeyelim, bir ay sonrasını, bir gün sonrasını, hatta bir an sonrasını bile düşünmeyelim. Sadece ve sadece ana odaklanalım. Nefes aldığımız için, sağlıklı olduğumuz için, etrafımızda sevdiğimiz insanlar olduğu için mutlu olalım ve şükredelim.
Bu mutluluğumuzu sevdiğimiz işleri yaparak çoğaltalım. Bu ister sanatsal bir hobi olsun, ister sportif bir aktivite olsun, ister yoga yapmak, ister oturup kitap okumak, bir yudum çayı keyifle ve farkındalıkla içmek, seyahate çıkmak, yavru bir kediyi veya köpeği sevmek ve doyurmak, bir sevdiğine sarılmak, isterseniz de hayatınızı kazandığınız işi sevgiyle ve istekle yapmak olsun… Ne yapıyorsak yapalım, anda kalarak, anı yaşayarak ve sevgimizi vererek yapalım…
Hepimiz, bir şeyler dileriz yeni yıldan. Dileklerimizin bir an önce olması için, derin bir nefes alalım. Nefesimizi verirken, tüm enerjimizle ve içtenliğimizle dileklerimizi evrene yollayalım. En başta sağlık, mutluluk, huzur, sevgi, anlayış ve bolluk… Sonra canınız ne istiyorsa… Dileklerimiz illa ki ulvi olmayabilir. Bol kazanç, şans oyunlarında büyük ikramiyeyi kazanmak, daha iyi bir iş, akademik kariyer, seyahat etmek, bedenimizi şekle sokmak, güzelleşmek ve daha bir sürü şey…
Eski yılı uğurlarken, yaşadıklarımızı kabullenip, her yaşadığımızın olayın bizi daha çok büyütüp olgunlaştırdığının farkına varmak… İster fiziksel bir sıkıntı isterse duygusal ya da ruhsal sıkıntı olsun, başımıza gelen herşeyi kendi kendimize yaratıp çektiğimizi ve tüm bu deneyimlerin bizi büyütüp geliştirdiğini farketmek… Tüm bunlardan dolayı eski yıla teşekkür etmek…
Yeni yılı karşılarken tüm getirilerine açık olmak… Yeni deneyimlere kucak açmak… Yeni başlangıçlara hazır olmak… Yeni bir sayfa açmak ve hayatımızı yeniden düzenlemek… Adım adım ilerlemek… Attığımız her adımdan keyif almak… Varacağımız noktaya değil yolculuğun kendisine odaklanmak ve yolculuktan keyif almak…
Bu yeni yıl farkındalığımızın arttığı, kendimizi sevdiğimiz ve onayladığımız, yaşadıklarımızla biraz daha büyüyeceğimiz, yeni başlangıçlarla dolu bir yıl olsun…