enerji verebilmek!

Standard

Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim. Bir anaokulunda yoga dersleri vermeye başladım diye. Çocuklarla yoga yapmak gerçekten zor ama çok da eğlenceli. Onlarla ilgili deneyimlerimi bundan sonraki yazılarımda anlatacağım. Bugünkü yazım yine anaokuluyla ilgili ama çocuklarla değil onların velileriyle ilgili. “Ne alaka?” diye sorduğunuzu duyar gibi oluyorum. Hemen açıklığa kavuşturayım. Anaokulunda akşamları ve hafta sonları velilere ve öğretmenlere yoga dersleri vermeye başladım. Benim için çok değişik bir deneyim oldu. Neden mi? Anlatmaya başlayım en iyisi…

2009-2010 tum fotolar 730

Geçen hafta bir akşam anaokuluna gittim. Öğretmenler ve velilerle yoga yapmak için. İki öğrencinin velisi henüz gelmemişti. Öğretmenler ya derse girecekti o iki öğrenciyi de yanlarına alarak ya da veliler gelene kadar bekleyecektik. Herkesin ilk yoga deneyimiydi ve daha fazla beklemek istemiyorlardı. İyisi mi biz iki öğrenciyi de yanımıza aldık ve derse başladık.

Ders başlamadan minik öğrencilerimle konuştum. “Bugün biz annelerle ve öğretmenlerle yoga dersi yapacağız. Büyüklerle yaptığımız yoga dersi sizinle yaptıklarımızdan biraz farklı. Sizden bir şey istesem yapar mısınız?” İkisi birden bağırarak, “eveeeeeetttt.” “O zaman sizden ders boyunca tıp oynamanızı rica ediyorum. Bugün bir tek ben konuşacağım. Diğer öğretmenleriniz de susacak. Siz de isterseniz büyük yogasını deneyebilirsiniz” dedim. Büyük insan yerine konmak çok hoşlarına gitti.

Müziği ayarladım. Hava kararmıştı. Sınıfın ışıklarını açtığımızda etraf çok aydınlık olmuştu. Işıkları kapattım. Kapıyı aralık bıraktım. Koridorun ışığı bize yeterdi. “Sukhasana”da (kolay oturuş-bağdaş) oturarak başladık. Öncelikle omurganın dik tutulması, omuzların yuvarlanması, çenenin yere paralel olması gibi temel oturuş hizalanmalarını hatırlattım. Sonra gözlerini kapatmalarını istedim. İlk olarak burundan nefes alıp ağızdan verdik tam üç kere. Biraz gevşemek ve günün yorgunluğunu ve stresini atmak için. Sonra burundan nefes alıp vermeye geçtik. Bizim iki yumurcağı görmeliydiniz. Onlar da derin derin nefes alıp vermeye başlamışlardı. İlk kopan öğretmenlerden biri oldu. Başladı kahkahalarla gülmeye. Derken hepimiz koptuk. Başlangıç meditasyonu yalan olmuştu. Hepimizin dikkati dağılmıştı ama gerçekten de iki yumurcağın hali görülmeye değerdi. Kendilerini o kadar çok derse vermişlerdi ki bizim yaptıklarımızı yapmaya çalışıyorlardı. İki aylık bir süre içinde minik öğrencilerimle bir bağ oluşmuştu aramızda. Onlar beni çok seviyordu, ben de onları…

Neyse bu olayı çabuk atlattık çünkü o sırada kapı çaldı ve velileri gelip aldı yumurcakları. Artık biz büyükler baş başa kalmıştık.

Büyük öğrencilerimin ilk yoga deneyimiydi. O nedenle ayaktaki asanalardan başlamak istemiştim. Ders boyunca en çok üstünde durduğum şey, dizlerini ayak bileğinin üstünde tutmaları ve özellikle ayaktaki öne eğilmelerde diz kapaklarını yukarı çekerek kuadriceps (ön bacak) kaslarını sıkmalarıydı. Tüm bunlar asanalarda yanlış hizalanmayı ve sakatlanmaları önlemek içindi.

“Tadasana” (dağ duruşu), “uttanasana” (ayakta öne eğilme), “virabhadrasana I” (birinci savaşçı), “virabhadrasana II” (ikinci savaşçı), “parsvakonasana” (geniş açı duruşu), “utkatasana” (sandalye), “trikonasana” (üçgen), “prasarita padottanasana” (bacaklar açık öne eğilme), “parsvottanasana” (bacaklar ayrı baş dize), “vrksasana” (ağaç) o gün üzerinde durduğumuz başlıca ayaktaki asanalardı.

IMG-20131124-WA0000

Hayatlarında daha önce hiç yoga dersine katılmadıkları için, özellikle hizalanma kurallarını uzun uzun anlatıyordum. Dersimiz “hatha” (güneş-ay) tarzı bir ders olmuştu.

Üstüne üstlük, grup kıkırdanıp duruyordu. Aynadan kendilerine bakıyorlar. “Ben bunu yapabildim”, “aaaaayyyy ben ne kadar hammışım”, “doğru yapabildim mi?”, “sizce diz kapaklarımı yukarı çekebildim mi?” gibi cümleler ve sorularla karşılaşıyordum. Bir yandan asanaları yapıyorlar bir yandan da gülüyorlardı. Dersimiz çok eğlenceli hale gelmişti ki grup, “sizce yoga dersinin ciddiyetini bozmadık mı?” diye sordu. “Hayır, tabii ki bozmadık. Her yoga dersi ruhani ve ciddi olacak diye bir şey yoktur” dedim onlara.

Ayaktaki asanalardan sonra yerdeki asanalara geçtik. “Paschimottanasana” (oturarak öne eğilme/doğuya bakan duruş), “marichyasana” (bilge Marichy duruşu) ve “baddha konasana” (kelebek) bunlardan birkaçıydı.

Sonra yere uzandık biraz karın çalıştırmak için. Bacakları 90 derece havaya kaldırdık ve adım adım her nefes verişte biraz aşağı indirdik. Ardından bacakları teker teker yere indirdik. Karın kasları yanınca, bacaklara sarılıp göğsümüze çektik (apanasana). Karın kaslarımızın acısını en iyi kalça kaslarını çalıştırarak unutabilirdik. En iyisi yan kalça kaslarını çalıştırmaktı. İğneden iplik duruşu bunun için birebirdi.

Artık dersin sonuna gelmiştik. Jathara parvirtanasana” (karından burgu) yaptık ve “savasana”ya (derin gevşeme ve dinlenme pozu) geçtik. O gün akşam dersine uygun olarak hafif caz şarkıları çalıyordum. Sözlü yönergelerle sınıfı derin gevşemeye hazırladım. Ardından tek tek öğrencilerimin yanına giderek bedenlerinin gergin olabilecek noktalarına ufak müdahalelerle gevşemelerine yardımcı oldum. Ardından oturup bekledim. “Savasana”yı bilerek uzun tutmuştum. Tüm günün yorgunluğu ve stresi üstüne bir de yoga dersinin yorgunluğunun eklendiğini düşünüyorlardı; çünkü yorulmuşlardı asanaları yaparken. Beden ilk defa alıştığının dışında bir şey yapıyordu. Ama “savasana” bedeni gevşetmek, dinlendirmek ve enerji toplamak için harika bir asanaydı. Öğrencilerimin ilk yoga deneyimi olduğu için yoga dersinde ne kadar yorulduklarını düşünürlerse düşünsünler ders bittikten sonra müthiş bir enerjiyle dolacaklarını bilmiyorlardı.

Yavaş yavaş uyandırdım sınıfı “savasana”dan. Bağdaşta oturduk. Yoganın, beden, zihin ve ruh birliği ve bütünlüğü olduğunu ve bu nedenle gevşeyip dinlenip enerjiyle dolabildiğimizi söyledim. Her ne kadar ders boyunca zihnimizi susturmayı başaramamış olsak da, etrafımızda olan olaylardan etkilenmiş olsak da, yumurcakların nefeslerini duymuş ve onlara gülmüş olsak da, dikkatimiz dağılmış olsa da, bu ilk yoga dersimizdi. Zaman içinde beden, ruh ve zihin birliğini ve bütünlüğünü sağlayabilecektik. Pes etmemeli ve yolculuğumuza devam etmeliydik.

Dersin sonunu böyle bağlamıştım. Öğrencilerimin gözlerini açtırdığım zaman bir alkış koptu sınıftan. İnanır mısınız bu güne kadar çok güzel geribildirimler almıştım öğrencilerimden ama böylesine bir alkış ilk defa alıyordum. Çok duygulandım ve çok hoşuma gitti bu geribildirim. Heyecanla eve geldim ve eşime anlattım. O gün ikinci dersimdi, yorulmuştum ama çok mutluydum.

Ertesi gün miniklerimle dersim vardı. Anaokuluna gittim ve bir tezahüratla karşılandım. “En sevdiğim öğretmenim benim” diye karşılıyordu beni dersime giren eğitmen arkadaşlarım. İşte bu her şeye değerdi. Demek ki, vermek istediğim enerjiyi verebilmiştim ve onlar da almıştı. Demek ki aramızda güzel bir etkileşim oluşmuştu. Zaten tüm çabalarımız bunun için değil miydi?

Reklamlar

About burcuyircali

Hayata bambaşka bir meslek dalında atılmış ve 30 yaşından sonra kendini yoga dünyasının içinde bulan biri... Günde üç vardiya halinde bilgisayar başında ingilizce haber yazan biriyken, sırt ve bel ağrılarından muzdarip olup bir anda kendini yogada bulan ve kıpır kıpır yaşantısını yogayla sakinleştiren biri... Son beş yıl içinde yogayla dinginleşen, ve aslında kendini bulan biri... Tüm bu nedenlerden dolayı, yoga eğitmeni olmaya karar veren, hayatının akışını bir anda değiştiren, yoga önündeki tüm engelleri kaldıran ve kendini tamamen yogaya adayan biri... Sürekli yoga içinde olmayı, birşeyler okumayı, yaratmayı, insanlarla yogayı paylaşmayı ve yaşamayı seven biri... Gezmeyi, değişik deneyimler edinmeyi, okumayı, bazen yalnız başına kalmayı, bazen de etrafında binlerce insan olmasını seven biri... Kısacası herkesten bir parça içeren, herkes gibi olan biri...

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s